AİHM’in Kavala Kararına Adli Kaynaklardan İtiraz: “Yanlı Yaklaşım” Eleştirisi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusunda Türkiye hakkında birden fazla hak ihlali tespit ederek serbest bırakılması yönünde karar verdi. Türkiye’deki adli kaynaklar ise kararın iç hukuk yollarının tüketilmesi, ulusal mahkemelerin delil değerlendirme yetkisi ve AİHM’in inceleme sınırları açısından tartışmalı olduğunu savundu.
Ankara – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Gündem Haberleri- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesinin Mehmet Osman Kavala/Türkiye (No. 2) başvurusunda 25 Ağustos 2026 tarihinde açıkladığı kararın ardından, Türkiye’deki adli kaynaklardan karara yönelik eleştiriler geldi.
AİHM’in resmî açıklamasına göre 2170/24 numaralı başvuruda karar 17 üyeli Büyük Daire tarafından verildi. Mahkeme; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesi, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesi, adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin 5. maddesi ile 18. maddesi bakımından ihlal bulunduğuna hükmetti. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının gözden geçirilmesine ilişkin bir mekanizma bulunmaması yönünden ise Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Kararların önemli bölümü 15’e karşı 2 oyla alındı.
AİHM: Kavala mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmalı
AİHM Büyük Dairesi, Türkiye’nin Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması ve mahkûmiyetinin doğurduğu sonuçları ortadan kaldıracak tedbirleri alması gerektiğini bildirdi.
Mahkeme ayrıca Kavala hakkındaki ceza mahkûmiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukuku bakımından “hükümsüz” kabul edilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu. AİHM kararlarının uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetimine tabi bulunuyor. Büyük Daire kararları ise Sözleşme’nin 44. maddesi uyarınca kesin nitelik taşıyor.
AİHM kayıtlarına göre Kavala, 18 Ekim 2017’den bu yana özgürlüğünden yoksun bulunuyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 25 Nisan 2022’de Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı suçlama kapsamında Kavala hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Karar 28 Aralık 2022’de istinaf incelemesinden, 28 Eylül 2023’te ise Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşti.
Adli kaynaklardan AİHM kararına eleştiri
İhlas Haber Ajansının 25 Ağustos 2026 tarihli haberinde görüşlerine yer verilen adli kaynaklar ise AİHM kararının hem başvurunun ele alınma süreci hem de Mahkemenin ulusal yargıya ilişkin değerlendirmeleri bakımından sorunlu olduğunu savundu.
Kaynaklar, kararı Türkiye’ye yönelik “yanlı yaklaşımın son örneği” olarak nitelendirdi. Bu ifade AİHM kararında yer alan bir tespit değil; haberde görüşlerine başvurulan adli kaynakların değerlendirmesi niteliğinde.
Adli kaynakların değerlendirmesine göre Türk mahkemeleri, Kavala hakkında yürütülen yargılamada dosyadaki deliller ile isnat edilen eylemler arasındaki hukuki bağlantıyı gerekçeli kararlarında ortaya koydu. Kavala’nın Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçundan mahkûm edildiği ve kararın kanun yolu denetimlerinden geçerek kesinleştiği belirtildi.
İç hukuk yollarının tüketilmesi tartışmanın önemli başlıklarından biri
Karara yönelik temel hukuki tartışmalardan birini Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular sonuçlanmadan AİHM’in dosyayı incelemesi oluşturuyor.
Doğrulanabilen takvime göre Kavala’nın Yargıtay kararının ardından yaptığı Anayasa Mahkemesi başvurularından biri 24 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirildi. AİHM’e ikinci başvuru ise 18 Ocak 2024 tarihinde yapıldı. Dolayısıyla iki başvuru arasında yaklaşık üç aylık bir süre bulunuyor.
AİHM ise 25 Ağustos tarihli kararında bu konuda farklı bir hukuki değerlendirme yaptı. Mahkeme; Kavala’nın Ekim 2017’den beri kesintisiz olarak özgürlüğünden yoksun bulunmasını, daha önce başvurduğu iç hukuk yollarının sonucunu, önceki AİHM kararlarının uygulanmamasına ilişkin süreci ve Anayasa Mahkemesinde bekleyen başvuruların incelenme süresini birlikte değerlendirdi.
Büyük Daire, bu özel koşullar altında Kavala’nın Anayasa Mahkemesinde bekleyen iki bireysel başvurunun sonucunu beklemek zorunda olmadığı sonucuna vardı. Dolayısıyla “iç hukuk yollarının tüketilmediği” itirazı AİHM tarafından incelendi ancak kabul edilmedi.
Delillerin değerlendirilmesi konusunda iki farklı hukuki yaklaşım
Adli kaynakların bir başka itirazı, delillerin değerlendirilmesi ve ulusal ceza hukukunun uygulanmasının öncelikle Türkiye’deki bağımsız mahkemelerin görev alanında bulunduğu yönünde.
Kaynaklar, AİHM’in kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının delil temelini ve ulusal mahkemelerin değerlendirmelerini inceleme biçiminin Mahkemenin denetim sınırlarını aştığını savundu.
AİHM Büyük Dairesi ise kararında ulusal mahkemelerin Kavala’nın üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemlerine doğrudan katılımını ortaya koyamadığı değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme, Kavala’ya isnat edilen bazı faaliyetlerin ifade özgürlüğü, sivil toplum çalışmaları ve barışçıl toplantılara destek kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaştı.
Mahkeme ayrıca ceza yargılamasında adil yargılanma hakkı, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile savunma hakları bakımından eksiklikler bulunduğuna hükmetti. Adli kaynaklar ise Türk yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin bu değerlendirmelerin hukuki dayanağının bulunmadığını savundu.
AİHM’den 70 bin avro manevi tazminat
Büyük Daire, Türkiye’nin Kavala’ya 70 bin avro manevi tazminat, ayrıca 43 bin 342,57 avro yargılama gideri ve masraf ödemesine hükmetti. Karara iki üye karşı oy kullandı. AİHM’in resmî açıklamasına göre hâkimler Faris Vehabović ile Saadet Yüksel ortak karşı oy görüşü sundu; Yüksel ayrıca ayrı bir karşı oy görüşü kaleme aldı.
Hukuki tartışma kararın uygulanması aşamasında sürecek
25 Ağustos 2026 tarihli karar böylece bir yandan AİHM’in Kavala hakkındaki önceki kararlarının devamı niteliğinde yeni ihlal tespitleri ortaya koyarken, diğer yandan Türkiye’de ulusal yargı yetkisi, iç hukuk yollarının tüketilmesi ve AİHM’in denetim sınırları konusunda yeni bir hukuki tartışmayı beraberinde getirdi.
Haberin yayımlandığı aşamada doğrulanabilen temel durum şu: AİHM Büyük Dairesi Kavala’nın serbest bırakılmasına ve mahkûmiyetin sonuçlarının giderilmesine yönelik kesin kararını açıklamış; Türkiye’deki adli kaynaklar ise kararın hukuki yöntemine ve AİHM’in değerlendirmelerine itiraz etmiştir.
“Yanlı yaklaşım”, “yetki aşımı” veya Türk yargısına yönelik değerlendirmelerin “temelsiz” olduğu yönündeki ifadeler, AİHM tarafından kabul edilmiş hukuki tespitler değil; Türkiye’deki adli kaynakların karara ilişkin görüş ve itirazlarıdır.
Kaynaklar
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) – Kavala v. Türkiye (no. 2), Başvuru No. 2170/24, Büyük Daire Kararı ve 25 Ağustos 2026 tarihli resmî basın açıklaması.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi – HUDOC – Kavala/Türkiye (No. 2) dosyasının resmî yargılama ve karar kayıtları.
Anayasa Mahkemesi – Mehmet Osman Kavala hakkında önceki bireysel başvuru kararları ve yargısal süreç kayıtları.
İhlas Haber Ajansı (İHA) – Musa Erdoğan, “AİHM’in Kavala kararı: Adli kaynaklardan ‘yanlı yaklaşım’ değerlendirmesi”, Haber Kodu: 20260825AW774572, 25 Ağustos 2026.
YORUM YAP