HABERLER

G[A]
15 Eylül 2026 13:18 | Son Güncelleme: 16 Eylül 2026 11:54

Ankara Sanayisine Nükleer Lig Rotası: Yerli Üretim Küresel Zincire Hazırlanıyor

Ankara Sanayi Odasının düzenlediği panelde yeşil ve dijital dönüşüm, yüksek teknoloji açığı, karbon düzenlemeleri ve nükleer sanayide yerlileşme ele alındı. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türk sanayicisini yalnızca Türkiye’de kurulacak santrallere ürün sunan bir tedarikçi olmaktan çıkarıp küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı bir üretici konumuna taşımayı hedeflediklerini açıkladı.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Ekonomi Haberleri- Ankara Sanayi Odası (ASO), sanayinin teknoloji düzeyini, dönüşüm kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında “Sanayide Dönüşüm, Yetkinlik ve Rekabetçilik: İkiz Dönüşümden Nükleer Tedarik Zincirine” başlıklı panel düzenledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Kalkınma Ajansı ve Türkiye Nükleer Enerji AŞ’nin katkılarıyla gerçekleştirilen programda kamu, üniversite ve iş dünyasının temsilcileri bir araya geldi.

Panelde yeşil ve dijital dönüşümün sanayiye etkileri, karbon maliyetleri, yerli teknoloji kullanımı, kümelenme modelleri ve Türk firmalarının küresel nükleer tedarik zincirine katılabilmesi için gereken yetkinlikler değerlendirildi.

Programın açılış konuşmalarını ASO Başkanı Seyit Ardıç, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü Dr. Damla Turan ile Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Av. Doç. Dr. Duhan Kalkan yaptı.

Sanayide Rekabetin Ölçütleri Değişiyor

ASO Başkanı Seyit Ardıç, sanayideki dönüşümün Türkiye’nin küresel üretim yarışındaki yerini doğrudan etkilediğini söyledi.

Geçmişte maliyet, fiyat ve üretim kapasitesinin rekabetin temel unsurları olarak görüldüğünü belirten Ardıç; teknoloji, verimlilik, enerji güvenliği, karbon yoğunluğu, veri yönetimi ve tedarik zinciri dayanıklılığının da artık rekabet gücünü belirlediğini ifade etti.

Ardıç, üretim miktarı kadar üretim sürecinde oluşturulan katma değerin de önem kazandığına işaret ederek şöyle konuştu:

“Bugün sanayide dönüşümü konuşurken aslında çok daha büyük bir konuyu masaya yatırıyoruz: Türkiye’nin küresel üretim yarışındaki yeri. Çünkü sanayide rekabetin şartları hızla değişiyor. Eskiden maliyet, fiyat ve üretim kapasitesi rekabetin temel unsurlarıyken bugün bunlara teknoloji, verimlilik, enerji güvenliği, karbon yoğunluğu, veri ve tedarik zinciri dayanıklılığı eklendi.”

“Verimlilik Sanayicimizin Görünmeyen Sermayesidir”

İmalat sanayisindeki verimlilik artışının kalıcı hâle getirilmesi gerektiğini vurgulayan Ardıç, 2026 yılının ikinci çeyreğinde sanayide çalışan kişi başına üretimin yıllık yüzde 3,7, imalat sanayisinde ise yüzde 4,3 arttığını açıkladı.

Finansman, enerji ve iş gücü maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda verimliliğin işletmeler açısından stratejik bir değere dönüştüğünü kaydeden Ardıç:

“Bu kazanımı kalıcı hâle getirmek zorundayız. Çünkü finansman, enerji ve iş gücü maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda verimlilik, sanayicimizin görünmeyen sermayesidir.”

dedi.

Yüksek Teknolojide İthalat İhracatın Üzerinde

Ardıç, sanayinin rekabet gücünün diğer önemli boyutunun üretimin teknoloji düzeyi olduğunu söyledi.

2026 yılının ilk yedi ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayisi ihracatındaki payının yüzde 3,7’de kaldığını belirten Ardıç, bu ürünlerin ithalattaki payının ise yüzde 12,1’e ulaştığını bildirdi.

Ankara’da yüksek teknolojili ürün ihracatının yüzde 13’ü aşarak Türkiye ortalamasının üzerine çıktığını aktaran Ardıç, yüksek teknolojili ürün ithalatının ise yüzde 21 düzeyinde gerçekleştiğini ifade etti.

Ardıç, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:

“Yani yüksek teknolojiyi sattığımızdan çok daha yoğun biçimde satın alıyoruz. Bu veriler, teknoloji açığının rekabet gücümüzü ve dış ticaret dengemizi doğrudan etkilediğini gösteriyor. Üretim gücümüzü artırırken sanayimizin teknoloji düzeyini ve oluşturduğu katma değeri de yükseltmemiz gerekiyor.”

Yeşil ve dijital dönüşüm ile enerji ve sanayi politikalarının artık aynı rekabet stratejisinin birbirini tamamlayan unsurları hâline geldiğini belirten Ardıç, bu başlıkların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Karbon Artık Bilançoya Yansıyan Bir Maliyet

Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine geçtiğini hatırlatan Ardıç, Türkiye’de İklim Kanunu’nun ardından Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliğinin yayımlanmasıyla sanayi açısından yeni bir dönemin başladığını söyledi.

Ardıç, karbonun işletmeler için taşıdığı yeni anlamı şu sözlerle açıkladı:

“Karbon artık yalnızca bacadan çıkan bir emisyon değil; bilançoya yansıyan bir maliyet, pazara girişte karşılaşılan bir kriter ve yatırım kararlarını etkileyen bir rekabet unsurudur.”

ASO tarafından hazırlanan “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Kapsamında Türkiye ve Ankara Analizi” başlıklı araştırmaya da değinen Ardıç, 2023 itibarıyla SKDM kapsamındaki ürünlerin Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 8’ini, Ankara’nın ihracatının ise yaklaşık yüzde 7’sini oluşturduğunu bildirdi.

Ankara Sanayisinin Üretim Yapısı Dönüşüyor

Ankara sanayisinin üretim yapısında ana metal ağırlığının azalırken fabrikasyon metal ürünleri ile makine ve ekipman gibi daha ileri işlenmiş ürünlerin ağırlığının arttığını belirten Ardıç, bu dönüşümün başkent sanayisine önemli bir hareket alanı sağladığını ifade etti.

Finansmana erişimin zor ve maliyetli olduğu mevcut ortamda firmaların üretimlerini sürdürürken dijitalleşme, enerji altyapısı ve karbon azaltımı yatırımlarını aynı anda gerçekleştirmesinin ciddi bir mali yük oluşturduğunu söyleyen Ardıç, yeşil dönüşümün yalnızca bir uyum harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.

Ardıç:

“Doğru yönetildiğinde enerji verimliliği maliyetleri düşürür, dijitalleşme hataları azaltır, veri yönetimi üretimi optimize eder, düşük karbonlu üretim ise firmalarımıza ihracat pazarlarında yeni bir rekabet avantajı kazandırır. Asıl hedefimiz, karbonu ölçmekten azaltmaya, verimlilik ve katma değeri artırmaya geçmek olmalıdır.”

ifadelerini kullandı.

On ASO Üyesi Firmayla İkiz Dönüşüm Çalışması

ASO’nun panelin ardından yayımladığı resmî açıklamaya göre, Ankara Kalkınma Ajansının teknik desteğiyle yürütülen “Sanayinin Yerli Teknoloji Kullanımı Yoluyla İkiz Dönüşüm Kapasitesinin Artırılması Projesi” kapsamında 10 ASO üyesi firmayla doğrudan çalışma gerçekleştirildi.

Proje çerçevesinde yerli yazılım altyapısından yararlanılarak karbon ayak izi, su ayak izi ve SKDM raporlamasına yönelik eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yürütüldü.

Ardıç, ASO’nun önceliğinin firmaların yalnızca mevzuata uyum sağlaması olmadığını belirterek işletmelerin kendi verisini üreten, verimlilik kayıplarını görebilen ve dönüşümünü ölçebilen bir yapıya kavuşturulmasının amaçlandığını söyledi.

“Verimlilik açığı fabrikada başlar; etkisi üretim maliyetlerinden ihracat gücüne, oradan ülkenin cari dengesine kadar uzanır.”

Nükleer Tedarik Zincirine Girmek “Üst Lige Çıkmak”

Nükleer enerjinin yalnızca elektrik üretimi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ardıç, sektörün çok geniş bir sanayi ekosistemi meydana getirdiğine dikkati çekti.

Ardıç, nükleer enerjinin mühendislikten özel çeliğe, vana ve pompadan kaynak teknolojilerine, yazılımdan kalite sistemlerine, test ve belgelendirmeden nitelikli insan kaynağına kadar çok sayıda üretim alanıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Nükleer tedarik zincirinde yer almanın sanayi açısından taşıdığı önemi anlatan Ardıç şöyle konuştu:

“Nükleer tedarik zincirine dâhil olmak, sanayimiz açısından bir üst lige çıkmaktır. Bu lige girmenin şartları ağırdır. Kalite, izlenebilirlik, belgelendirme, insan kaynağı ve üretim disiplini gerektirir.”

Bu standartları karşılayan bir firmanın yalnızca nükleer alanda yetkinlik kazanmayacağını vurgulayan Ardıç; savunma, havacılık, enerji ve ileri makine sanayilerindeki küresel tedarik zincirlerine katılma kapasitesinin de yükseleceğini ifade etti.

NÜKSAK Firmaları Küresel Pazara Hazırlıyor

ASO’nun nükleer sanayinin taşıdığı potansiyeli yıllar önce gördüğünü belirten Ardıç, 2017 yılında Türkiye’nin ilk ve tek nükleer sanayi kümelenmesi NÜKSAK’ın kurulduğunu hatırlattı.

Ardıç, NÜKSAK aracılığıyla firmaların uluslararası kalite ve belgelendirme standartlarına ulaşmasını, nükleer ekosistemi yakından tanımasını ve küresel tedarik zincirlerine erişmesini sağlamaya çalıştıklarını söyledi.

ASO’nun resmî açıklamasında NÜKSAK’ın yalnızca firmaları aynı çatı altında toplayan bir yapı olmadığına da dikkat çekildi.

Ardıç:

“Kümelenmenin asıl gücü, firmaları yalnızca aynı çatı altında toplamak değil; birlikte hareket etmelerini, bilgi ve deneyim paylaşmalarını sağlamaktır.”

değerlendirmesinde bulundu.

NÜKSAK’ın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ikinci kez desteklenmeye hak kazanmasının çalışmaların devamlılığı ve firmaların daha ileri bir seviyeye taşınması bakımından önemli olduğunu belirten Ardıç, hedeflerini şu sözlerle açıkladı:

“Hedefimiz, Türk sanayicisini ülkemizde kurulacak nükleer santrallere mal ve hizmet sunmanın ötesine taşıyarak, küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı bir konuma ulaştırmaktır.”

Ankara’da Üretilen Parçalar Dünya Projelerinde Kullanılacak

Ankara’da üretilen bir parçanın, ekipmanın veya geliştirilen mühendislik çözümünün Avrupa’dan Asya’ya dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelerde kullanılmasını hedeflediklerini belirten Ardıç, yerlileşmenin kalıcı bir üretim yetkinliği üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ardıç:

“Çünkü gerçek yerlileşme, bir projede yerli ürün kullanmanın ötesinde, o ürünü geliştirme ve üretme yetkinliğini kalıcı hâle getirerek dünya pazarlarına satabilmektir.”

dedi.

Kümelenme Destekleri Bütüncül Yapıda Yürütülmeli

ASO’nun resmî açıklamasında, kümelenme politikalarına ilişkin önemli değerlendirmeler de paylaşıldı.

Ardıç, geçmiş dönem kümelenme desteklerinde Ar-Ge projeleri ile uluslararasılaşma faaliyetlerinin doğrudan program kapsamında yürütülebilmesinin kümelere önemli bir hareket alanı sağladığını belirtti.

Yeni uygulamada Ar-Ge faaliyetlerinin TÜBİTAK mekanizmalarına, yurt dışı heyetlerinin ise Ticaret Bakanlığının desteklerine yönlendirildiğine işaret eden Ardıç, temel faaliyetlerin kümenin kendi öncelikleri doğrultusunda planlanabildiği bütüncül ve esnek bir destek yapısının korunmasını istedi.

“Kümelenmenin gücü, desteklerin farklı kanallarda yürütülmesinde değil, firmaların ortak hedefler etrafında bütünleşmesindedir.”

Teknoparkların da kümelenme yaklaşımının başarılı örneklerinden olduğunu kaydeden Ardıç, firmalar, üniversiteler, araştırmacılar ve nitelikli insan kaynağının sürekli etkileşim içinde bulunmasının bilgi ve teknoloji transferini hızlandırdığını söyledi.

Savunma Sanayisindeki Başarı Nükleer Teknolojiye Taşınmalı

Savunma ve havacılık sanayisinde yerli teknoloji geliştirme alanında elde edilen başarının nükleer enerji teknolojilerine de taşınması gerektiğini vurgulayan Ardıç, TMRS Energy tarafından küçük modüler reaktör teknolojilerine yönelik yürütülen çalışmalara dikkati çekti.

Ardıç, söz konusu çalışmaların özel sektörün nükleer alanda yalnızca tedarikçi olarak değil, teknoloji geliştiren ve özgün ürünler tasarlayıp üreten bir aktör olabileceğini göstermesi bakımından önemli olduğunu söyledi.

Türkiye’nin nükleer teknolojide ilerleyebilmesi için cesur teknoloji girişimlerine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Kalkan: Ankara Yüksek Katma Değerli Üretimde Öne Çıkıyor

Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Av. Doç. Dr. Duhan Kalkan da sanayide değişimin uzun süredir gündemde olduğunu ancak asıl dikkat edilmesi gereken unsurun dönüşümün hızındaki artış olduğunu belirtti.

Sanayi devrimlerinin mekanizasyonla başlayıp seri üretim, dijitalleşme ve akıllı fabrikalara uzandığını kaydeden Kalkan, teknolojik gelişmelerin son yıllarda giderek hızlandığını söyledi.

Ankara’nın yüksek katma değerli üretim, teknoloji ve yenilik alanlarında önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Kalkan, başkentin savunma sanayisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu ifade etti.

Kalkan, çalışan nüfusun yüzde 80’den fazlasının özel sektör ve üretim ekonomisinde faaliyet gösterdiğini; Ankara’nın ülke ekonomisindeki payının son üç yılda yüzde 8,9’dan yüzde 10,5’e yükseldiğini söyledi.

Ankara’nın 15 organize sanayi bölgesi ve 14 teknoloji geliştirme merkeziyle güçlü bir üretim ve teknoloji altyapısına sahip olduğunu da kaydetti.

Sektör Temsilcileri Deneyimlerini Paylaştı

Program kapsamında ASO NÜKSAK, Nükleer Enerji Tedarikçi Bilgi Sistemi, nükleer tedarik zincirinde yerlileşme, sanayi yetkinlikleri ve SKDM’nin Ankara ihracatına etkileri hakkında sunumlar gerçekleştirildi.

Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün’ün moderatörlüğünü yaptığı “Nükleer Tedarik Zincirinde Yerlileşme ve Sanayi Yetkinlikleri” başlıklı panelde Türkiye Nükleer Enerji AŞ, Dora Makina, Bayramoğlu Endüstriyel Çelik ve Akdaş Döküm temsilcileri deneyimlerini paylaştı.

“Sanayinin Yerli Teknoloji Kullanımı Yoluyla İkiz Dönüşümü Projesi” kapsamında düzenlenen ikinci panelde ise Ankara Kalkınma Ajansının teknik desteğinden yararlanan firmaların uygulamaları ve elde ettikleri sonuçlar değerlendirildi.

Programda ayrıca Ankara Sanayi Odası tarafından SKDM’nin ihracat ve Ankara üzerindeki etkileri, NÜKSAK’ın çalışmaları ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Nükleer Enerji Tedarikçi Bilgi Sistemi hakkında sunumlar yapıldı.

Türkiye’nin Sanayideki Yerini Beş Soru Belirleyecek

Üretim miktarı kadar üretimin niteliğinin de sanayi politikasının merkezinde bulunması gerektiğini belirten Ardıç, Türkiye’nin sanayide hangi ligde yer alacağını belirleyecek beş temel soruyu şöyle sıraladı:

“Ne kadar verimli üretiyoruz? Ne kadar teknoloji üretiyoruz? Ne kadar yerli girdi kullanıyoruz? Ne kadar düşük karbonla üretiyoruz? Ve ürettiğimiz değerin ne kadarını ülkemizde bırakıyoruz?”

Haber Kaynakları

İhlas Haber Ajansı (İHA) / Muhabirler: Kemal Diri – Cem Geçim
Resmî kurumsal kaynak: Ankara Sanayi Odası – ASO’da Gündem Nükleer: Hedef, Küresel Tedarik Zincirinde Kalıcı Olmak

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı EKONOMİ

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)