HABERLER

G[A]
10 Eylül 2026 12:31 | Son Güncelleme: 12 Eylül 2026 09:54

Altının Zarafeti Tezhip Sanatıyla Geleceğe Taşınıyor

Geleneksel Türk süsleme sanatlarının köklü dallarından tezhip, sabır, ince işçilik ve hayal gücüyle hazırlanan eserler aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Yaklaşık 15 yıldır bu sanatla ilgilenen Asuman Kaya, çalışmalarını Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı’ndaki atölyesinde sanatseverlerle buluşturuyor.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Kültür Sanat Haberleri- Yüzyıllar boyunca sarayları, el yazması eserleri ve hat levhalarını süsleyen tezhip sanatı, Ankara’da geleneksel yöntemlerle yaşatılıyor. Altın ve farklı renklerin ince motiflerle kâğıda işlendiği eserler; sanatçının emeği, sabrı ve duygu dünyasıyla özgün kompozisyonlara dönüşüyor.

Ankara’da yaklaşık 15 yıldır tezhip sanatıyla ilgilenen sanatçı Asuman Kaya, Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı’ndaki atölyesinde hem eserlerini hazırlıyor hem de sanatın gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlıyor.

Yedi Yıllık Eğitimin Ardından İcazet Aldı

Tezhip sanatını öğrenebilmek için uzun yıllar eğitim gördüğünü belirten Kaya, icazet aldıktan sonra Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı’nda çalışmalarına başladığını anlattı.

Kaya, sanat yolculuğunu şu sözlerle aktardı:

“Bu mesleği öğrenmek için 7-8 yıl kadar öğrenciliğim oldu. Sonrasında hocamızdan artık icazetimizi alıp ‘tamam sen oldun, artık eğitim verebilirsin’ dediğinde Altındağ Belediyesi'nin açmış olduğu bu sanat sokağına başvurdum. Buradan bana bir yer tahsis ettiler. Sokaktan ayrılamadım, hala burada devam ediyorum.”


Tezhip sanatçısı Asuman Kaya, yaklaşık 15 yıldır sürdürdüğü çalışmalarını Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı’ndaki atölyesinde sanatseverlerle buluşturuyor.

Tezhip ile Hat Sanatı Arasındaki Fark

Tezhibin yazıyı estetik motiflerle çevreleyen ve tamamlayan bir süsleme sanatı olduğunu ifade eden Kaya, tezhip ile hat sanatının birbirinden farklı alanlar olduğuna dikkati çekti.

Hat sanatının yazıya, tezhibin ise süslemeye dayandığını vurgulayan Kaya, kullanılan altının hazırlanmasından motiflerin kâğıda aktarılmasına kadar bütün aşamaların yoğun emek gerektirdiğini söyledi.

“Tezhip Bir Saray Süslemesidir”

Tezhip kelimesinin altın anlamındaki “zer” köküyle ilişkili olduğunu anlatan Kaya, sanatın temel özelliklerini şöyle açıkladı:

“Tesiri zerden gelir, zer kökeninden gelir. Zer demek altın, altınlamak demektir. Biri yazı, bir diğeri de süsleme işçiliği. Altınlarımızı da kendimiz ezeriz veya hazır alırız. Genel de ezilmiş olarak alırız. Çok işlemli, çok emekli, çok ince bir iştir. Hakikaten bir sanat dalıdır. Zaten bu saray süslemesidir.”

Bir Eserin Tamamlanması Bir Yılı Bulabiliyor

Tezhip eserlerinin hazırlanma süresi, kompozisyonun büyüklüğüne ve ayrıntılarına göre değişiyor. Bazı çalışmalar 15 gün içerisinde tamamlanabilirken daha kapsamlı eserlerin ortaya çıkarılması bir yılı bulabiliyor.

Her eserin kendine özgü bir hikâyesinin bulunduğunu vurgulayan Kaya, sanatçının hayal gücünü kullanmadan ve çalışmasını bir düşünce etrafında şekillendirmeden kompozisyon oluşturmasının mümkün olmadığını belirtti.

Fırçayı Kullanmak İçin Elin Isınması Gerekiyor

Tezhip sanatında sürekliliğin ve çalışmaya ayrılan zamanın büyük önem taşıdığını dile getiren Kaya, bir çalışma oturumunun en az üç saat sürmesi gerektiğini söyledi.

Kaya, tezhibin gerektirdiği yoğunlaşmayı şu sözlerle anlattı:

“Bir kere oturduğunda en az 3 saat oturman gerekiyor. Bu el dediğimiz, el yumuşaklığı dediğimiz elimizi bir ısıtmamız gerekiyor. Isındı diyene kadar zaten bir 3 saat geçiyor. Ne kadar profesyonel olursanız olun. İlk aşamada buraya oturduğunuzda, bu fırçayı aldığınızda bir süreç geçirmeniz gerekiyor.”

Sabır ve Gönül İşi

Tezhip sanatını sürdürmenin maddi ve manevi zorlukları bulunduğunu ifade eden Kaya, bu alanda ilerlemenin öncelikle sanata gönül vermekle mümkün olduğunu belirtti.

Uzun yıllar süren çalışmaları sonucunda hocalık unvanı kazandığını söyleyen Kaya, edindiği bilgi ve deneyimi öğrencilerine aktarmaya çalıştığını ifade etti. Gençlerin ilk karşılaştıklarında tezhibi oldukça zor bulabildiğini ancak sanatı sevdikten sonra bırakmak istemediklerini dile getirdi.

“Kâğıdın Üstünde Gözyaşım da Var”

Ürettiği eserlerin kendi hayatından ve duygularından izler taşıdığını belirten Kaya, tezhibin yalnızca süsleme tekniğinden ibaret olmadığını, insanın ruh dünyasıyla güçlü bir bağ kurduğunu söyledi.

Kaya, çalışmalarına yansıyan duygularını şu sözlerle anlattı:

“Bu işin zorluklarını, zahmetlerini, maddi manevi kaldırabilmek de bir cesaret. Gönül verdikten sonra hakikaten ilerliyor. Bizler yaptık, artık bir hoca sıfatı kazandık. Şimdi artık öğrencilerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Gençlerin ilgisi ilk baktıklarında zaten çok zor bu iş. Birazcık gönül işi. Sonra sevdiğinde de zaten bırakmak istemiyorsunuz. Çünkü insanın ruhuyla alakalı bir şey. Birkaç tane özel çalışmam var. Kağıdın üstünde gözyaşım da var. Bayağı belirgin bir şekilde ağladığım da var. Çok mutlu olarak yaptıklarım da var. Mesela bu lalelerin adı kırık lale. Zeytin lalesi olarak geçer. Burada bir tane bulundurabildim. Birkaç tane daha var, onlar evimdeler. Zorluğundan mı? sabırdan mı? Çünkü; yaparken başka şeyler düşünüyorsunuz. Atmosfer, Alem değiştiriyorsunuz.”

Usta-çırak ilişkisi, uzun süreli eğitim ve yoğun emekle varlığını sürdüren tezhip sanatı; Asuman Kaya gibi sanatçıların çalışmaları ve yeni öğrencilere verdikleri eğitimlerle Ankara’da yaşatılmaya devam ediyor.

İHA Muhabirleri: Gülçin Kazancı – Semih Seçilmiş

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı KÜLTÜR-SANAT

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)