Şereflikoçhisar’da Gözyaşları Sel Oldu: Vahşi Cinayetin Kurbanları Son Yolculuğuna Uğurlandı
Antalya’nın Serik ilçesinde 3 Ocak gecesi yaşanan ve Türkiye’yi ayağa kaldıran vahşi cinayetin kurbanı olan Songül Canatan (43) ve 7 yaşındaki kızı Sena Canatan, memleketleri Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde toprağa verildi. Eşi ve kızını boğazlarını keserek katlettikten sonra Ankara’ya kaçan ve burada yakalanan zanlı Zübeyir Canatan’ın "cinnet geçirdim" savunmasına, acılı aileden sert tepki geldi.
Gülhüyük köyünde düzenlenen cenaze töreninde feryatlar yükselirken, anne ve kızının naaşları yan yana defnedildi. Cenazede güçlükle ayakta duran dede Cafer Çetin fenalık geçirdi.
"Cinnet Değil, Planlı Cinayet" İddiası
Olayın ardından konuşan Songül Canatan’ın ağabeyi İsmail Çetin, katil zanlısının "psikolojik sorunlarım vardı" şeklindeki ifadesinin gerçeği yansıtmadığını öne sürdü. Katilin cinayeti soğukkanlılıkla planladığını iddia eden Çetin, kan donduran bir detayı paylaştı:
"Kız kardeşimi ve yeğenimi öldürdükten sonra Ankara'daki ablasının evine gelmiş. Oradakilere işlediği cinayete dair kayda aldığı videoları izletmiş. Videoyu izleyen yakınları durumu fark edip polise ihbar etmiş. Bu anlık bir olay değil; tasarlanmış bir katliamdır. 12 yıllık evliliklerinde bir kez bile kavga ettiklerini duymamıştık, hiçbir maddi problemleri de yoktu."
"Yeğenim Öğretmen Olmak İstiyordu"
7 yaşındaki yeğeni Sena’nın hayallerinden bahseden acılı ağabey, küçük kızın okuma azmini şu sözlerle anlattı: "Hiç oyuncak istemezdi, sürekli kalem ve defter isterdi. Öğretmen olmak istiyordu. En son görüştüğümüzde benden kalem istemiş, çarpım tablosu sorularımın hepsini bilmişti. Babasını da çok severdi, bu nasıl bir vicdan?"



Haberin Analizi: "Cinnet" Savunması ve Adalet Bekleyişi
Kadın cinayetlerinde ve aile katliamlarında sıkça başvurulan "cinnet getirdim" veya "psikolojik sorunlarım vardı" savunması, bu olayda da zanlı tarafından ilk aşamada dile getirildi. Ancak maktulün ağabeyinin "cinayet anının videoya kaydedilmesi ve başkalarına izletilmesi" yönündeki iddiası, dosyanın seyrini tamamen değiştirebilecek niteliktedir. Eğer bu iddia kanıtlanırsa, eylemin "canavarca hisle ve tasarlayarak adam öldürme" kapsamında değerlendirilmesi ve zanlının en ağır cezayı alması kaçınılmaz olacaktır. Sosyal medyadaki "maddi imkansızlık" spekülasyonlarının aile tarafından yalanlanması da olayın arkasında başka karanlık nedenlerin aranması gerektiğini göstermektedir.
Başkent Penceresinden
Antalya’da işlenen bu korkunç suçun Ankara’da bir ihbarla ortaya çıkması ve cenazelerin Şereflikoçhisar’da toprağa verilmesi, Başkent’i derin bir yasa boğdu. Ankara Emniyeti’nin zanlıyı kaçtığı adreste hızlıca kıskıvrak yakalaması adaletin tesisi için ilk önemli adım oldu. Şereflikoçhisar halkı, masum bir anne ve hayalleri olan 7 yaşındaki bir çocuğun hayattan koparılmasının acısını yaşıyor. Gazete Ankara olarak, davanın takipçisi olmaya devam edecek; minik Sena ve annesi Songül için adaletin en ağır şekilde tecelli etmesini bekleyeceğiz.
Kaynak: İHA
Haber Editörü: Hasan Mutlu
E-posta: bilgi@gazeteankara.com.tr
WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32
YORUM YAP