Tarihsel mirasın gölgesinde şekillenen yeni Ortadoğu dengesi: İran–ABD–İsrail ekseninde yükselen gerilim küresel sistemi nasıl etkiliyor?
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Gazete Ankara köşe yazarı Prof. Dr. Ayhan Erdem’in analizine dayanan değerlendirmeler, Ortadoğu’daki güncel gerilimin yalnızca bölgesel değil, küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren tarihsel bir kırılma sürecine işaret ettiğini ortaya koyuyor.
Ankara - Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Dünya Haberleri- Ortadoğu’da İran, ABD ve İsrail arasında giderek tırmanan gerilim, klasik bir güç mücadelesinin ötesinde, tarihsel olarak inşa edilmiş bir sistemin yeniden üretimi olarak değerlendiriliyor. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Gazete Ankara köşe yazarı Prof. Dr. Ayhan Erdem’in analizine göre, bölgedeki mevcut krizler, yaklaşık bir asır önce oluşturulan kırılgan düzenin doğrudan devamıdır.
Tarihin İnşa Ettiği Kriz Alanı
I. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte ortaya çıkan güç boşluğu, yerel dinamiklerle değil; büyük güçlerin müdahalesiyle şekillendirildi.
Bu süreçte çizilen sınırlar ve oluşturulan devlet yapıları:
- Toplumsal gerçeklikten kopuk
- Kimlikler arası gerilimi artıran
- Kurumsal zayıflıkları derinleştiren
bir yapı ortaya çıkardı.
Bu bağlamda Prof. Dr. Ayhan Erdem’in analizindeki temel vurgu dikkat çekiyor:
“Modern Orta Doğu, doğal evrimiyle değil; dış müdahalelerle şekillenmiştir.”
Körfez Merkezli Gerilim: Çok Katmanlı Bir Güç Mücadelesi
Bugün İran–ABD–İsrail ekseninde yoğunlaşan gerilim, sadece askeri bir çatışma potansiyeli değil; aynı zamanda enerji, güvenlik ve ideolojik rekabetin kesişim noktasıdır.
Bu denklemde öne çıkan başlıklar:
- İran’ın nükleer programı
- İsrail’in önleyici güvenlik stratejileri
- ABD’nin bölgedeki askeri varlığı
- Körfez’de enerji hatları ve deniz yolları
Bu çok katmanlı yapı, bölgedeki gerilimin “kontrollü kriz” şeklinde yönetildiğini gösteriyor.
Enerji Jeopolitiği: Küresel Sistemin Kırılgan Noktası
Körfez bölgesi, dünya enerji arzının önemli bir bölümünü kontrol etmesi nedeniyle yalnızca bölgesel değil küresel bir etki alanı oluşturuyor.
Özellikle:
- Hürmüz Boğazı
- Basra Körfezi enerji hatları
- Doğu Akdeniz enerji rekabeti
gibi alanlar, küresel ekonominin kırılgan noktaları olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle bölgede yaşanan her gerilim, doğrudan:
- Petrol fiyatlarına
- Küresel ticaret akışına
- Uluslararası güvenlik mimarisine
yansıyor.
“Yönetilebilir İstikrarsızlık”: Yeni Dünya Düzeni mi?
Analizde en dikkat çekici kavramlardan biri, Ortadoğu’da kalıcı barıştan ziyade “yönetilebilir istikrarsızlık” modelinin hakim olmasıdır.
Bu modelde:
- Büyük savaşlar sınırlı tutulur
- Çatışmalar tamamen çözülmez
- Krizler kontrol edilerek sürdürülür
Bu yaklaşım, küresel güçlerin doğrudan savaş yerine, dengelenmiş gerilim politikası izlediğini ortaya koyuyor.
Türkiye: Jeopolitik Düğüm Noktası
Bu karmaşık denklemde Türkiye, yalnızca coğrafi değil, tarihsel ve stratejik açıdan da merkezî bir aktör konumunda.
Türkiye’nin öne çıkan özellikleri:
- Osmanlı mirası sayesinde bölgesel derinlik
- NATO üyeliği ile Batı sistemiyle entegrasyon
- Enerji ve ticaret koridorlarının merkezinde yer alması
Bu durum Türkiye’ye hem fırsatlar hem de ciddi sorumluluklar yüklüyor.
Sonuç: Ortadoğu’da Savaş Değil, Sistem Tartışılıyor
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, klasik anlamda bir savaştan ziyade, tarihsel olarak inşa edilmiş bir düzenin kriz üretme kapasitesinin devam ettiğini gösteriyor.
Bu nedenle çözüm arayışı şu soruya evriliyor:
“Yeni bir barış nasıl kurulacak?” değil,
“Geçmişte yapılan hatalar nasıl tekrar edilmeyecek?”
Bu yaklaşım, yalnızca bölge politikaları için değil, küresel sistemin geleceği açısından da belirleyici olacaktır.
Haber Kaynağı
Haber Kaynağı: Tüm Barışları Sona Erdiren Barış: Modern Orta Doğu’nun Tarihsel DNA’sı ve Türkiye’nin Stratejik Konumu
Haber Editörü
Haber Editörü: Dr. Oğuz Poyrazoğlu
İletişim: opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32
YORUM YAP