HABERLER

G[A]
06 Ekim 2026 18:07 | Son Güncelleme: 08 Ekim 2026 00:40

Erdoğan’dan üniversitelere yeni dönem mesajı: Yapay zekâ, nitelikli eğitim ve istihdam aynı denklemde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2027 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’nde Türkiye’nin yükseköğretimde erişimi genişletme politikasını savunurken üniversitelere yapay zekâ, bilimsel üretim, toplumsal katkı ve istihdam konusunda önemli mesajlar verdi. Erdoğan, 208 üniversite, yaklaşık 6,3 milyon öğrenci ve 190 bin akademik personelden oluşan yükseköğretim sisteminde bundan sonraki dönemin yalnızca büyüme değil; nitelik, özgün bilimsel üretim, insan merkezli eğitim ve reel sektörle daha güçlü bağ kurma dönemi olması gerektiğini vurguladı.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Politika – Eğitim Haberleri- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2026-2027 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreninde yaptığı konuşmada Türkiye’nin üniversite politikasından yapay zekânın akademik hayata etkilerine, araştırma kültüründen mesleki yükseköğretim ve istihdam ilişkisine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarında yükseköğretimde son yıllarda gerçekleştirilen niceliksel büyümenin yanı sıra üniversitelerin bundan sonraki dönemde eğitim, araştırma ve toplumsal katkı olmak üzere üç temel görev alanında daha yüksek nitelik üretmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan resmî konuşma metni ile İhlas Haber Ajansı’nın törenden aktardığı haber birlikte değerlendirildiğinde, yeni akademik yılın ana başlıklarının eğitimde fırsat eşitliği, yapay zekâ karşısında akademinin dönüşümü, insan unsurunun korunması, özgün bilimsel üretim, uluslararasılaşma ve üniversite-istihdam ilişkisi olduğu görülüyor.

“Nitelikli yükseköğretimi Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yükseköğretim politikasının temel hedeflerinden birinin üniversite eğitimine erişimi ülke genelinde yaygınlaştırmak olduğunu belirtti.

Erdoğan, göreve geldikleri dönemde 76 olan üniversite sayısının 208’e, 190 olan yurt sayısının 877’ye, 182 bin olan yükseköğretim yurt yatak kapasitesinin ise 1 milyona yükseldiğini açıkladı.

Yükseköğretimin yalnızca belirli büyük şehirlerde veya belirli gelir gruplarının erişebildiği bir imkân olmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, devletin imkânlarının bu amaç doğrultusunda kullanıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkânlarını seferber ettik.”

Erdoğan, üniversite harçlarının kaldırılması, lisans, yüksek lisans ve doktora burslarının artırılması, üniversitelerin fiziksel ve dijital altyapılarının güçlendirilmesi ile yükseköğretim yurt kapasitesinin geliştirilmesini de bu politikanın unsurları arasında gösterdi.

Üniversitelerin yaygınlaşması fırsat eşitliği açısından değerlendirildi

Türkiye’nin 81 ilinde üniversite kurulmasına yönelik eleştirilere de değinen Erdoğan, üniversitelerin ülke geneline yayılmasının eğitimde fırsat eşitliği açısından ele alınması gerektiğini söyledi.

Eğitimin toplumun farklı kesimleri arasındaki sosyal hareketlilikte hâlen önemli bir unsur olduğunu vurgulayan Erdoğan, yükseköğretime erişimin genişletilmesinin düşük gelir grubundaki ailelerin çocukları açısından önemli olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte sistemde eksikler, hatalar veya imkânların kötüye kullanıldığı örneklerin bulunabileceğini kabul eden Erdoğan, bunların giderilmesi gerektiğini belirterek yapıcı eleştirilere açık olduklarını söyledi.

Erdoğan, “Yanlış varsa düzeltilir, noksan varsa tamamlanır” ifadelerini kullandı.

Üniversitelerin önünde yeni sınav: Yapay zekâ

Konuşmanın eğitim politikası bakımından dikkat çeken başlıklarından biri de yapay zekânın yükseköğretim ve bilimsel araştırma süreçlerine etkisi oldu.

Erdoğan, geçmişte üniversitelerin temel görevlerinden birinin mevcut bilginin öğrencilere aktarılması olduğunu; daha sonra araştırma faaliyetlerinin güçlenmesiyle üniversitelerin aynı zamanda bilgi üreten kurumlara dönüştüğünü hatırlattı.

Buna zaman içerisinde “üçüncü misyon” olarak tanımlanan ekonomik ve toplumsal katkının da eklendiğini belirten Erdoğan, günümüzde üniversitelerin üç temel fonksiyon taşıdığına işaret etti:

Bilgiyi öğretmek, yeni bilgi üretmek ve üretilen bilgiyi toplumun sorunlarının çözümünde kullanmak.

Ancak yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmenin bu yapıyı yeniden değerlendirmeyi zorunlu hâle getirdiğini kaydeden Erdoğan, bilgiye erişimin çok kolaylaşmasının araştırma süreçlerinde harcanan emeği azaltabileceğine dikkat çekti.

“Kaynağa ve bilgiye yapay zekâ modelleri üzerinden ulaşmak araştırma emeğini devre dışı bırakabiliyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ araçlarının araştırmacı ve öğrenciler için önemli imkânlar sunduğunu ancak bunun beraberinde yeni akademik sorunları da getirdiğini belirtti.

Bilginin farklı kaynaklardan karşılaştırılması, sorgulanması ve rasyonel değerlendirmeye tabi tutulmasının bilimsel araştırmanın temel unsurlarından olduğunu ifade eden Erdoğan, hazır bilgiye hızlı ulaşmanın araştırma sürecinin değerini gölgelememesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan’ın değerlendirmesi, yükseköğretimde son dönemde giderek daha fazla tartışılan yapay zekâ kullanımı, kaynak güvenilirliği, akademik dürüstlük ve araştırma emeği başlıklarını da yeniden gündeme taşıdı.

Yapay zekâ çağında “insan faktörü” vurgusu

Erdoğan, üniversitelerde teknolojinin gelişmesine rağmen öğrenci ile akademisyen arasındaki ilişkinin yalnızca bilgi aktarımından ibaret görülemeyeceğinin altını çizdi.

Akademisyenin öğrencisine yalnızca bilgi vermediğini; bilimsel kültür, araştırma alışkanlığı, sorgulama yeteneği ve akademik yaklaşım kazandırdığını ifade eden Erdoğan, insan unsurunun eğitim süreçlerinden çıkarılmasının önemli riskler doğuracağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“Hoca öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar. Onun neyi, ne kadar öğrendiğini, nerelerde zorlandığını ölçer. Gerektiğinde onu yeni kaynaklara, yeni araştırmalara sevk eder.”

ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yapay zekâ tarafından sunulan bilgilerin doğruluğu ve kaynak güvenilirliğinin de her zaman sorgulanması gerektiğini belirterek üniversitelerin yapay zekâ ve yeni teknolojiler karşısında öğretim yöntemlerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’de 6,3 milyon öğrenci, 208 üniversite, 190 bin akademik personel

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı verilere göre Türkiye’de yükseköğretim sistemi yaklaşık 6,3 milyon öğrenci, 208 üniversite ve 190 bin akademik personelden oluşuyor.

Erdoğan, makale ve derleme türündeki bilimsel yayın sayısı bakımından Türkiye’nin 213 ülke arasında 15’inci sırada bulunduğunu söyledi.

Araştırma üniversitelerinin nitelikli yayın oranının yüzde 79 ile OECD ortalamasına ulaştığını belirten Erdoğan, 2026 yılında ikisi ilk 300 içerisinde olmak üzere toplam 6 Türk üniversitesinin dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına girdiğini açıkladı.

Orta vadeli hedefin ise en az iki Türk üniversitesinin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmesi olduğu belirtildi.

Erdoğan’dan akademiye “özgün bilimsel üretim” çağrısı

Konuşmada yalnızca üniversitelerin sıralamalardaki konumu veya yayın sayısının artırılması değil, üretilen bilimsel çalışmaların niteliği üzerinde de duruldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademinin temel görevinin birbirini tekrar eden veya yalnızca mevcut çalışmaların alıntılanmasına dayanan yayınlar yapmak olmadığını söyledi.

Erdoğan, akademisyenlerden yeni tezler, yeni argümanlar, yeni modeller, teknik yenilikler ve sınanmayı bekleyen özgün fikirler geliştirmelerini beklediklerini belirtti.

Bu yaklaşım, Türkiye’de uzun süredir tartışılan yayın sayısından yayın niteliğine geçiş, araştırmanın toplumsal ve teknolojik etkisi ile akademik özgünlük konularını da yeni akademik yılın gündemine taşıdı.

Kadın akademisyenlerin oranı yüzde 47,17

Erdoğan, Türkiye’de kadınların akademik hayattaki temsil oranına ilişkin de bilgi verdi.

Üniversitelerde görev yapan kadın akademisyenlerin oranının yüzde 47,17’ye ulaştığını açıklayan Erdoğan, kadınların akademide daha güçlü şekilde yer almasını önemsediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı ayrıca 30 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen düzenleme ile çeşitli nedenlerle yükseköğretim hayatı yarıda kalan gençlere yeniden üniversiteye dönüş imkânı sağlandığını hatırlattı.

Üniversitelere “üçüncü misyon” çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında dikkat çeken önemli başlıklardan biri de üniversitelerin ekonomik ve toplumsal gelişmeye katkısı oldu.

Erdoğan, üniversitelerin artık yalnızca eğitim veren ve bilimsel yayın yapan kurumlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ederek, üniversitelerin ekonomik ve toplumsal sorunların çözümünde daha aktif rol üstlenmesini istedi.

Bu kapsamda yükseköğretim sisteminin reel sektörün ihtiyaçlarıyla daha uyumlu hâle getirilmesinin öncelikli konular arasında bulunduğunu söyledi.

Mesleki yükseköğretimde yeni dönem: 120 bin öğrenci

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yükseköğretim ile istihdam arasındaki ilişkinin güçlendirilmesine yönelik yeni uygulamanın ayrıntılarını da açıkladı.

2018 yılında başlatılan Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulları Projesinde bazı alanlarda yüzde 90’a ulaşan istihdam oranları elde edildiğini belirten Erdoğan, “İşletmede Mesleki Eğitim Modeli”nin genişletileceğini söyledi.

Yeni model ilk aşamada:

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Konya ve Gaziantep’te uygulanacak.

Program kapsamında 185 mesleki ön lisans programında öğrenim gören yaklaşık 120 bin öğrencinin işletmelerle daha güçlü şekilde buluşturulması hedefleniyor.

Böylece öğrencilerin eğitim süreçlerinin doğrudan iş hayatı ve üretim ortamıyla ilişkilendirilmesi, mezuniyet sonrasında istihdama geçiş süresinin kısaltılması amaçlanıyor.

“Ne eğitimde ne istihdamda” bulunan gençler için yeni yaklaşım

Erdoğan, eğitimini tamamlamasına rağmen istihdama katılamayan veya eğitim ve istihdam sistemlerinin dışında kalan gençlerin sayısının azaltılması gerektiğini de vurguladı.

Yükseköğretim ile reel sektör arasındaki bağın güçlendirilmesinin Türkiye’nin genç nüfus potansiyelinin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacağını belirten Erdoğan, mesleki eğitim modellerinin bu nedenle önem taşıdığını ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Kariyer Planlama Platformunun da öğrencilerin kariyer süreçleri ile çalışma hayatı arasındaki bağlantının geliştirilmesinde rol üstlenmesi bekleniyor.

Uluslararası öğrenciler yükseköğretim politikasının bir parçası

Erdoğan, Türk üniversitelerinin uluslararası öğrencilere açılmasına ilişkin eleştirilere de değindi.

Gelişmiş ülkelerin uluslararası öğrencileri yalnızca eğitim politikası açısından değil; bilim, kültür, ekonomi ve uluslararası ilişkiler bakımından da değerlendirdiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin de daha fazla nitelikli uluslararası öğrenci çekmesi gerektiğini söyledi.

Böylece yükseköğretimin Türkiye’nin bilim diplomasisi ve uluslararası ilişkilerindeki “yumuşak güç” kapasitesine katkıda bulunması hedefleniyor.

2026 YÖK Üstün Başarı Ödülleri sahiplerini buldu

Törende ayrıca 2026 Yılı Yükseköğretim Kurulu Üstün Başarı Ödülleri sahiplerine verildi.

Ödüller; doktora tezi, kurumsal başarı ve özel ödüller olmak üzere üç ana başlık altında toplam 20 kategoride takdim edildi.

Kurumsal ödüllerde;

Dijital Dönüşüm ve Veriye Dayalı Yönetim Ödülü Erciyes Üniversitesine,

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Ödülü Özyeğin Üniversitesine,

Kalite Odaklılık Ödülü Kırşehir Ahi Evran Üniversitesine,

Toplumsal Sorumluluk Ödülü Koç Üniversitesine,

Uluslararasılaşma Ödülü Bursa Uludağ Üniversitesine,

Üniversite-İş Dünyası İş Birliği Ödülü TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesine,

Yerel Kalkınmaya Katkı Ödülü ise Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine verildi.

Özel ödüller kapsamında Bilim Diplomasisi Kategorisinde Prof. Dr. Fatma Öztürk, Millî Yenilik Kategorisinde Prof. Dr. Hilmi Volkan Demir, İlme ve Talebeye Hizmet Kategorisinde ise Prof. Dr. Sadettin Ökten ödüle layık görüldü.

GA değerlendirmesi: Yükseköğretimde yeni tartışma nicelikten niteliğe yöneliyor

2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde verilen mesajlar, Türkiye’de yükseköğretim tartışmasının yalnızca “kaç üniversite var?” veya “kaç öğrenci yükseköğretime erişiyor?” sorularıyla sınırlı kalamayacağını ortaya koyuyor.

Gelinen aşamada erişilebilirlik kadar niteliğin, bilimsel özgünlüğün, akademik dürüstlüğün, yapay zekânın doğru ve etik kullanımının, mezunların istihdam edilebilirliğinin ve üniversitelerin bulundukları bölgelere ekonomik ve toplumsal katkısının daha fazla öne çıkacağı görülüyor.

Özellikle yapay zekânın akademik araştırma, ödev, tez, yayın ve bilgiye erişim yöntemlerini hızla değiştirdiği bir dönemde üniversitelerin yalnızca teknoloji kullanan değil; teknolojinin ürettiği bilgiyi sorgulayan, doğrulayan, etik çerçeveye oturtan ve insanın düşünme yeteneğini koruyan kurumlar hâline gelmesi yükseköğretimin temel meselelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Benzer biçimde 185 mesleki ön lisans programında 120 bin öğrenciyi kapsaması planlanan işletmede mesleki eğitim uygulaması da üniversite ile üretim dünyası arasındaki ilişkinin daha doğrudan kurulmasına yönelik önemli bir yükseköğretim politikası olarak dikkat çekiyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin yükseköğretimdeki başarısının yalnızca öğrenci ve üniversite sayısıyla değil; mezun niteliği, araştırma kalitesi, bilimsel özgünlük, istihdam oranı, teknoloji üretme kapasitesi ve toplumsal katkı üzerinden değerlendirilmesi daha belirleyici hâle gelebilir.

Kaynak: T.C. Cumhurbaşkanlığı – 6 Ekim 2026
https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/166469/-son-derece-nitelikli-bir-yuksekogretim-surecini-anadolu-nun-dort-bir-yanina-ulastirdik-

Ajans Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA) / Muhabir: Muhammed Musab Gümüşer

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı POLİTİKA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)