HABERLER

G[A]
02 Ağustos 2026 17:03 | Son Güncelleme: 02 Ağustos 2026 23:24

Bahçeli’den “Türk ve Türkiye Yüzyılı”nın yeni dayanakları: Enerjide bağımsızlık, Terörsüz Türkiye ve Türk Dünyası

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları” başlıklı röportaj dizisinin üçüncü bölümünde enerji meselesinin tam çözümünü, “Terörsüz Türkiye” hedefini ve Türk Dünyası anlayışını gelecek tasavvurunun yeni dayanakları olarak açıkladı. Enerjide bağımsızlığı “Türkiye’nin Kızılelması” olarak nitelendiren Bahçeli, Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçeve yasanın siyaset üstü görülerek desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika Haberleri- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları” başlıklı kapsamlı röportaj dizisinin üçüncü bölümünde Türkiye’nin enerji güvenliği, terörle mücadele, toplumsal mutabakat ve Türk Dünyası vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TÜRKGÜN’de 2 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan, Büşra Akkaya’nın haberleştirdiği ve MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Muhammet Hanifi Macit tarafından gerçekleştirilen röportajda Bahçeli; “enerji meselesinin tam çözümü”, “Terörsüz Türkiye” ve “Türk Dünyası anlayışı” başlıklarını Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına ilişkin gelecek tasavvurunun temel unsurları arasında gösterdi.

Röportajın bu bölümünde enerji bağımsızlığı yalnızca ekonomik bir hedef olarak değil, millî egemenlik ve stratejik kapasite meselesi olarak ele alındı. “Terörsüz Türkiye” hedefi ise toplumsal bütünleşme, demokratikleşme, hukuk devleti ve gelecek nesillerin huzuru ekseninde değerlendirildi. Türk Dünyası başlığında Türk Devletleri Teşkilatı, bilim ve teknoloji iş birliği, Türk teo-stratejisi, Türk Dünyası jeopolitiği ve “Turan Koridoru” yaklaşımı öne çıktı.

Beşinci dayanak: Enerji meselesinin tam çözümü

Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvurunun beşinci dayanağını “enerji meselesinin tam çözümü” olarak açıkladı.

Enerjinin tarımsal üretimden sanayiye, sağlık hizmetlerinden savunma sistemlerine kadar hayatın bütün alanlarını doğrudan etkilediğini belirten Bahçeli, enerji kaynaklarının ülkelerin ekonomik ve siyasi gücünü belirleyen stratejik bir omurga hâline geldiğini ifade etti.

Bahçeli’ye göre günümüzde karşı karşıya bulunulan mesele yalnızca enerji kaynaklarına erişimden ibaret değil. Enerji limanlarının, petrol rafinerilerinin, boru hatlarının ve depolama tesislerinin doğrudan hedef hâline gelmesi, enerji sisteminin bütününü küresel ölçekte kırılganlaştırıyor.

Bahçeli, bu nedenle mevcut tablonun klasik anlamda bir enerji arz güvenliği sorununun ötesine geçtiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.”

Enerji altyapısı doğrudan hedef hâline geliyor

Küresel enerji düzeninin giderek daha hassas bir yapıya dönüştüğünü söyleyen Bahçeli, limanların, rafinerilerin, boru hatlarının ve depolama tesislerinin maruz kaldığı risklerin bütün ülkeleri etkileyebilecek bir güvenlik sorunu oluşturduğunu belirtti.

Enerji altyapısına yönelik tehditlerin yalnızca belirli bir geçiş hattı veya bölgeyle sınırlı kalmadığını ifade eden Bahçeli, ortaya çıkan yeni dönemde Türkiye’nin enerji güvenliği içindeki rolünün de yeniden tanımlandığını kaydetti.

Türkiye enerji geçiş ülkesi olmanın ötesine geçti

Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki petrol keşifleri ile uluslararası enerji arama faaliyetlerine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin güçlü altyapısının da katkısıyla yalnızca enerji geçiş ülkesi olmaktan çıktığını söyledi.

Türkiye’nin farklı enerji kaynaklarını ve güzergâhlarını buluşturan, kriz dönemlerinde alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç hâline geldiğini belirten Bahçeli, bu gelişmenin ekonomik kazanımın ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bahçeli’ye göre enerji alanında ulaşılan aşama, millî kudretin güçlendirilmesi, bağımsızlığın pekiştirilmesi ve devletin stratejik kapasitesinin geliştirilmesi bakımından önemli bir eşiği temsil ediyor.

“Enerjide bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelmasıdır”

Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesinin ülkelerin uluslararası sistemdeki yerini doğrudan belirlediğini söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin enerji denkleminde denge kurucu bir aktöre dönüştüğünü ifade etti.

Bahçeli şöyle konuştu:

“Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir. Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir. Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır. Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelmasıdır.”

Bahçeli’nin değerlendirmesinde enerji bağımsızlığı; ekonomik kalkınmanın yanında dış politikada hareket kabiliyeti, millî güvenlik, sanayi üretiminin sürekliliği ve devlet egemenliğiyle doğrudan ilişkilendirildi.

Altıncı dayanak: Terörsüz Türkiye

“Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvurunun altıncı dayanağını “Terörsüz Türkiye” olarak açıklayan Bahçeli, MHP’nin temel yaklaşımının Türk milletinin birlik ve beraberliğini korumak olduğunu belirtti.

Toplumsal huzursuzluk alanlarının cepheleşmeye dönüşmesinin önlenmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, farklılıkların öne çıkarılması yerine ortak değerlerin bütünleştirici gücüne dayanan millî bir bakış açısının hâkim kılınmasını savundu.

Bahçeli, bireysel özgürlüklerin geliştirilmesi, herkesin kendi tercihleri doğrultusunda yaşayabilmesi ve toplumun ortak duyarlılıklar etrafında tasada ve kıvançta birleşebilmesinin hedeflendiğini belirterek “Terörsüz Türkiye” politikasının bu anlayışın sonucu olduğunu söyledi.

Sürecin başlangıcı olarak 22 Ekim 2024’ü gösterdi

“Terörsüz Türkiye” sürecinin 22 Ekim 2024 tarihinde MHP’nin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı açıklamayla başladığını belirten Bahçeli, hedefin PKK’nın bütün unsurlarıyla koşulsuz ve şartsız silah bırakması, terörün Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında sona erdirilmesi ve millî birliğin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti.

Bahçeli, Türk milletinin herhangi bir ön şart bulunmaksızın ortak millî yapı içinde kucaklaşmasının; huzurlu, umutlu, müreffeh, şiddetsiz ve terörsüz bir yüzyıla ulaşmasının amaçlandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bakanlar, siyasi parti liderleri ile şehit ve gazi ailelerinden sürece yönelik destek açıklamaları geldiğini hatırlatan Bahçeli, İmralı’dan PKK’ya yapılan fesih ve silah bırakma çağrısının ardından yaşanan gelişmeleri “tarihî bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

Hukuk, ahlak ve demokratik siyaset vurgusu

Sürece ilişkin yol haritasının hukuk, ahlak ve demokratik siyaset çerçevesinde, iyi niyetle uygulanması gerektiğini söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin çatışmacı ve ayrıştırıcı siyaset yerine toplumsal mutabakata ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Bahçeli’nin açıklamasında şu ifadeler öne çıktı:

“Toplumsal mutabakat ile çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen bir anlayışa, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesine ihtiyacımız vardır.”

“Çerçeve yasaya tam destek verilmelidir”

Bahçeli, TBMM çatısı altında “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” oluşturulması yönündeki çağrılarının karşılık bulduğunu söyledi.

Komisyon çalışmalarında toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî dayanışma ve kardeşliğin pekiştirilmesi ile özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında yapılabilecek çalışmaların çok boyutlu biçimde ele alındığını belirten Bahçeli, hazırlanan raporun ardından yasa yapım sürecinde önemli bir eşiğe gelindiğini ifade etti.

Bahçeli şunları kaydetti:

“Bir devlet politikası olan Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda yasa yapımı sürecinde de önemli bir eşikte bulunmaktayız. Bu mesele siyaset üstü bir konu olarak görülmeli, çerçeve yasaya tam destek verilmelidir.”

“Geri dönülmesi mümkün olmayan tarihî bir adım”

“Terörsüz Türkiye” hedefini dış müdahalelere ve Türkiye üzerinde kurulan istikrarsızlık düzenine karşı geliştirilmiş tarihî bir politika olarak değerlendiren Bahçeli, sürecin geri döndürülemeyeceğini söyledi.

Bugün alınan kararların gelecek nesillerin yaşayacağı şartları belirleyeceğini ifade eden Bahçeli, Terörsüz Türkiye’nin gelecek kuşakların huzuru ve refahı adına üstlenilmiş tarihî bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Bahçeli şöyle konuştu:

“Terörsüz Türkiye, ortak aklı ve toplumsal mutabakatı önceleyen, dürüst ve samimi adımlarla dış dayatmalara kapalı, bin yıllık kardeşliği daha da kuvvetlendirecek gelecek inşasının teminatıdır.”

Bahçeli, hedefin Türkiye’yi dünya dengeleri içinde daha sağlam bir konuma yerleştirmek, milletin tarihsel varlığını, birliğini ve bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımak olduğunu kaydetti.

“Bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi”

Terörsüz Türkiye politikasının bir demokratikleşme ve gelecek inşası iradesi olduğunu belirten Bahçeli, Türkiye’nin geleceğinin geçmişte çözülemeyen sorun anlatılarına mahkûm edilemeyeceğini söyledi.

İlerlemenin sağlanabilmesi için geleceğe bakılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, geçmişe ancak yapılan yanlışların tekrar edilmesini önlemek amacıyla dönülmesinin anlamlı olacağını kaydetti.

Bahçeli şunları söyledi:

“Bugün bir gelecek düşüncesi olarak yürütülen bu politika bir demokratikleşme, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesidir.”

“Hiçbir politik oyun bizi geri döndüremeyecek”

“Terörsüz Türkiye” politikasına yönelik eleştirileri değerlendiren Bahçeli, örgütün zayıfladığı bir dönemde neden böyle bir sürece ihtiyaç duyulduğu sorusunun samimi hassasiyetlerle yöneltilmesi hâlinde akıl ve ahlak sınırları içinde cevaplandırılması gerektiğini söyledi.

Terör sorununda çözüm arayışına şiddetin en yüksek olduğu dönemde değil; örgütün anlam ve ideoloji krizi yaşadığı, bölgesel varlık alanının daraldığı bir aşamada girilebileceğini savunan Bahçeli, Türkiye’nin bugün böyle bir eşikte bulunduğunu ifade etti.

Bahçeli şöyle konuştu:

“Oynadıkları hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir.”

MHP: “Bu tarihî sorumluluğu üstlendik”

MHP’nin Türk milliyetçiliği ve Türk-İslâm Ülküsü değerlerinin taşıyıcısı ve savunucusu olduğunu belirten Bahçeli, partisinin devletin, vatanın ve milletin zararına olabilecek hiçbir faaliyetin içinde yer almadığını söyledi.

Terörsüz Türkiye’nin ülkenin geleceği adına üstlenilmiş tarihî bir sorumluluk olduğunu ifade eden Bahçeli, hedefin gerçekleştirilebilmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

Bahçeli şunları söyledi:

“Terörsüz Türkiye, ülkemizin geleceği için almış olduğumuz tarihî bir sorumluluk, tabiri caizse bu uğurda gövdemizi taşın altına koyduğumuz bir atılımdır. Bunu başarmak için elimizden geleni yapacağız.”

Terörün kökten sona erdirilmesinin “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun diğer dayanaklarının hayata geçirilmesi açısından da belirleyici olduğunu belirten Bahçeli, terörün ortadan kaldırılmasıyla gelecek tasavvurunun önündeki en büyük engellerden birinin aşılacağını ifade etti.

Türk Dünyası anlayışı: Bilim, teknoloji ve müşterek gelecek

Röportajın üçüncü ana bölümünde Bahçeli, “Türkçe Dünya Kurma İdeali” ile Türk Dünyası anlayışı arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

Türkçe Dünya Kurma İdeali’nin Türk Dünyası içerisinde hayata geçirilebileceğini belirten Bahçeli; konunun Türk Devletleri Teşkilatı, Türk teo-stratejisi ve Türk Dünyası jeopolitiği bakımından ayrı başlıklar altında ele alınması gerektiğini söyledi.

Türk Devletleri Teşkilatına “Türk yönetim felsefesi” önerisi

Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatının tarihsel akıl ve tecrübeden yararlanan bir “Türk yönetim felsefesi” benimseyebileceğini ve bunu günümüzün bilgi ağına taşıyabileceğini ifade etti.

Bu yaklaşımın mutlaka bilimsel ve teknik içerikle desteklenmesi gerektiğini belirten Bahçeli, siyasetin söz konusu dünya tasavvurunu bilimin dili ve teknolojinin imkânlarıyla somutlaştırması gerektiğini kaydetti.

Bahçeli’ye göre 21. yüzyılda Türk Dünyası’nın refah seviyesinin gelişmiş ülkeler düzeyine ulaştırılması ve küresel ölçekte söz sahibi olması, etkin bir araştırma ve geliştirme stratejisinin hazırlanmasına ve uygulanmasına bağlı.

Türk Dünyası için ortak Ar-Ge eylem planı

Azerbaycan, Kazakistan ve Türkiye’de bilim ve teknoloji alanında belirli ilerlemeler sağlandığını belirten Bahçeli, buna karşın Türk Dünyası’nın Ar-Ge altyapısının gelişmiş ülkelerin gerisinde bulunduğunu söyledi.

Türk Dünyası’nın Ar-Ge kapasitesinin kısa sürede gelişmiş ülkelerdeki düzeye çıkarılmasına yönelik eylem planlarının desteklenmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, modern bilim ve yüksek teknolojinin geliştirilmesi için somut modeller oluşturulmasını istedi.

Bahçeli, gelişmiş ülkelerin Ar-Ge altyapılarının incelenerek Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerde ve Türk Dünyası’nın genelinde uygulanabilecek önerilerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

Türk teo-stratejisi: Ortak inanç ufku ve değerler sistemi

“Türk teo-stratejisi” kavramını da açıklayan Bahçeli, inancın millet kimliğinin ve kültürün oluşumunda etkili unsurlardan biri olduğunu belirtti.

Farklı coğrafyalarda, farklı din ve mezhep çevrelerinde yaşayan Türk toplulukları arasında benzer halk inanışlarının bulunmasının tarihî ve millî bağların göstergesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türk Dünyası teo-stratejisini müşterek bir inanç ve değer ufkunun oluşturulması olarak tanımladı.

Bahçeli, bu yaklaşımın herhangi bir dinî yorumun Türk Dünyası’na telkin edilmesi veya yayılması anlamına gelmediğini özellikle belirtti.

Amaçlarının eğitim, ekonomi, siyaset, hukuk ve aile gibi toplumsal kurumlarda var olan ortak değerlerin hatırlatılması olduğunu söyleyen Bahçeli; İmam Mâtürîdî, Yunus Emre, Ahmet Yesevi’nin “Divan-ı Hikmet”i ve Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig”i gibi tarihsel şahsiyet ve eserleri müşterek değer sisteminin kaynakları arasında gösterdi.

Türk Dünyası jeopolitiği ve Turan Koridoru

Bahçeli, dünyanın artık tek merkezli veya iki kutuplu bir yapıyla açıklanamayacağını, çok merkezli güç denklemlerinin ortaya çıktığını söyledi.

Yeni ticaret güzergâhlarının ve sermaye rotalarının oluşmasının çok kutuplu güç merkezlerini kaçınılmaz hâle getirdiğini belirten Bahçeli, Türk Dünyası jeopolitiğinin bu yeni düzenin önemli kavşaklarından biri olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin bölgesel sorunlarda daha etkili rol üstlenme, dış politika ve güvenlik politikalarında daha fazla özerklik kazanma ve uluslararası sistemde daha yüksek statü elde etme eğilimine öncülük ettiğini belirten Bahçeli, bu kapasitenin Türkiye’nin devlet tecrübesinden kaynaklandığını söyledi.

Türkiye’nin doğal ve medeniyet jeopolitiği

Türkiye’nin bölgedeki güç dengesinin tek merkezli hâle gelmesini uzun vadeli tehdit olarak değerlendirdiğini belirten Bahçeli, bu nedenle jeopolitik süreci kendi millî çıkarları doğrultusunda yönetmeye çalıştığını ifade etti.

Türkiye’nin doğal jeopolitik konumunun yanı sıra tarihsel tecrübesi, kıtalar arası geçmişi, kültür varlıkları ve gönül coğrafyasıyla bir “medeniyet jeopolitiğine” sahip olduğunu söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin sonradan oluşturulmuş bir ideolojik jeopolitiğe ihtiyaç duymadığını kaydetti.

Bahçeli’ye göre Türkiye’nin jeopolitik gücünün temelini doğal konumu, tarihsel aklı, medeniyet birikimi ve dünya ulaşım hatlarının önemli koridorlarından biri olması oluşturuyor.

“Turan Koridoru-Türk ve Türkiye Yüzyılı mefkûreleştirilmeli”

Türk tarihinin temel tecrübelerinden biri olan “birlik ve dirlik” duygusunun ahlaki bir sorumluluğa dönüştüğünü ifade eden Bahçeli, bu sorumluluğun günlük siyasi söylemlerin ötesinde ele alınması gerektiğini belirtti.

Bahçeli şöyle konuştu:

“Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında devlet ve millet bütünlüğüyle ‘Turan Koridoru-Türk ve Türkiye Yüzyılı’ mefkûreleştirilmelidir.”

Toplumların ortak bir ideale sahip olmamasının kimlik ve gelecek boşluğu oluşturabileceğini söyleyen Bahçeli, böyle bir boşluğun küresel popüler kültür tarafından doldurulmasının ciddi bir tehlike meydana getireceğini savundu.

GA özel değerlendirme: Vizyonun sürdürülebilirliği stratejik akla bağlı

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve “Millî Ses-Akıl Penceremden” köşe yazarı Dr. Oğuz Poyrazoğlu’nun daha önce yayımlanan değerlendirmeleri, röportajın üçüncü bölümünde öne çıkan enerji, güvenlik ve Türk Dünyası başlıklarıyla ortak bir stratejik zeminde buluşuyor.

Poyrazoğlu, “Türkiye Yüzyılında Akıl, Veri ve Strateji” başlıklı yazısında Türkiye’nin ikinci yüzyılını yalnızca bir takvim değişikliği olarak değil, siyaset yapma biçiminin yeniden tanımlandığı bir eşik olarak ele alıyor.

Bu değerlendirmede “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun sürdürülebilirliğinin analitik kapasiteyle ölçüleceğini belirten Poyrazoğlu, güçlü liderliğin yanında veriye dayalı karar verme, stratejik analiz ve doğru zamanlamanın önemine dikkati çekiyor.

Poyrazoğlu’nun yaklaşımı şu cümlede özetleniyor:

“Akıl üretmeyen siyaset, yön üretemez.”

Bu çerçeveden bakıldığında Bahçeli’nin enerji akışlarını yönetebilen, riskleri önceden analiz eden ve kriz dönemlerinde alternatif güzergâhlar oluşturabilen Türkiye yaklaşımı; stratejik akıl, kurumsal kapasite ve uzun vadeli planlamanın birlikte işletilmesini gerekli kılıyor.

Güvenlik artık çok katmanlı bir devlet kapasitesi gerektiriyor

Poyrazoğlu, “Türkiye’nin Güvenlik Mimarisinde Yeni Ufuklar: Uluslararası Güvenlik ve Jeopolitik Derinlik” başlıklı yazısında Türkiye’nin güvenliğinin yalnızca ülke sınırları içinde ele alınamayacağını belirtiyor.

Türkiye’nin enerji koridorlarının kavşağında bulunması, bölgesel rekabetlerin kesişim noktasında yer alması ve geniş diplomatik kapasitesi; askerî, diplomatik, ekonomik ve teknolojik araçların birlikte kullanıldığı çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımını zorunlu kılıyor.

Bu değerlendirme, Bahçeli’nin enerji güvenliğini millî kudret ve stratejik bağımsızlıkla ilişkilendiren yaklaşımı ile “Terörsüz Türkiye” hedefini bölgesel istikrarsızlık dinamiklerinin sona erdirilmesi bağlamında ele alan açıklamalarıyla kesişiyor.

Buradaki ortak sonuç, Türkiye’nin güvenlik politikasının yalnızca mevcut tehditlere tepki veren değil; gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri öngören, enerji ve ulaştırma hatlarını koruyan, toplumsal bütünlüğü güçlendiren ve bölgesel gelişmelere yön verebilen bir devlet kapasitesine dayanması gerektiğidir.

Millî hafıza Türk Dünyası vizyonunun kültürel zemini

Poyrazoğlu’nun “Mustafa Necati Sepetçioğlu: Millî Hafızanın Hikâyecisi” başlıklı yazısı ise röportajdaki Türk Dünyası, ortak kültür ve tarihsel hafıza değerlendirmeleriyle doğrudan ilişki kurulabilecek bir diğer çalışmayı oluşturuyor.

Poyrazoğlu, millî hafızanın diri tutulmasının genç kuşakların tarihsel ve kültürel kökleriyle bağ kurabilmesi açısından taşıdığı önemi vurgularken, Sepetçioğlu’nun eserlerinin Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan’dan Kırgızistan’a, Kazakistan’dan Balkanlar’a kadar geniş bir Türk Dünyası coğrafyasında yaygınlaştırılmasını öneriyor.

Bu yaklaşım, Türk Dünyası vizyonunun yalnızca diplomatik ve ekonomik iş birlikleriyle sınırlandırılmaması; ortak tarih, edebiyat, sanat, eğitim ve kültür içerikleriyle desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Bahçeli’nin bilim, teknoloji ve Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesine ilişkin açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Türk Dünyası’nın geleceğinin iki tamamlayıcı güç üzerine kurulması gerektiği görülüyor: Bir tarafta bilimsel ve teknolojik yeterlilik, diğer tarafta ortak hafıza ve kültürel süreklilik.

GA Stratejik Bakış: Üç dayanak aynı devlet kapasitesinde birleşiyor

Röportajın üçüncü bölümündeki enerji bağımsızlığı, Terörsüz Türkiye ve Türk Dünyası anlayışı birbirinden ayrı politika alanları gibi görünse de esasen aynı stratejik devlet kapasitesinin üç tamamlayıcı unsurunu oluşturuyor.

Enerji bağımsızlığı ekonomik ve jeopolitik hareket alanını genişletirken, terörün sona erdirilmesi toplumsal bütünlüğü ve ülke kaynaklarının kalkınmaya yönlendirilmesini güçlendirebilir. Türk Dünyası ile bilim, teknoloji, kültür ve ulaşım ekseninde kurulacak daha kurumsal ilişkiler ise Türkiye’nin bölgesel ve küresel kapasitesini genişletebilir.

Dr. Oğuz Poyrazoğlu’nun yazılarındaki stratejik akıl, çok katmanlı güvenlik ve millî hafıza yaklaşımıyla birlikte okunduğunda bu üç başlığın sürdürülebilirliği için beş temel ihtiyaç öne çıkıyor:

  • Enerji ve güvenlik politikalarında uzun vadeli, veriye dayalı planlama,
  • Terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme sürecinde hukuk devleti, şeffaflık ve toplumsal mutabakat,
  • Enerji, ulaşım ve güvenlik altyapılarında kurumsal süreklilik,
  • Türk Dünyası’nda bilim, teknoloji ve Ar-Ge kapasitesini geliştirecek ortak programlar,
  • Ortak tarih ve kültür hafızasını genç kuşaklara taşıyacak eğitim, edebiyat ve dijital içerik çalışmaları.

Bu değerlendirme, röportaj metnine dışarıdan yeni bir siyasi iddia eklemekten ziyade, açıklanan hedeflerin uygulama kapasitesi ve sürdürülebilirliği bakımından okunmasına dayanıyor.

“Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları” başlıklı röportaj dizisinin devam eden bölümlerinde Bahçeli’nin gelecek tasavvurunun diğer unsurlarını açıklaması bekleniyor.

TÜRKGÜN haberi: Büşra Akkaya
Röportaj: Prof. Dr. Muhammet Hanifi Macit – MHP Genel Başkan Başdanışmanı
Uzman değerlendirmesi: Dr. Oğuz Poyrazoğlu – Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Millî Ses-Akıl Penceremden Köşe Yazarı
Haberin düzenlenmesi: GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika Haberleri

Kaynaklar: TÜRKGÜN – “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları-3: Çerçeve yasaya destek verilmeli”; Dr. Oğuz Poyrazoğlu – Türkiye Yüzyılında Akıl, Veri ve Strateji; Dr. Oğuz Poyrazoğlu – Türkiye’nin Güvenlik Mimarisinde Yeni Ufuklar; Dr. Oğuz Poyrazoğlu – Mustafa Necati Sepetçioğlu: Millî Hafızanın Hikâyecisi

Serinin önceki bölümleri:

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı POLİTİKA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)