HABERLER

G[A]
09 Şubat 2026 10:10 | Son Güncelleme: 09 Şubat 2026 23:35

Bahar yarıyılı bugün başlıyor: Üniversitelerde ders zili çalıyor, gündem “sürdürülebilir hizmet” ve insan kaynağı

Türkiye’de yükseköğretimde 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Dönemi, birçok üniversitede bugün itibarıyla başlıyor. YÖK verilerine göre sistem, milyonlarca öğrenciyi ve yüz binlerce akademik personeli kapsayan dev bir eğitim-öğretim ekosistemi olarak yeni döneme girerken; idari ve teknik personelin yükü, kampüs hizmetlerinin sürdürülebilirliğinde kritik başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

Üniversitelerde bahar başlangıcı “tek tarih” değil

Türkiye’de akademik takvimler üniversite bazında değişiyor. Örneğin bazı üniversitelerde bahar yarıyılı dersleri 9 Şubat 2026 itibarıyla başlarken, bazı büyük devlet üniversitelerinde bahar ders başlangıcı 16 Şubat 2026 olarak takvimleniyor.
Bu nedenle “bahar dönemi başladı” ifadesi, ulusal ölçekte aynı hafta içinde farklı günlerde devreye giren akademik işleyişi ifade ediyor.


Milyonlarca öğrenci, yüz binlerce insan kaynağı

Yükseköğretim Kurulu tarafından paylaşılan 2025 istatistiklerine dayanan değerlendirmelerde Türkiye’de yükseköğretim sistemine kayıtlı öğrenci sayısının 6,7 milyon düzeyinde olduğu; akademik personel sayısının ise 186 bin 942 olarak açıklandığı biliniyor.
Bu büyüklük, bahar yarıyılında dersliklerden laboratuvarlara, kütüphanelerden dijital altyapılara kadar geniş bir hizmet zincirinin aynı anda işletilmesi anlamına geliyor.


“Sürdürülebilir hizmet” başlığı: İdari-teknik personel neden kritik?

Bahar dönemiyle birlikte üniversitelerde:

  • ders kayıt/danışman onay süreçleri,
  • bilgi sistemleri yoğunluğu (OBS/UBYS/LMS),
  • sınav takvimleri ve ölçme-değerlendirme operasyonları,
  • laboratuvar, atölye, bakım-onarım ve iş sağlığı-güvenliği uygulamaları,
  • öğrenci işleri, kütüphane, yemekhane, yurt, güvenlik ve kampüs lojistiği
    aynı anda hızlanır.

Bu işleyişin önemli bir bölümü, öğretim elemanlarının yanı sıra idari ve teknik personelin kesintisiz emeğine dayanır. Nitekim resmî istatistik altyapısında yükseköğretime ilişkin verilerin, üniversitelerden derlenen akademik ve idari personel ile öğrencilere ait bilgiler üzerinden üretildiği de vurgulanıyor.


Yeni dönem ajandası: Başarı kadar “kurumsal kapasite” de ölçülüyor

Türkiye’nin uluslararası sıralamalarda görünürlüğünün artması, eğitim-öğretim kalitesi kadar; araştırma altyapısı, uluslararası ağlar ve öğrenci deneyimi gibi göstergelerde kurumsal kapasiteyi de gündeme taşıyor. QS’nin Avrupa sıralaması yaklaşımı, göstergelerin çeşitlendiği ve karşılaştırmalı ölçümün yoğunlaştığı bir çerçeve sunuyor.
Bu çerçevede bahar yarıyılı; üniversitelerin hem akademik performansını hem de hizmet üretim kapasitesini (insan kaynağı dengesi, dijitalleşme, kampüs hizmetleri) aynı anda test eden dönemlerden biri olarak görülüyor.



Haber Kaynakları:


Haber Editörü:
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
İletişim: opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32


KISA ANALİZ KUTUSU

Bahar Dönemi Başlarken Üniversitelerde İnsan Kaynağı Dengesi

Bahar yarıyılı başlangıcı, üniversitelerin “eğitim-öğretim + hizmet üretimi” kapasitesini aynı anda sınayan bir eşiktir. Türkiye ölçeğinde milyonlarca öğrencinin ve yüz binlerce personelin yer aldığı sistemde (YÖK’ün 2025 istatistik paylaşımı), dönem başı haftaları özellikle üç kritik dengeyi görünür kılar: öğrenci/öğretim elemanı yükü, idari-teknik kapasite ve dijital altyapı sürekliliği.

1) Öğrenci / öğretim elemanı yükü (eğitim kalitesi ve danışmanlık kapasitesi)
Ders kayıtları, danışman onayları, şube yoğunlukları, ölçme-değerlendirme planları ve ders içi etkileşim; öğretim elemanının zamanını “ders anlatımı” kadar “akademik rehberlik” eksenine de çeker. Dönem başında kısa sürede yığılma oluşması, ders yönetimi ve öğrenci memnuniyetini doğrudan etkiler. Bu nedenle bölüm/program bazında şube planlaması, danışman başına düşen öğrenci sayısı, asistan/araştırma görevlisi desteği ve ders dışı etkileşim kanalları (ofis saati, LMS mesajlaşma, çevrimiçi randevu) belirleyici hale gelir.

2) İdari-teknik kapasite (kampüs hizmet sürekliliğinin “görünmeyen” omurgası)
Kayıt işleri, öğrenci işleri, sınav organizasyonları, kütüphane hizmetleri, dış ilişkiler, proje-ofis destekleri, satın alma/lojistik, güvenlik, bakım-onarım, laboratuvar/atölye hazırlıkları ve İSG uygulamaları; bahar başlangıcında aynı anda hızlanır. Bu operasyonların aksaması, akademik performansı da doğrudan aşağı çeker. Dolayısıyla “insan kaynağı dengesi” yalnızca akademik kadro değil; idari ve teknik personelin iş yükü dağılımı, vardiya/planlama, kritik görev yedeklemesi ve hizmet seviyeleri (SLA mantığı) üzerinden okunmalıdır.

3) Dijital altyapı (OBS/UBYS/LMS sürekliliği ve siber dayanıklılık)
Bahar yarıyılının ilk günleri, öğrenci bilgi sistemleri ve öğrenme yönetim sistemlerinde yılın en yüksek trafik dönemlerinden biridir. Sistem kesintileri; kayıt, ders materyali erişimi, ölçme-değerlendirme ve duyuru zincirini kırar. Bu yüzden üniversiteler için “dijital sürdürülebilirlik” şu başlıklarda ölçülür: kapasite planlama (yük testi), yedeklilik, olay yönetimi (incident response), kullanıcı destek masası, kimlik/doğrulama güvenliği ve veri bütünlüğü. QS gibi uluslararası değerlendirme çerçevelerinde uluslararasılaşma ve araştırma ağı kadar, kurumsal kapasiteyi taşıyan bu “işletme” boyutu da dolaylı biçimde sonuçları etkiler.

4) Hizmet sürekliliği için pratik eşik göstergeleri (kampüs içi erken uyarı)
Bahar başlangıcında üniversiteler, ilk 2 hafta içinde şu göstergelerle “erken uyarı panosu” kurabilir:

  • Ders kayıt/ekle-sil taleplerinin kapanma süresi
  • OBS/UBYS/LMS kesinti sayısı ve ortalama çözüm süresi
  • Danışman onay gecikme oranı
  • Laboratuvar/atölye arıza ve bakım talep hacmi
  • Kütüphane/öğrenci işleri işlem kuyruk süreleri
    Bu göstergeler, “akademik kalite” ile “hizmet kalitesi” arasındaki bağı görünür kılar ve dönem ortasında biriken sorunların önüne geçer.
Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı EĞİTİM

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)