HABERLER

G[A]
12 Ağustos 2026 15:17 | Son Güncelleme: 16 Ağustos 2026 22:39

Kurtulmuş’tan “Terörsüz Türkiye” yasasına ilişkin kritik mesajlar: Af mı, üniter yapı mı, yeni anayasa mı?

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin ardından kamuoyunda tartışılan başlıklara ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş; düzenlemenin genel af olmadığını, üniter devlet yapısını ve milli egemenliği zedeleyen bir hüküm içermediğini, PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinin kapsam dışında bırakıldığını ve uygulamanın güvenlik teyidi, kurul denetimi ile TBMM izlemesine bağlandığını söyledi. Yeni anayasa tartışmasına da değinen Kurtulmuş, mevcut siyasi iklimin sivil anayasa için önemli bir imkân sunduğunu savundu.

ANKARA – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika Haberleri- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, “Terörsüz Türkiye” süreci, kamuoyunda tartışılan genel af ve üniter devlet yapısı iddiaları, sürecin denetim mekanizmaları, olası provokasyonlar ve yeni anayasa gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TBMM’de Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk olan Kurtulmuş, Kanun’un 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesini, sürece yönelik geniş siyasi desteğin göstergesi olarak değerlendirdi.

Kurtulmuş, “Bu sayı, milletin kahir ekseriyetinin Terörsüz Türkiye’ye verdiği desteğin siyasete yansımasıdır” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı’nın açıklamalarında özellikle kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan “genel af”, “üniter yapının korunması”, “Anayasa’nın ilk dört maddesi”, “örgüt yöneticilerinin durumu” ve “uygulamanın nasıl denetleneceği” başlıklarına ayrıntılı yanıtlar vermesi dikkati çekti.

Kurtulmuş: “Bu yasanın meselesi devletin bir grupla barış sağlaması değil”

Kurtulmuş, düzenlemenin temel amacının devlet ile herhangi bir etnik grup arasında yeni bir siyasi ilişki kurulması olmadığını, yasal çerçevenin silahlı terör örgütünün fesih ve silah bırakma sürecinin yönetilmesine yönelik olduğunu söyledi.

Şehit ailelerinin ve gazilerin hassasiyetlerinin sürecin başlangıcından itibaren dikkate alındığını belirten Kurtulmuş şöyle konuştu:

“Şehitlerimizin, gazilerimizin, maşeri vicdanın, büyük çoğunluğun kabul edeceği şekilde dengeyi oluşturmaya çalıştık. Başından itibaren söylediğimiz bir şey vardı; Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu koruyarak, bu ülkedeki etnik fay hatlarını asla harekete geçirmeyecek, tam tersine barış ve kardeşliği sağlayacak bir çalışmanın yapılması.”

Kurtulmuş, düzenlemenin niteliğini ise şu ifadelerle açıkladı:

“Bu yasanın meselesi, etnik gruplar arasında bir barış değil, devletin bir grupla barış sağlaması değil. (...) Terör örgütü, silahlı kalkışma vardı. Şimdi silahlı terör örgütü diyor ki ‘Ben vazgeçtim, kendimi feshediyorum, silahlarımı teslim ediyorum.’ Bu sürecin başlamasıyla birlikte de terörün tamamen ortadan kaldırılması için yapılan yasal düzenleme.”

Üniter devlet yapısı tartışmasına açık yanıt

Kanun üzerindeki en önemli tartışmalardan biri, düzenlemenin ilerleyen dönemde Türkiye’nin üniter devlet yapısı, milli egemenliği veya anayasal nitelikleri üzerinde değişikliğin önünü açıp açmayacağı yönündeki eleştiriler oldu.

Kurtulmuş bu iddiaları reddetti.

Komisyon çalışmaları sırasında Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmesi, federasyon, konfederasyon veya resmi dil konusunda herhangi bir önerinin gündeme gelmediğini belirten Kurtulmuş:

“Milli duyguları rencide edecek, mesela Komisyon çalışmalarının, rapor hazırlama süreçlerinin hiçbirisinde devletin temel nitelikleriyle ilgili bir tartışma gündeme gelmemiştir, hiç kimse teklif etmemiştir.”

dedi.

Kurtulmuş, sürecin devlet yapısını koruyan bir anlayışla yürütüldüğünü belirterek:

“Bazılarının söylediğinin aksine milli hassasiyetin, devlet yapısının tamamının korunabildiği ortak bir kararlılıkla süreç yürütülmüştür.”

ifadelerini kullandı.

“Milli egemenliğimizi ve üniter yapımızı bozacak bir tek cümle yok”

Kurtulmuş, kamuoyundaki eleştirilere ilişkin en net açıklamalarından birini Kanun’un hukuki niteliğini anlatırken yaptı.

TBMM Başkanı:

“Milli egemenliğimizi, birliğimizi, bütünlüğümüzü, ulus devlet yapımızı, üniter yapımızı bozacak bir tek cümle yoktur.”

dedi.

Düzenlemenin kalıcı ve genel nitelikte bir ceza hukuku rejimi oluşturmadığını belirten Kurtulmuş, Kanun’u:

“Geçici ve müstakil bir yasadır tanımı gereği. PKK-KCK terör örgütünün kendi tasfiye süreciyle ilgilidir.”

sözleriyle tanımladı.

En çok tartışılan soru: Genel af mı?

Kanunun kabulü sürecindeki temel tartışmalardan biri düzenlemenin fiilen veya hukuken genel af niteliği taşıyıp taşımadığı oldu.

Kurtulmuş bu konuda kesin bir ifade kullandı:

“Bu, bir genel af değil.”

TBMM Başkanı’nın açıkladığı modele göre sürece katılan kişiler hakkında otomatik ve toplu bir af mekanizması uygulanmayacak. Her dosyanın ayrı ayrı değerlendirilmesi öngörülüyor.

Kurtulmuş:

“Tek tek her bir dosya hakkında, ‘geldi, teslim oldu, silahını verdi’, ‘örgütsel bağlantım kalmadı’ dedi. Her bir dosyayla ilgili bu Kurul’da kararlar verilecek. Bu Kurul’un verdiği kararlar çerçevesinde uygulama gerçekleşecek.”

ifadelerini kullandı.

Üç aşamalı güvence ve denetim mekanizması

Kurtulmuş’un açıklamalarında Kanun’un uygulanmasına ilişkin üç ayrı güvence mekanizması öne çıktı.

Birinci aşamada, terör örgütünün silah bıraktığının ve bütün unsurlarıyla kendisini feshettiğinin güvenlik birimlerince tespit edilmesi öngörülüyor. Bu değerlendirme Milli Güvenlik Kurulu süreciyle ilişkilendiriliyor ve gerekli teyit tamamlanmadan Kanun’un uygulamaya geçirilmeyeceği belirtiliyor.

İkinci aşamada dosyaları değerlendirecek bir Kurul bulunuyor. Kurtulmuş’un açıklamasına göre Kurul’a Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek; Adalet, İçişleri, Milli Savunma ve Dışişleri bakanları ile MİT Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve MGK Genel Sekreteri yapıda yer alacak.

Üçüncü mekanizmanın ise TBMM bünyesinde oluşturulması öngörülen İzleme Komisyonu olduğunu belirten Kurtulmuş, Meclis’in süreci çok partili bir yapıyla takip edeceğini söyledi.

“İzleme Komisyonu vasıtasıyla da siyaset, meselenin her safhasını, TBMM her safhasını çok partili bir şekilde kontrol edecek.”

ifadelerini kullandı.

Örgütün üst düzey yöneticileri kapsam dışında

Kamuoyunda tartışılan bir diğer konu, terör örgütünün yönetici kadrolarının düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı oldu.

Kurtulmuş bu konuda:

“Örgütün üst düzey yöneticileri birinci maddede çok net bir şekilde kapsam dışı bırakılmıştır.”

açıklamasını yaptı.

Kanunun kapsamına giren suçlardan toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının infazının 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların infazlarının ise 10 yıl süreyle, infaz hâkimi kararıyla ertelenebilmesine ilişkin düzenlemeler bulunduğunu aktardı.

“Yasa her şeyin bittiği anlamına gelmiyor”

Kurtulmuş, Kanun’un kabul edilmesinin sürecin tamamlandığı anlamına gelmediğini de özellikle vurguladı.

“Bu Yasa her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Raporun kapıyı araladığını, büyük oyla kabul edilen Yasa’nın da kapıyı tamamen açtığını görüyorum. Karşımıza çıkan yeni bir yoldur.”

diyen Kurtulmuş, bundan sonraki dönemin toplumsal ve siyasi dil açısından da önemli olduğunu söyledi.

Siyasi dile “barış ve kardeşlik” çağrısı

TBMM Başkanı, sürecin yalnızca hukuki düzenlemeler üzerinden sürdürülemeyeceğini, siyaset dilinin de değişmesi gerektiğini savundu.

“Herkes, yeni dönemin hassasiyetlerine uygun barış ve kardeşlik diliyle konuşmak durumundadır. Önceki ezberlerine göre yapılan siyasetin de bundan sonra bir karşılığı olmayacaktır.”

ifadelerini kullanan Kurtulmuş, ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerin geride bırakılması gerektiğini söyledi.

Provokasyon uyarısı: “Dış tehditlere karşı dikkatli olunmalı”

Kurtulmuş’un açıklamalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de sürecin dış müdahale veya provokasyonlarla karşı karşıya kalabileceği yönündeki değerlendirmesi oldu.

“Dış tehditlere karşı, provokasyonlara karşı dikkatli olmak gerektiği kanaatindeyim.”

diyen Kurtulmuş, Orta Doğu’daki gelişmeler çerçevesinde İsrail’i başlıca tehdit unsurlarından biri olarak gördüğünü söyledi. Türkiye’de geçmiş dönemlerde yürütülen benzer girişimlerin çeşitli provokasyonlarla sekteye uğratıldığı değerlendirmesinde bulundu.

Şehit aileleri ve gaziler sürecin neresinde?

Süreçle ilgili en hassas tartışma alanlarından birini de şehit aileleri ve gazilerin yaklaşımı oluşturuyor.

Kurtulmuş, TBMM’de oluşturulan komisyonun ilk olarak şehit aileleri ve gazileri dinlediğini belirterek bu kesimlerin sürecin önemli paydaşları olarak kabul edildiğini söyledi.

“Bu süreçte şehit aileleri ve gazilerimiz sürecin önemli bir parçası olarak görüldü.”

ifadelerini kullanan Kurtulmuş, komisyon ve yasa hazırlık sürecinde temsilcilerin görüşlerine başvurulduğunu kaydetti.

Kurtulmuş’tan yeni anayasa mesajı

TBMM Başkanı’nın açıklamalarında “Terörsüz Türkiye” sürecinin yanında yeni anayasa başlığı da önemli yer tuttu.

Kurtulmuş:

“Heyecanlanmanın ötesinde yeni bir anayasa yapmak Türkiye’nin boynuna borçtur. Bu bir siyasi sorumluluktur, siyasetin topluma karşı bir sorumluluğudur.”

dedi.

Mevcut Meclis aritmetiğinin hiçbir siyasi partiye tek başına anayasa yapma çoğunluğu vermemesinin uzlaşmayı zorunlu kıldığını belirten Kurtulmuş:

“Herkesin dediği, tam istediği olmaz ama makul olan, ana eksenin, büyük çoğunluğun kabul etmiş olduğu hususlarda bir anayasa çalışması yapılır.”

ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş ayrıca Türkiye’nin 1982 Anayasası’nın taşıdığını söylediği vesayetçi anlayıştan kurtulması gerektiğini savunarak yeni anayasanın “milli, özgürlükçü ve eşitlikçi” nitelikte olması gerektiğini ifade etti.

Kamuoyundaki tartışmalar açısından açıklamaların özeti

Kurtulmuş’un açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde TBMM Başkanı’nın tartışmalı başlıklardaki yaklaşımı şu çerçevede ortaya çıkıyor:

  • Kanun’un genel af olmadığı ve kişilerin durumunun dosya bazında değerlendirileceği,
  • PKK/KCK üst düzey yöneticilerinin kapsam dışında tutulduğu,
  • Kanun’un geçici ve müstakil nitelikte olduğu,
  • Düzenlemenin üniter devlet yapısı, milli egemenlik ve devletin temel niteliklerini değiştirmediği,
  • Anayasa’nın ilk dört maddesi, federasyon, konfederasyon veya resmi dil değişikliğinin Komisyon gündeminde bulunmadığı,
  • Uygulamanın güvenlik birimleri ve MGK teyidi, yürütme bünyesindeki Kurul ve TBMM İzleme Komisyonu olmak üzere çok katmanlı bir denetim sistemiyle yürütülmesinin öngörüldüğü,
  • Sürecin sadece silahların bırakılmasıyla değil, toplumsal bütünleşme ve siyasi dilin değişmesiyle kalıcı hale gelebileceğinin savunulduğu görülüyor.

Kurtulmuş, Kanun’un milli menfaatlere zarar vereceği yönündeki eleştirileri de reddederek:

“Bu kadar büyük titizlikle hazırlanan bir yasa ve bu kadar büyük ittifakla kabul edilen bir yasa asla milli menfaatlerimize en ufak bir zarar vermeyecektir.”

ifadelerini kullandı.

Kaynak

Türkiye Büyük Millet Meclisi – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamaları

 

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı POLİTİKA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)