HABERLER

G[A]
04 Eylül 2026 10:01 | Son Güncelleme: 05 Eylül 2026 06:46

Terörsüz Türkiye İçin Yeni Yol Haritası: Güvenlikten Hukuka, Eğitimden Kalkınmaya Bütüncül Mücadele

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı Prof. Dr. Ayhan Erdem, “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca silahların susturulmasıyla sınırlı tutulamayacağını belirtti. Kalıcı huzurun güvenlik, hukuk, eğitim, bölgesel kalkınma, istihdam, teknoloji ve toplumsal güveni aynı stratejide buluşturan uzun vadeli bir devlet politikasıyla sağlanabileceğini vurgulayan Erdem, politika yapıcılara çok boyutlu bir yol haritası sundu.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Gündem ve Politika Haberleri- Türkiye’nin uzun yıllardır mücadele ettiği terör sorununun sona erdirilmesine yönelik “Terörsüz Türkiye” hedefi, güvenlik politikalarının yanı sıra hukuk, ekonomi, eğitim, istihdam ve toplumsal bütünleşme boyutlarıyla da ele alınıyor.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı Prof. Dr. Ayhan Erdem, kaleme aldığı değerlendirmede terörün yalnızca güvenlik güçlerini ve kamu düzenini hedef alan bir tehdit olmadığını; toplumun geleceğe duyduğu güveni, bölgesel kalkınmayı, yatırım ortamını ve gençlerin hayat planlarını da doğrudan etkilediğini ifade etti.

“Terörsüz Türkiye” hedefinin sıradan veya dönemsel bir siyasi söylem olarak görülmemesi gerektiğini belirten Erdem, bu yaklaşımın devlet politikası niteliğinde, ölçülebilir ve uzun vadeli bir stratejiye dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Terörün görünmeyen maliyeti: Kaybedilen gelecek

Terörün yol açtığı can kayıpları ve güvenlik harcamaları doğrudan görülebilirken, uzun vadeli sosyal ve ekonomik etkilerinin çoğu zaman yeterince hesaba katılmadığını belirten Erdem, terörün gerçek maliyetinin yalnızca bütçe kalemlerinden oluşmadığını vurguladı.

Erdem’e göre terör;

  • Yatırım kararlarının ertelenmesine,
  • Üretim ve ticaret kapasitesinin zayıflamasına,
  • Eğitim süreçlerinin kesintiye uğramasına,
  • Nitelikli insan kaynağının bölgeden uzaklaşmasına,
  • Gençlerin gelecek beklentilerinin daralmasına,
  • Toplum kesimleri arasındaki güvenin aşınmasına,
  • Kamu kaynaklarının kalkınma yerine güvenlik ihtiyaçlarına yönelmesine neden oluyor.

Terörün en ağır ve görünmeyen bedelini “kaybedilen gelecekler” olarak tanımlayan Erdem, sorunun yalnızca operasyonel başarılarla değil, terörü besleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik koşulların ortadan kaldırılmasıyla kalıcı biçimde çözülebileceğini kaydetti.

“Mücadele yalnızca güvenlik kurumlarının görevi değildir”

Prof. Dr. Ayhan Erdem, terörle mücadelenin güvenlik güçlerinin temel sorumluluk alanlarından biri olmakla birlikte, meselenin sadece güvenlik kurumlarına bırakılmasının yeterli olmayacağını ifade etti.

Kalıcı başarının kurumlar arası koordinasyona bağlı olduğunu belirten Erdem; güvenlik, adalet, eğitim, aile ve sosyal hizmetler, gençlik, sanayi, tarım, çalışma hayatı ve yerel yönetim politikalarının ortak hedefler doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini bildirdi.

Erdem’in değerlendirmesinde öne çıkan temel yaklaşım şöyle:

“Terörsüz Türkiye, yalnızca silahların sustuğu bir Türkiye değildir. Gerçek ve kalıcı huzur; güvenliğin yanında adaletin, hukukun, toplumsal güvenin ve ortak geleceğe duyulan inancın güçlendirilmesiyle mümkündür.”

Bu çerçevede terörle mücadele politikasının, devletin güvenlik kapasitesini korurken vatandaşların haklarını, hukuk güvenliğini ve kamu kurumlarına duyduğu güveni de güçlendirmesi gerektiği belirtildi.

Kalıcı huzurun üç temel unsuru: Güvenlik, hukuk ve toplumsal güven

Erdem’e göre güvenlik ile hukuk birbirinin alternatifi değil, kalıcı huzurun birbirini tamamlayan iki temel unsuru olarak görülmeli.

Devletin terörle mücadelede kararlı, etkili ve caydırıcı olması gerektiğini vurgulayan Erdem, yürütülecek politikaların hukuk devleti ilkeleri, kurumsal şeffaflık ve hesap verebilirlikle desteklenmesinin toplumsal güveni artıracağını ifade etti.

Terörsüz Türkiye hedefinin sürdürülebilir olması için vatandaşların yalnızca fiziksel olarak güvende hissetmesi yeterli görülmüyor. Vatandaşın kendisini hukuk düzeninin eşit bir parçası olarak görmesi, kamu hizmetlerine erişebilmesi ve ülkenin geleceğinde kendisine yer bulunduğuna inanması da önem taşıyor.

Bu nedenle oluşturulacak politikalarda üç alanın birlikte korunması gerektiği değerlendiriliyor:

  1. Devletin ve toplumun güvenliğinin sağlanması,
  2. Hukuk devleti ilkelerinden taviz verilmemesi,
  3. Toplumun sürece ilişkin güveninin açık ve doğru iletişimle korunması.

Toplumsal bütünleşmede ortak vatandaşlık vurgusu

Türkiye’nin farklı kültürleri, gelenekleri ve hayat biçimlerini bir arada yaşatma kapasitesinin stratejik bir güç olduğuna dikkat çeken Erdem, farklılıkların bir tehdit olarak değil, ortak vatandaşlık bilinci içerisinde toplumsal zenginlik olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Erdem, kardeşliğin toplumdaki herkesin aynı düşünmesi anlamına gelmediğini; farklı görüşlere rağmen ortak vatanı ve ortak geleceği savunabilme iradesi olduğunu kaydetti.

Terör örgütlerinin ayrışma, kutuplaşma ve güvensizlik üzerinden toplumsal alan oluşturmaya çalıştığını ifade eden Erdem, buna karşı en etkili toplumsal cevabın demokratik katılımın, aidiyet duygusunun ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı temelindeki ortaklığın güçlendirilmesi olduğunu bildirdi.

Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri korunmalı

Terörle mücadelede ödenen bedellerin unutulmaması gerektiğinin altını çizen Erdem, yürütülecek bütün siyasi, hukuki ve toplumsal süreçlerde şehit aileleri ile gazilerin hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğini vurguladı.

Geçmişte yaşanan acıların yok sayılmasının veya toplumsal hafızadan çıkarılmaya çalışılmasının yeni güvensizlik alanları oluşturabileceğine işaret eden Erdem, temel amacın geçmişi unutturmak değil, geçmişte yaşanan acıların yeniden yaşanmasını engelleyecek bir gelecek kurmak olduğunu belirtti.

Erdem, şehitlerin hatırasına verilebilecek en anlamlı karşılıklardan birinin, Türkiye’de hiçbir ailenin aynı acılarla yeniden karşılaşmayacağı kalıcı bir huzur düzeninin oluşturulması olduğunu ifade etti.

Mücadelenin merkezine gençler yerleştirilmeli

Prof. Dr. Ayhan Erdem’in değerlendirmesinde gençlik politikaları, terörün toplumsal zeminini ortadan kaldıracak en önemli araçlardan biri olarak öne çıktı.

Bir ülkenin güvenlik sorunlarını kalıcı biçimde çözüp çözemediğinin gençlerin gelecek beklentileri üzerinden anlaşılabileceğini belirten Erdem, gençlerin kendi şehirlerinde eğitim, istihdam, yatırım ve girişimcilik imkânlarına erişmesinin stratejik önem taşıdığını kaydetti.

Erdem’e göre gençlere yalnızca güvenlik odaklı yaklaşmak yerine onların;

  • Nitelikli eğitime ulaşabilmesi,
  • Meslek edinebilmesi,
  • İstihdama katılabilmesi,
  • Girişim kurabilmesi,
  • Bilimsel araştırma yapabilmesi,
  • Kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden yararlanabilmesi,
  • Dijital dünyanın üretici bir parçası hâline gelebilmesi gerekiyor.

Terör örgütlerinin istismar ettiği umutsuzluk, işsizlik, dışlanmışlık ve gelecek belirsizliğiyle mücadele edilmeden yalnızca güvenlik tedbirleriyle kalıcı sonuç alınamayacağına dikkat çekildi.

Bölgesel kalkınma güvenlik politikasının parçası olmalı

Terörün sona ermesinin yatırım, turizm, ticaret, tarım, sanayi, girişimcilik ve istihdam üzerinde olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirten Erdem, güvenlikte sağlanan ilerlemenin ekonomik kalkınmaya dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Bu kapsamda bölgesel kalkınma politikalarının merkezi bütçeden ayrılan kaynaklarla sınırlı tutulmaması; yerel ihtiyaçlara, şehirlerin üretim kabiliyetlerine ve genç nüfusun niteliklerine göre hazırlanması gerektiği değerlendirildi.

Erdem’in yaklaşımından hareketle politika yapıcılara yönelik öncelikli alanlar şöyle sıralanıyor:

  • Güvenlik koşulları iyileşen bölgeler için uzun vadeli yatırım programları hazırlanması,
  • Organize sanayi bölgeleri ile mesleki ve teknik eğitimin birlikte planlanması,
  • Tarım ve hayvancılıkta yerel üretim zincirlerinin güçlendirilmesi,
  • Genç ve kadın girişimcilere finansman ve danışmanlık desteği sağlanması,
  • Üniversiteler ile bölgesel sanayi arasında proje ortaklıkları kurulması,
  • Ulaşım, enerji ve dijital altyapı yatırımlarına öncelik verilmesi,
  • Kamu yatırımlarının istihdam ve sosyal etki bakımından düzenli olarak ölçülmesi.

Kaynaklar geleceğin teknolojilerine yönlendirilmeli

Türkiye’nin terörle mücadele için uzun yıllar boyunca önemli miktarda insan kaynağı, zaman ve ekonomik kapasite kullandığını hatırlatan Erdem, güvenliğin kalıcı hâle gelmesiyle ortaya çıkacak imkânların eğitim, bilim, üretim ve teknolojiye yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Dünyadaki rekabetin giderek yapay zekâ, çip teknolojileri, kuantum sistemleri, biyoteknoloji, siber güvenlik, uzay ve enerji teknolojileri üzerinden şekillendiğine dikkat çeken Erdem, Türkiye’nin genç nüfusunu bu alanlarda yetiştirmesinin millî güvenliğin yeni boyutlarından biri olduğunu ifade etti.

Erdem, gençlerin terörün ve şiddetin etkisine açık bırakılmaması için yalnızca sosyal yardım politikalarının yeterli olmayacağını; gençlerin araştıran, tasarlayan, üreten ve uluslararası düzeyde rekabet edebilen bireyler hâline getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Politika yapıcılar için yedi aşamalı yol haritası

Prof. Dr. Ayhan Erdem’in değerlendirmesi, “Terörsüz Türkiye” hedefinin uygulanabilir bir kamu politikasına dönüşebilmesi için yedi temel başlıkta ele alınabileceğini ortaya koyuyor:

1. Güvenlikte süreklilik ve kurumsal koordinasyon

Terör tehdidinin ortadan kaldırılması, sınır güvenliğinin korunması, istihbarat paylaşımının geliştirilmesi ve terörün finansman kaynaklarının engellenmesi konusunda kurumsal kapasite sürekli güçlü tutulmalı.

2. Hukuk devleti ve toplumsal meşruiyet

Atılacak adımlar açık hukuki düzenlemelere dayanmalı; temel haklar, adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri korunmalı. Sürecin toplumsal meşruiyeti, düzenli ve doğru bilgilendirmeyle güçlendirilmeli.

3. Şehit aileleri ve gazilerle sürekli istişare

Şehit yakınları ve gaziler yalnızca sembolik programlarda değil, sosyal politikaların geliştirilmesinde ve toplumsal hafızanın korunmasında da sürecin önemli paydaşları arasında yer almalı.

4. Bölgesel kalkınma ve istihdam programı

Güvenlikte elde edilen kazanımlar; yatırım, üretim, tarım, turizm, girişimcilik ve nitelikli istihdamla desteklenmeli. Her şehir için yerel potansiyele dayanan ölçülebilir kalkınma hedefleri oluşturulmalı.

5. Çocuklar ve gençler için koruyucu politikalar

Eğitimden kopuş, işsizlik, madde bağımlılığı, dijital propaganda ve sosyal dışlanma gibi risklere karşı erken uyarı ve destek mekanizmaları kurulmalı. Spor, sanat, bilim ve teknoloji programları yaygınlaştırılmalı.

6. Toplumsal güven ve ortak vatandaşlık

Kutuplaştırıcı söylemlerden uzak durulmalı; farklılıkları korurken ortak vatan, ortak vatandaşlık ve birlikte yaşama iradesini güçlendiren bir kamu dili benimsenmeli.

7. Bağımsız izleme ve etki değerlendirmesi

Uygulanan politikalar; güvenlik, eğitim, istihdam, yatırım, göç, toplumsal güven ve gençlerin gelecek beklentileri gibi göstergeler üzerinden düzenli olarak ölçülmeli. Sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalı ve başarısız uygulamalar zamanında düzeltilmeli.

“Asıl başarı çocukların korkmadan büyümesidir”

Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri ilgilendiren tarihî bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayhan Erdem, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:

“Silahların sustuğu bir Türkiye büyük bir kazanımdır. Ancak çocukların korkmadan büyüdüğü, gençlerin geleceğe umutla baktığı ve milletin bütün enerjisini ülkesini büyütmeye yönelttiği Türkiye asıl zaferdir.”

Erdem’e göre Türkiye’nin önündeki temel tercih, geçmişin çatışmalarının ülkenin geleceğini belirlemesine izin vermek ile sahip olunan insan kaynağını bilim, teknoloji, üretim ve kalkınmaya yönlendirmek arasında bulunuyor.

Kalıcı başarının ise güvenliği koruyan, hukuku güçlendiren, toplumsal hassasiyetleri gözeten ve bütün vatandaşlara ortak bir gelecek sunan devlet politikasıyla mümkün olacağı değerlendiriliyor.

Kaynak: Bu haber, Prof. Dr. Ayhan Erdem’in Gazete Ankara Dijital Haber Portalı’nda 3 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan “Terörsüz Türkiye: Artık Korkunun Değil, Geleceğin Yüzyılı” başlıklı köşe yazısı esas alınarak hazırlanmıştır.

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı GÜNDEM

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)