HABERLER

G[A]
11 Nisan 2026 09:07 | Son Güncelleme: 11 Nisan 2026 20:58

Pezeşkiyan: Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin İran’a yönelik saldırılar karşısındaki tutumuna ve Türk halkının dayanışmasına özel teşekkür mesajı öne çıktı; görüşmede ateşkes, bölgesel güvenlik ve savaşın kalıcı biçimde sona erdirilmesi başlıkları ele alındı.

Ankara- Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Dünya Haberleri- İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Türkiye’nin son dönemde İran’a yönelik saldırılar karşısında ortaya koyduğu siyasi tutumu ve Türk halkının dayanışmasını takdir ettiklerini açıkladı. Türkiye tarafında da bölgedeki ateşkes sürecinin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiği yönündeki diplomatik yaklaşım son günlerde üst düzey temaslarda öne çıkıyor.

Pezeşkiyan, görüşmede Türkiye’nin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınayan yaklaşımını önemsediklerini belirterek, “Türkiye’nin ABD ve İsrail’in İran’a karşı haksız saldırısını kınayan tutumunu ve özellikle Türk halkının İran halkıyla gösterdiği kayda değer dayanışmayı takdir ediyoruz” mesajını verdi. İran tarafı ayrıca, önceki müzakere süreçlerinde diplomasiye zarar verildiğini savunmasına rağmen, dost ve komşu ülkelerden gelen savaşı durdurma ve ateşkes çağrılarını “sorumluluk bilinciyle” kabul ettiğini bildirdi. Bu çerçevede Tahran yönetimi, yalnızca İran merkezli bir gerilim azaltma değil, Lübnan dahil daha geniş bölgesel hattı kapsayan bir çatışmasızlık yaklaşımına vurgu yaptı.

Telefon diplomasisinde öne çıkan üç başlık

Görüşmenin omurgasını üç ana başlık oluşturdu: İran’a yönelik askeri saldırılar, ilan edilen ateşkesin korunması ve bölgede kalıcı güvenliğin tesisi. Resmî Türk açıklamalarında da benzer şekilde ateşkesin “kalıcı barış anlaşması” için bir fırsat penceresi olduğu vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde farklı liderlerle yaptığı temaslarda, mevcut sürecin heba edilmemesi ve barış imkanının sabote edilmemesi gerektiği yönündeki söylem öne çıkıyor.

Bu yönüyle Pezeşkiyan-Erdoğan görüşmesi, yalnızca ikili bir nezaket teması değil; Türkiye’nin son bölgesel kriz sürecinde yürüttüğü çok taraflı telefon diplomasisinin yeni halkalarından biri olarak okunuyor. Nitekim Millî Güvenlik Kurulu’nun 8 Nisan 2026 tarihli bildirisinde de İsrail ile ABD-İran hattındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalardan memnuniyet duyulduğu, Türkiye’nin diplomasi ve müzakere merkezli yaklaşımını sürdüreceği kayda geçirildi.

Lübnan vurgusu dikkat çekti

İran Cumhurbaşkanı’nın açıklamasında öne çıkan dikkat çekici unsurlardan biri de savaşın yalnızca İran cephesinde değil, Lübnan dahil tüm alanlarda sona erdirilmesi gerektiğine yaptığı vurgu oldu. Bu mesaj, bölgesel gerilimin tek cepheli değerlendirilmediğini ve Tahran’ın yaşanan çatışmaları daha geniş bir jeopolitik denklemin parçası olarak gördüğünü ortaya koydu. Pezeşkiyan ayrıca İsrail’in eylemlerinin bölgedeki çatışma ortamını derinleştirmeyi hedeflediğini savunarak İslam ülkelerine daha güçlü dayanışma çağrısı yaptı.

Bu değerlendirme, Türkiye’nin resmî güvenlik yaklaşımıyla da belirli ölçüde kesişiyor. MGK bildirisinde İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlalleri, Batı Şeria’daki girişimleri ve Lübnan’a yönelik eylemlerinin yeni insani trajedilere neden olduğu belirtilirken, uluslararası toplum daha etkin tutum almaya çağrıldı. Böylece Ankara’nın güvenlik ve diplomasi eksenli yaklaşımının yalnızca İran dosyasına değil, daha geniş bölgesel istikrarsızlık alanına yayıldığı görülüyor.

Türkiye’nin bölgesel pozisyonu nasıl okunmalı?

Bu görüşme, Türkiye’nin son dönemde kendisini yalnızca krizlere tepki veren bir aktör olarak değil, ateşkesin korunması ve kalıcı siyasi çözümün inşası için devreye giren bir diplomatik denge unsuru olarak konumlandırdığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem İran bağlantılı ateşkes süreci hem de diğer bölgesel dosyalarda ülkelerle sürdürdüğü temaslar, Ankara’nın “çatışmayı durdurma ve müzakere zeminini açık tutma” çizgisini koruduğunu ortaya koyuyor.

Bu açıdan Pezeşkiyan’ın Türkiye’ye teşekkür mesajı, yalnızca ikili diplomatik nezaket olarak değil; Türkiye’nin bölgesel kriz yönetiminde etkili, takip edilen ve muhatap alınan bir aktör olduğunun da işareti olarak değerlendirilebilir. Ancak bunun sahadaki kalıcı etkisi, ateşkesin ne ölçüde korunacağına, tarafların yeni saldırılardan kaçınıp kaçınmayacağına ve diplomatik kanalların açık tutulup tutulamayacağına bağlı olacak. Şimdilik görünen tablo, Ankara’nın bölgesel gerilimi daha fazla tırmanmadan kontrol altında tutmaya dönük çabalarda aktif rol oynadığı yönünde.

Sonuçta ne öne çıkıyor?

Pezeşkiyan’ın açıklamasıyla birlikte ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin İran krizinde yalnızca izleyen bir ülke değil, söylemi ve diplomatik temasları dikkatle takip edilen bir bölgesel aktör olduğunu gösteriyor. İran tarafının Türkiye’ye yönelik açık teşekkür mesajı, Ankara’nın son dönemde barış, ateşkes ve bölgesel istikrar eksenli politikasına uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte bu diplomatik dilin somut siyasi sonuç üretip üretmeyeceği ise ateşkesin kalıcılığı ve bölgesel aktörlerin yeni gerilimleri önleme kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olacak.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı resmî açıklamaları.

Haber Editörü: Dr. Oğuz Poyrazoğlu
İletişim: opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı DÜNYA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)