PISA 2025: Türkiye Fen ve Okumada OECD Ortalamasını Aştı
OECD'nin PISA 2025 Türkiye ülke notuna göre 15 yaş grubundaki öğrencilerin ortalama başarıları 2022'ye kıyasla matematik, okuma ve fen alanlarının üçünde de yükseldi. Türkiye fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken matematikte ortalamaya yakın sonuç verdi. Rapor; devamsızlık, sosyoekonomik başarı farkı, zorbalık ve dijital dikkat dağınıklığını ise eğitim politikası açısından öne çıkan risk alanları olarak gösterdi.
Ankara - GA Dijital Haber Portalı / Eğitim Haberleri- Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 91 ülke ve ekonominin katıldığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2025'in Türkiye sonuçlarını yayımladı. Bilim okuryazarlığının ana alan olduğu araştırmada, Türkiye'deki 203 okuldan 7 bin 702 öğrenci değerlendirmeye katıldı. Örneklem, yaklaşık 920 bin 900 öğrenciyi, başka bir ifadeyle ülkedeki 15 yaş nüfusunun tahminen yüzde 72'sini temsil etti.
OECD'nin 8 Eylül 2026 tarihli ülke notu, Türkiye verilerinin PISA'nın kalite standartlarını karşıladığını ve raporlamaya uygun bulunduğunu belirtti.
Üç temel alanda birlikte yükseliş
Türkiye'nin 2025 ortalama sonuçları 2022'ye göre matematik, okuma ve fen alanlarının tamamında arttı. OECD, Türkiye'yi bu üç alanda aynı dönemde birlikte ilerleme kaydeden az sayıdaki ülke ve ekonomi arasında gösterdi. Rapora göre bu sonuç, önceki yıllarda başlayan olumlu eğilimi devam ettirdi.
Karşılaştırmada Türkiye matematikte OECD ortalamasına yakın; okuma ve fende ise ortalamanın üzerinde yer aldı. Ancak hesaplamalı problem çözme alanındaki ortalama puan OECD ortalamasının altında kaldı.
İNFOGRAFİK 1: 01_pisa_basarim.jpg
Fende yüzde 81, okumada yüzde 76 temel yeterliliğe ulaştı
PISA'nın asgari yeterlilik eşiği kabul ettiği Düzey 2 ve üzerine ulaşanların oranı Türkiye'de fende yüzde 81 oldu. OECD ortalaması yüzde 74'te kaldı. Fen alanında üst düzey performans gösteren, yani Düzey 5 veya 6'ya ulaşan öğrencilerin oranı hem Türkiye'de hem OECD genelinde yüzde 7 olarak ölçüldü.
Okumada öğrencilerin yüzde 76'sı Düzey 2 veya üzerine çıktı; OECD ortalaması yüzde 69 oldu. Buna karşılık üst düzey okuma performansında Türkiye'nin oranı yüzde 4, OECD ortalaması yüzde 6 olarak kaydedildi.
Matematikte temel yeterliliğe ulaşanların oranı Türkiye'de yüzde 64, OECD'de yüzde 65 oldu. Üst düzey matematik performansı ise her iki tarafta da yüzde 8 olarak gerçekleşti.
Raporda, 2015'e kıyasla düşük performans gösteren öğrenci oranının matematik ve okumada 16'şar, fende 25 puan azaldığı bildirildi. Bununla birlikte 2022-2025 döneminde en yüksek ve en düşük başarı gösteren yüzde 10'luk gruplar arasındaki fark matematik ve fende genişledi; okumada anlamlı bir değişiklik görülmedi.
Fırsat eşitliğinde 81 puanlık fark
Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 32'si uluslararası sosyoekonomik ölçeğin en dezavantajlı çeyreğinde bulunuyor. Bu grubun fen ortalaması 466 puanla benzer sosyoekonomik koşullardaki öğrenciler arasında yüksek sonuçlardan biri oldu.
Ülke içindeki en avantajlı yüzde 25 ile en dezavantajlı yüzde 25 arasındaki fen başarı farkı 81 puan olarak hesaplandı. OECD ortalamasındaki fark 85 puan. Ancak Türkiye'de bu farkın 2015-2025 arasında genişlediğine, OECD genelinde ise daraldığına dikkat çekildi. Dezavantajlı öğrencilerin yüzde 13'ü, kendi ülkesindeki fen başarı dağılımının en üst çeyreğine girerek “akademik dirençli” öğrenci grubunda yer aldı; OECD ortalaması yüzde 12 oldu.
İNFOGRAFİK 2: 04_pisa_esitlik.jpg
Öğrencilerin yarıdan fazlası yapay zekâyı haftalık kullanıyor
PISA 2025, dijital öğrenme ve yapay zekâ kullanımına ilişkin dikkat çekici veriler de sundu. Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 52'si yapay zekâ sohbet araçlarından öğrenmeye yardımcı olması için haftada en az bir kez yararlandığını bildirdi. OECD ortalaması yüzde 46.
Öğrencilerin yüzde 44'ü yeni bir konu hakkında ön araştırma, yüzde 34'ü okuduğu metni özetleme, yüzde 44'ü ise yazılı ödev için taslak hazırlama amacıyla yapay zekâ kullandığını belirtti. Bu oranların OECD ortalamaları sırasıyla yüzde 31, yüzde 30 ve yüzde 29 olarak açıklandı. İncelenen okul çalışması görevlerinin hiçbirinde yapay zekâyı kullanmadığını söyleyenlerin oranı Türkiye'de yalnızca yüzde 8 oldu.
İNFOGRAFİK 3: 02_pisa_dijital.jpg
Türkiye'deki öğrenciler okulda öğrenme amacıyla dijital cihazları günde ortalama 1,3 saat, boş zaman etkinlikleri için 0,8 saat kullandı. Fen derslerinde akranlarının dijital cihazlar nedeniyle sık sık dikkatinin dağıldığını bildirenlerin oranı yüzde 18'di. Bu gruptaki öğrencilerin fen başarısı, dikkat dağınıklığı bildirmeyenlere göre sosyoekonomik koşullar hesaba katıldıktan sonra 30 puan daha düşük çıktı.
Öğrencilerin yüzde 83'ü telefon kullanımının okul yerleşkesinde yasak olduğu okullarda eğitim gördüğünü bildirdi. Bu oran 2022'de yüzde 62 idi. Telefon yasağı bulunan okullardaki öğrencilerin dijital dikkat dağınıklığı bildirme olasılığı yaklaşık yüzde 34 daha düşük bulundu.
Devamsızlık ve okul iklimi alarm veriyor
Başarı göstergelerindeki ilerlemeye rağmen okul yaşamına ilişkin bazı veriler güçlü bir uyarı niteliği taşıdı. Öğrencilerin yüzde 53'ü sınavdan önceki iki haftada en az bir gün okula gitmediğini, yüzde 41'i en az bir dersi kaçırdığını, yüzde 49'u ise okula geç kaldığını bildirdi. OECD genelinde en az bir gün okula gitmeme oranı yüzde 22 olarak ölçüldü.
Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 21'i ayda birkaç kez veya daha sık en az bir zorbalık türüne maruz kaldığını söyledi. OECD ortalaması yüzde 20 oldu. Öğrencilerin yüzde 32'si fen derslerinin çoğunda ya da tamamında iyi çalışamadığını belirtirken OECD ortalaması yüzde 19'da kaldı.
İNFOGRAFİK 4: 03_pisa_riskler.jpg
Öğretmen desteğinde ise karma bir görünüm ortaya çıktı. Öğrencilerin yüzde 74'ü öğretmenin çoğu fen dersinde her öğrencinin öğrenmesiyle ilgilendiğini, yüzde 73'ü öğrenciler anlayana kadar öğretmeye devam ettiğini bildirdi. İhtiyaç duyulduğunda ek yardım verildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 67 ile yüzde 73'lük OECD ortalamasının altında kaldı.
Azim güçlü, çalışma planı zayıf
Öğrencilerin yüzde 73'ü pek çok farklı konuya merak duyduğunu, yüzde 68'i çalışma zorlaştığında ek çaba gösterdiğini ifade etti. İkinci oran OECD ortalamasının 8 puan üzerinde. Bununla birlikte öğrencilerin yüzde 28'i okulun zaman kaybı olduğu görüşüne katıldı; OECD ortalaması yüzde 24 oldu. Bu olumsuz görüşün Türkiye'deki oranı 2022'ye göre 6,5 puan azaldı.
Öğrencilerin yüzde 71'i zekânın çalışma, çaba ve geri bildirimle geliştirilebileceğine dayanan gelişim zihniyetine sahip olduğunu bildirdi. Buna karşılık ders çalışma yaklaşımını sık sık planlayanların oranı yalnızca yüzde 34'te kaldı. OECD bulguları, Türkiye açısından başarının kalıcı hâle gelmesi için öz düzenleme, hedef belirleme ve planlı çalışma becerilerinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Eğitim politikasına dört öncelik
Raporun bütününe bakıldığında Türkiye'nin temel akademik yeterlilikte belirgin ilerleme sağladığı görülüyor. Ancak bu kazanımın sürdürülebilir olması; sosyoekonomik başarı farkının azaltılmasına, kronik devamsızlıkla mücadeleye, güvenli ve düzenli sınıf iklimine ve yapay zekânın eleştirel-dijital okuryazarlık çerçevesinde kullanılmasına bağlı.
PISA sonuçları tek başına eğitim sisteminin tamamını açıklayan bir karne değil; 15 yaş grubunun bilgi ve becerilerini gerçek yaşam problemlerinde kullanabilme düzeyini gösteren uluslararası bir ölçüm. Bu nedenle veriler, sıralama tartışmasının ötesinde okul, öğretmen, aile ve öğrenci politikalarını birlikte değerlendirmek için bir erken uyarı ve gelişim zemini sunuyor.
Kaynak: OECD, PISA 2025 Results (Volume I) - Country Notes: Türkiye, 8 Eylül 2026. Bu haber, OECD'nin CC BY 4.0 lisanslı özgün çalışmasına dayalı bir uyarlamadır. Uyarlamadaki değerlendirmeler OECD'nin veya üye ülkelerin resmî görüşü olarak aktarılamaz; uyuşmazlık hâlinde İngilizce özgün metin geçerlidir.
YORUM YAP