2026’da Yeşil Rekabet Dönemi: Avrupa Yeşil Mutabakatı Türk İhracatına Risk mi, Sıçrama Tahtası mı?
Prof. Dr. Cemalettin Aktepe’ye göre 2026, “karbon maliyeti”nin rekabeti yeniden yazdığı yıl olacak. Erken uyum sağlayan firmalar AB pazarında avantajını büyütürken, gecikenleri pazar kaybı riski bekliyor.
2026 neden eşik yıl?
ANKARA- Gazete Ankara DHP Ekonomi Haberleri- Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ekim 2023–31 Aralık 2025 arasındaki geçiş döneminin ardından 2026 itibarıyla “nihai rejim”e geçiyor; bu da raporlamanın ötesinde, karbon maliyetinin kademeli biçimde ticaret kararlarına daha doğrudan yansıması anlamına geliyor.
Bu çerçevede çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen başta olmak üzere CBAM kapsamındaki ürünlerde “gömülü emisyon” hesaplaması ve doğrulaması, AB pazarına erişimin yeni standardı haline geliyor. 
Uzman uyarıyor: “Karbon vergisi” rekabeti maliyet kalemine dönüştürüyor
Gazete Ankara köşe yazarı, Uluslararası Ticaret ve Finans Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Aktepe, ilk 8 Aralık 2025 tarihli yazısında Türk ihracatçısı açısından kritik risk alanını net bir dille özetliyor: “Eğer Türk üreticilerin karbon emisyonu AB ortalamasından fazla ise… ürün başına ‘karbon vergisi’ ödenmesi gerekecektir.”
Aktepe’ye göre bu tablo, özellikle fiyat rekabeti ile ayakta duran sektörlerde marjları daraltarak pazar kaybı yaratabilir.
Riskin yalnızca nihai ürünle sınırlı kalmadığını vurgulayan Aktepe, tedarik zinciri boyunca yeni yükümlülüklerin (enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, dijital izlenebilirlik, geri dönüştürülebilir malzeme, raporlama) belirleyici olacağını belirtiyor. 
Fırsat penceresi: Erken uyum sağlayan “stratejik tedarikçi”ye dönüşebilir
Serinin 1 Ocak 2026 tarihli ikinci yazısında Prof. Dr. Aktepe, krizin aynı zamanda fırsat ürettiği gerçeğine dikkat çekiyor: “Bu dönüşüme erken uyum sağlayan işletmelerimiz… Avrupa’nın ticari ortağı olmaya devam edeceklerdir.”
Özellikle AB’de yeşil dönüşümle büyümesi beklenen alanlar; geri dönüştürülebilir ürünler, çevre dostu ambalaj, enerji verimliliği yüksek ürünler ve düşük karbon ara mallar şeklinde öne çıkıyor.
Makro resim de bu yönelimi destekliyor: AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı konumunda; 2024’te Türkiye’nin ihracatının yaklaşık %41’i AB’ye yöneldi.
Bu nedenle “AB yeşil standartlarına uyum”, yalnızca çevre gündemi değil; ihracatın sürdürülebilirliği açısından da stratejik bir zorunluluk.
Türkiye’nin politika zemini: 2026’ya girerken eldeki enstrümanlar
Haberin “kamu kaynakları” üzerinden görünen kısmında; Türkiye’nin son yıllarda yeşil dönüşüm başlığında bir çerçeve kurduğu görülüyor:
- Yeşil Mutabakat Eylem Planı: 2021/15 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yayımlanan yol haritası; sınırda karbon düzenlemeleri dahil uyum başlıklarını sistematik biçimde ele alıyor.
- Paris Anlaşması: Onay süreci 2021’de tamamlandı; Türkiye anlaşmaya taraf oldu.
- Türkiye’nin ilk İklim Kanunu: 9 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7552 sayılı İklim Kanunu, “net sıfır emisyon” ve yeşil büyüme vizyonunu yasal zemine taşıdı.
- Sıfır Atık performansı (ölçülebilir çıktı): Geri kazanım oranının 2017’de %13 seviyesinden 2024’te %36,08’e yükseldiği resmî kanallarda paylaşılıyor.
Bu set; ihracatçının uyum maliyetini tek başına taşımaması, yeşil finansmana erişim ve ölçüm-doğrulama altyapısının ölçeklenmesi açısından kritik.
2026 için ihracatçıya 7 maddelik “yeşil rekabet” kontrol listesi
1. Kurumsal karbon muhasebesi (ürün bazlı dahil): CBAM ürünleri ve tedarik zinciri için ölçüm/raporlama disiplini.
2. Tedarikçi dönüşümü: “Daha sürdürülebilir tedarikçi” beklentisine uygun sözleşme ve izlenebilirlik şartları.
3. Enerji verimliliği modernizasyonu: Birim ürün başına enerji ve emisyon yoğunluğunu düşüren yatırımlar.
4. Yenilenebilir enerji erişimi: Uygun maliyetli elektrik, karbon yoğunluğunu düşürmenin en hızlı kaldıraçlarından biri.
5. Dijital izlenebilirlik ve raporlama: Tedarik zinciri verisinin denetlenebilir olması.
6. Ürün tasarımı ve döngüsellik: Geri dönüştürülebilir/enerji verimli ürün portföyü ile yeni pazar alanlarına giriş.
7. Yeşil finansman ve teşvik takibi: Eylem Planı çerçevesindeki destek mekanizmaları ve AB fon/işbirliği kanallarını düzenli izleme.
Politika yapıcılara mesaj: “Uyum maliyeti”ni rekabet avantajına çevirecek kaldıraçlar
Bu dönemde en kritik ihtiyaç; ölçüm-doğrulama kapasitesinin yaygınlaştırılması, KOBİ’lere uyum desteği, sektör bazlı geçiş yol haritaları ve yeşil finansmana erişimin sadeleştirilmesidir. Aksi halde, Aktepe’nin işaret ettiği “pazar kaybı” senaryosu daha kolay gerçekleşebilir.
Haber Kaynakları:
· Gazete Ankara – Prof. Dr. Cemalettin Aktepe (I): https://www.gazeteankara.com.tr/writers/cemelettin-aktepe-1762517873/avrupa-yesil-mutabakati-turk-ihracatcilarina-neler-sunuyor-i-4637
· Gazete Ankara – Prof. Dr. Cemalettin Aktepe (II): https://www.gazeteankara.com.tr/writers/cemelettin-aktepe-1762517873/avrupa-yesil-mutabakati-turk-ihracatcilarina-neler-sunuyor-ii-5061
Haber Editörü: Dr. Oğuz Poyrazoğlu
İletişim: opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32
YORUM YAP