HABERLER

G[A]
04 Temmuz 2026 08:44 | Son Güncelleme: 22 Temmuz 2026 14:53

Afet Olmadan Önce Ne Yapıyoruz? Türkiye’nin Risk Azaltma Yol Haritası Var; Asıl Sınav Uygulamada

Deprem, sel, heyelan, yangın, kuraklık ve salgın gibi afetler, yalnızca meydana geldikleri günün konusu değildir. Her afet; yıllar önce alınan ya da ertelenen kararların, denetlenen veya denetlenmeyen yapıların, planlanan ya da ihmal edilen eğitimlerin sonucunu görünür hâle getirir. Birleşmiş Milletler’in Sendai Çerçevesi, afet sonrası müdahaleden önce afet riskinin azaltılmasını öne çıkarırken; Türkiye’de de ulusal planlardan il bazlı eylemlere, yapı mevzuatından eğitim programlarına kadar geniş bir hazırlık ve risk azaltma altyapısı bulunuyor. Ancak temel soru değişmiyor: Bu planlar günlük hayatın, yerel yönetimin, okulun, iş yerinin ve mahalle kültürünün ne kadar parçası?

ANKARA – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / GÜNDEM Haberleri Servisi- Afetler çoğu zaman meydana geldikten sonra konuşuluyor. Deprem sonrasında yapı güvenliği, sel felaketinde dere yatakları, yangınlarda müdahale kapasitesi, salgınlarda sağlık altyapısı, heyelanlarda ise arazi kullanımı gündeme geliyor.

Ancak afet riskinin önemli bölümü, olay yaşanmadan çok önce oluşuyor.

Plansız kentleşme, yetersiz yapı denetimi, imar kararlarında riskin dikkate alınmaması, kritik altyapının güçlendirilmemesi, okul ve hastanelerde hazırlık kapasitesinin düşük kalması, afet eğitimlerinin süreklilik kazanmaması ve ailelerin temel hazırlık planlarının bulunmaması; bir tehlikenin afete dönüşmesinde belirleyici olabiliyor.

Birleşmiş Milletler’in 2015–2030 dönemini kapsayan Sendai Afet Risklerinin Azaltılması Çerçevesi, bu nedenle afet yönetiminde yeni bir yaklaşım ortaya koyuyor: Sadece afet olduğunda müdahale etmek değil; riski önceden anlamak, azaltmak, yeni riskler üretmemek ve toplumun tüm kesimlerini dirençli kılmak. Çerçeve; risk bilgisini, yönetişimi, dirençlilik yatırımlarını, erken uyarıyı, hazırlığı ve afet sonrası “daha iyi yeniden inşa” anlayışını birlikte ele alıyor.

Türkiye’de de bu yaklaşımın karşılığı olan kanunlar, planlar, yönetmelikler, il düzeyindeki eylem belgeleri, tatbikatlar ve farkındalık programları bulunuyor.

Türkiye’nin Ulusal Risk Azaltma Planı: TARAP

Türkiye’nin afet risklerini azaltmaya yönelik en kapsamlı ulusal politika belgelerinden biri, Türkiye Afet Risk Azaltma Planı – TARAP 2022–2030 olarak öne çıkıyor.

AFAD koordinasyonunda hazırlanan ve 8 Temmuz 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe giren TARAP; deprem, sel, heyelan, çığ, orman yangını, kuraklık, endüstriyel kazalar ve diğer afet türleri için risk azaltma çalışmalarını ulusal ölçekte çerçeveliyor. Plan; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşları kapsayan çok paydaşlı bir yapı öngörüyor.

TARAP’ın temel yaklaşımı, afet sonrasında ortaya çıkan zararı telafi etmeye odaklanmak yerine; risk üreten alanları önceden belirlemek, kamu yatırımlarını risk bilgisine göre yönlendirmek, yapı stokunu güçlendirmek, altyapı dayanıklılığını artırmak ve toplumsal hazırlık kapasitesini geliştirmek üzerine kurulu.

Bu yönüyle plan, Sendai Çerçevesi’nin “yeni risk üretmemek, mevcut riski azaltmak ve dirençliliği artırmak” hedefiyle doğrudan örtüşüyor.

Her İl İçin Ayrı Risk Azaltma Planı: İRAP

Türkiye’de afet risklerinin yerel özellik taşıdığı gerçeğinden hareketle hazırlanan en önemli uygulamalardan biri de İl Afet Risk Azaltma Planları – İRAP oldu.

AFAD’ın açıklamasına göre 81 ilin tamamı için hazırlanan İRAP’larda; ilin genel durumu, tehlike ve risk değerlendirmeleri, mevcut durum analizi, amaçlar, hedefler, eylemler, sorumlu kurumlar ve izleme-değerlendirme mekanizmaları yer alıyor. Çalışmalar kapsamında 26 farklı afet türü ele alındı; 81 il için afet risklerini azaltmaya yönelik binlerce eylem belirlendi. AFAD verilerine göre İRAP’larda ilk aşamada 222 amaç, 1.364 hedef ve 12 bin 925 eylem tanımlandı; sonraki güncellemelerle eylem sayısı yaklaşık 17 bine ulaştı.

Bu planların önemi yalnızca bir belge olmalarından kaynaklanmıyor. İRAP’lar; bir ilin hangi ilçelerinde deprem, sel, heyelan, kuraklık, yangın veya teknolojik risklerin öne çıktığını; hangi kamu kurumunun, belediyenin, üniversitenin veya sivil toplum kuruluşunun hangi eylemden sorumlu olduğunu belirlemeyi amaçlıyor.

Dolayısıyla asıl mesele, İRAP’ların hazırlanmış olması değil; eylemlerin takvime bağlanması, bütçelendirilmesi, kamuoyuyla paylaşılması ve düzenli biçimde izlenmesi.

Afet Anı İçin Müdahale Planı: TAMP

Afet riskini azaltmak kadar, afet meydana geldiğinde hızlı ve koordineli müdahale kapasitesi de hayati önem taşıyor. Bu alanda Türkiye’nin temel belgesi, Türkiye Afet Müdahale Planı – TAMP olarak biliniyor.

TAMP; afet ve acil durumlarda müdahale süreçlerinin merkezi ve yerel düzeyde nasıl yönetileceğini, hangi kurumun hangi hizmet grubundan sorumlu olduğunu ve koordinasyonun nasıl sağlanacağını düzenliyor. Planın güncellenmiş hâli 15 Eylül 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. AFAD’a göre TAMP kapsamında ulusal düzeyde 25, yerel düzeyde ise 23 afet grubu bulunuyor.

Arama-kurtarma, sağlık, barınma, beslenme, psikososyal destek, nakliye, güvenlik, enerji, haberleşme, hasar tespiti, defin hizmetleri ve enkaz kaldırma gibi çok sayıda alan; TAMP çerçevesindeki kurumlar arası görev paylaşımında yer alıyor.

Bu plan, afet anında “kimin ne yapacağı” sorusuna cevap vermeyi hedefliyor. Ancak planın işlerliği, yalnızca kâğıt üzerindeki görev dağılımıyla değil; kurumların ortak tatbikatları, iletişim altyapısı, lojistik kapasitesi, insan kaynağı ve kriz anında karar alma hızlarıyla ölçülüyor.

Hukuki Altyapı Var: Kanunlar ve Yönetmelikler Ne Söylüyor?

Türkiye’nin afet ve acil durum alanındaki hukuki altyapısı, tek bir düzenlemeye değil; farklı afet türleri, yapılar, yerleşim alanları, sigorta, müdahale, dönüşüm ve sivil savunma alanlarını kapsayan geniş bir mevzuat sistemine dayanıyor.

Bu çerçevede öne çıkan temel düzenlemeler arasında şunlar bulunuyor:

5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, AFAD’ın kurumsal yapısını ve afet ile acil durum hizmetlerindeki görev alanını düzenliyor. AFAD, afet ve acil durum yönetimi, risk azaltma, müdahale, iyileştirme, sivil savunma, farkındalık, gönüllülük ve koordinasyon süreçlerinde merkezi kurum olarak görev yapıyor.

7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun, deprem, yangın, su baskını, heyelan, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlerden etkilenen alanlarda alınacak tedbirler ile yapılacak yardımlara ilişkin temel hukuki çerçeveyi oluşturuyor.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ise riskli yapıların, riskli alanların ve rezerv yapı alanlarının tespit edilmesi, dönüştürülmesi, yıkılması, yeniden yapılması ve hak sahipliği süreçlerine ilişkin usulleri düzenliyor. Kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme değil, risk azaltma aracı olarak ele alınmasının hukuki temelini bu kanun oluşturuyor.

Bunlara ek olarak, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği, yeni yapılacak binaların deprem etkisi altında tasarımına ilişkin teknik esasları belirliyor. Yönetmelik, 18 Mart 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girdi. Yapı güvenliği bakımından yönetmeliğin doğru uygulanması; proje, denetim, malzeme, işçilik ve uygulama zincirinin tüm halkalarında nitelik ve denetim gerektiriyor.

Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği ise afet müdahale hizmetlerinin planlanması, koordinasyonu ve yürütülmesine ilişkin esasları belirliyor; TAMP’ın hukuki dayanaklarından birini oluşturuyor. Yönetmelik 24 Şubat 2022 tarihinde yürürlüğe girdi.

Rehberler, Tatbikatlar ve Kurumsal Planlar

Afet güvenliği yalnızca kanun ve yönetmeliklerle sağlanmıyor. Bu düzenlemelerin okulda, iş yerinde, kamu kurumunda, mahallede ve aile içinde uygulanabilir hâle gelmesi gerekiyor.

Bu nedenle Türkiye’de okul ve eğitim kurumları için afet ve acil durum planlama rehberleri bulunuyor. Rehberlerde; okul afet ve acil durum yönetim kurullarının kurulması, risklerin belirlenmesi, tahliye ve toplanma düzeninin planlanması, öğrenci teslim süreçlerinin belirlenmesi, tatbikatların yapılması ve planların düzenli güncellenmesi gibi başlıklar yer alıyor.

MEB’in afet ve acil durum yönetimi eylem planı da okul ve kurumlarda önleyici ve sınırlandırıcı tedbirlerin alınmasını, afet ve acil durum planlarına uygun biçimde hazırlık yapılmasını ve risklerin azaltılmasını hedefliyor.

Bu çerçeve, okul güvenliğinin yalnızca binanın fiziki dayanımıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Öğrencilerin, öğretmenlerin, idarecilerin ve velilerin afet anında ne yapacaklarını bilmesi; doğru tahliye, toplanma, iletişim ve öğrenci teslim süreçlerinin önceden planlanması gerekiyor.

Bilinçlendirme Programları Uygulanıyor mu?

Türkiye’de afet farkındalığını artırmaya dönük programlar ve kampanyalar uygulanıyor.

AFAD tarafından yürütülen Temel Afet Bilinci Eğitimleri, deprem başta olmak üzere afet öncesinde, afet sırasında ve afet sonrasında yapılması gereken doğru davranışların topluma kazandırılmasını amaçlıyor. Bu eğitimler; AFAD personeli, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, öğrenciler ve vatandaşlara yönelik olarak yüz yüze veya çevrim içi yürütülebiliyor.

2021 yılında yürütülen Türkiye Afet Eğitim Yılı kapsamında AFAD, hedeflenen 51 milyon kişiye yıl tamamlanmadan ulaşıldığını; ilk 11 ayda 55 milyon 803 bin 620 kişiye afet farkındalık eğitimi verildiğini açıkladı. Eğitimlerin yüz yüze ve çevrim içi yöntemlerle, farklı toplumsal kesimlere ulaşacak biçimde yürütüldüğü bildirildi.

2022 yılında ise Afet Tatbikat Yılı uygulamaya konuldu. AFAD, TAMP ve il afet müdahale planları doğrultusunda ülke genelinde tatbikatlar gerçekleştirildiğini; bu uygulamaların kurumlar arası koordinasyonu, yerel müdahale kapasitesini ve doğru davranış reflekslerini geliştirmeyi amaçladığını duyurdu.

Gönüllülük Sistemi: Afet Bilinci Seyirci Olmayı Kabul Etmez

Afetlere hazırlıkta yalnızca kamu kurumlarının değil, gönüllülerin ve sivil toplumun da önemli bir rolü bulunuyor.

AFAD Gönüllülük Sistemi; afet yönetiminin farklı evrelerinde görev almak isteyen bireylerin eğitim, yetkinlik ve görev alanlarının belirlenmesini amaçlıyor. Sistem kapsamında 15 yaşını doldurmuş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları “Temel AFAD Gönüllüsü” olabiliyor; destek gönüllüsü eğitimleri için ise 18 yaş koşulu aranıyor.

Bu yaklaşımın temel mesajı açık: Afet dayanıklılığı, yalnızca profesyonel ekiplerin kapasitesiyle kurulamaz. Mahallede, apartmanda, okulda, iş yerinde ve sivil toplumda temel afet bilgisine sahip bireylerin çoğalması; ilk saatlerde doğru davranış, doğru iletişim ve doğru dayanışma bakımından belirleyici olabilir.

Dijital Karar Destek Sistemleri de Kullanılıyor

Türkiye’de afet müdahale koordinasyonunu ve kaynak yönetimini desteklemek amacıyla Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi – AYDES de kullanılıyor.

AFAD tarafından geliştirilen AYDES, coğrafi bilgi sistemleri üzerinde çalışan ve afet ile acil durumlarda kaynakların daha etkin yönetilmesine yönelik karar destek imkânı sunan web tabanlı bir sistem olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda TAMP’ın bilişim altyapılarından biri olarak işlev görüyor.

Bu tür sistemler; olayın yeri, erişim yolları, ekiplerin konumu, barınma alanları, lojistik kapasite, hasar bilgisi ve diğer operasyonel verilerin aynı ekranda değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Ancak teknolojik altyapının gerçek gücü, verinin güncelliği, kurumlar arası paylaşım kapasitesi ve sahadaki ekiplerin sistemi kullanabilme becerisiyle ortaya çıkıyor.

Plan Var; Peki Mahallede Karşılığı Var mı?

Türkiye’de afet risk azaltmaya yönelik hukuki, kurumsal ve planlama araçları bulunduğu açık. TARAP var. İRAP’lar var. TAMP var. Yapı mevzuatı, deprem yönetmeliği, dönüşüm hukuku, okul rehberleri, tatbikat programları, afet farkındalık eğitimleri, gönüllülük sistemi ve dijital karar destek altyapıları var.

Ancak afet güvenliği, planların hazırlanmış olmasıyla tamamlanmıyor.

Asıl değerlendirme; riskli yapı stokunun ne kadar hızlı ve nitelikli yenilendiği, yapı denetiminin ne kadar etkili çalıştığı, belediyelerin imar kararlarında risk bilgisini ne ölçüde kullandığı, kamu binalarının ne kadar güçlendirildiği, okul tatbikatlarının ne kadar düzenli yapıldığı, ailelerin acil durum planına sahip olup olmadığı ve il eylem planlarının hangi oranlarda hayata geçirildiği üzerinden yapılmalı.

Çünkü afet risk azaltma, tek bir kurumun veya tek bir dönemin işi değildir. Bu, merkezi idarenin, yerel yönetimlerin, meslek odalarının, üniversitelerin, özel sektörün, medyanın, sivil toplumun ve vatandaşların birlikte yürütmesi gereken sürekli bir kamu güvenliği ve yaşam hakkı meselesidir.

Herkes İçin Başlangıç Noktası: Bugün Ne Yapabiliriz?

Afetlere hazırlanmak yalnızca büyük kamu yatırımlarıyla başlamaz. Her bireyin ve her kurumun atabileceği somut adımlar bulunuyor:

  • Yaşanılan binanın ve mahallenin riskleri hakkında bilgi edinmek,
  • Aile afet ve acil durum iletişim planı hazırlamak,
  • Ev, okul ve iş yerinde tahliye güzergâhlarını belirlemek,
  • Toplanma alanlarını öğrenmek,
  • Acil durum çantası hazırlamak ve düzenli güncellemek,
  • Çocuklar, yaşlılar, engelli bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişiler için özel ihtiyaç planı yapmak,
  • Okul ve iş yeri tatbikatlarına katılmak,
  • Doğrulanmamış bilgi yerine AFAD, valilik, belediye ve yetkili kurumların duyurularını takip etmek,
  • AFAD’ın eğitim ve gönüllülük programlarına katılmak.

Bu adımlar küçük görünse de afet anında doğru karar verme, panikten uzak durma ve başkalarına destek olma kapasitesini doğrudan etkiliyor.



Editör Notu

Türkiye’nin afet risklerini azaltmak için hukuki düzenlemeleri, ulusal planları, il eylem planları, teknik yönetmelikleri, eğitim programları ve kurumsal kapasitesi bulunmaktadır. Ancak afetlere dirençli bir ülke olmanın ölçüsü, yalnızca kaç planın hazırlandığı değildir.

Asıl ölçü; hazırlanan planların bütçeye, yerel uygulamaya, yapı güvenliğine, denetime, eğitime, tatbikata ve bireysel davranışa ne ölçüde dönüştürülebildiğidir.

Afetlere karşı güçlü toplum; yalnızca afet sonrasında dayanışan değil, afet olmadan önce sorumluluk alan toplumdur.


Haber Kaynakları:
Birleşmiş Milletler Sendai Afet Risklerinin Azaltılması Çerçevesi 2015–2030; AFAD Türkiye Afet Risk Azaltma Planı – TARAP 2022–2030; AFAD İl Afet Risk Azaltma Planları – İRAP; AFAD İRAP İl Planları Sayfası; Türkiye Afet Müdahale Planı – TAMP; AFAD Gönüllülük Sistemi; AFAD 2021 Afet Eğitim Yılı Bilgilendirmesi; AFAD 2022 Afet Tatbikat Yılı Uygulamaları; Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi – AYDES; AFAD Kanun ve Kararnameler Sayfası; 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun; 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Uygulama Yönetmeliği ve Tebliğler; Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği; Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği; Millî Eğitim Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Eylem Planı 2023–2030.

Bu kaynakların tamamı; TARAP, İRAP, TAMP, AYDES, gönüllülük sistemi, farkındalık eğitimleri, tatbikat uygulamaları, yapı güvenliği, afet müdahalesi ve eğitim kurumlarının hazırlık süreçleri bakımından haber metnindeki ilgili bölümleri doğrudan desteklemektedir. TARAP’ın 8 Temmuz 2022’de yürürlüğe girdiği, TAMP’ın güncellenmiş hâlinin 15 Eylül 2022’de yayımlandığı ve İRAP’larda 81 il için yaklaşık 17 bin risk azaltma eylemi tanımlandığı AFAD’ın güncel açıklamalarında yer almaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2023–2030 Afet ve Acil Durum Yönetimi Eylem Planı da eğitim kurumlarında risk belirleme, hazırlık, tahliye, toplanma-barınma alanlarının planlanması ve kurumlar arası koordinasyon başlıklarını kapsamaktadır.

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı GÜNDEM

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)