HABERLER

G[A]
03 Ekim 2026 10:43 | Son Güncelleme: 04 Ekim 2026 00:40

3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü: Ortak Hafızadan Ortak Geleceğe, Türk Dünyasında Yeni İşbirliği Dönemi

3 Ekim 2009’da imzalanan Nahçıvan Anlaşması’yla kurumsal zemine kavuşan Türk devletleri arasındaki işbirliği, 17 yılda yalnızca siyasi ve kültürel temasların ötesine geçti. Ekonomiden ulaştırmaya, enerjiden savunma sanayiine, yapay zekâdan uzay teknolojilerine uzanan 64 ayrı mekanizma bugün Türk Devletleri Teşkilatı’nı çok boyutlu bir işbirliği platformuna dönüştürüyor. 3 Ekim 2026 Türk Devletleri İşbirliği Günü ise Türkiye’nin 29-30 Ekim’de ev sahipliği yapacağı 13. TDT Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıyor.

 

Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Dünya Haberleri- Türk dünyasında kurumsal işbirliğinin başlangıç noktalarından biri kabul edilen 3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü, 2026 yılında Türk Devletleri Teşkilatının kurucu belgesi Nahçıvan Anlaşması’nın 17. yıl dönümüyle birlikte kutlanıyor.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye tarafından 3 Ekim 2009'da Nahçıvan'da imzalanan anlaşma, daha önce devlet başkanları zirveleri çerçevesinde yürütülen ilişkilerin sürekli ve kurumsal bir yapıya dönüştürülmesine zemin hazırladı. 2021 İstanbul Zirvesi'nde yapılan isim değişikliğiyle Türk Konseyi, bugünkü Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) adını aldı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının güncel kayıtlarına göre teşkilatın üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan; gözlemcileri ise Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.


17 YILDA KÜLTÜREL YAKINLIKTAN KURUMSAL İŞBİRLİĞİNE

Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev, 3 Ekim 2026 dolayısıyla yayımladığı mesajda teşkilatın ulaştığı kurumsal kapasiteye ilişkin dikkat çekici rakamlar paylaştı.

Ömüraliyev'in açıklamasına göre TDT bünyesindeki işbirliği bugün siyasi diyalog, ekonomi, ticaret, ulaştırma, enerji, dijitalleşme, yapay zekâ, sağlık, çevre, eğitim, gençlik, güvenlik ve uzay teknolojileri dahil olmak üzere 64 ayrı mekanizmaya ulaşmış durumda. Bunların 32'si yalnızca 2023 sonrasında oluşturuldu.

Genel Sekreter, bu genişlemenin yalnızca toplantı sayısındaki artış olarak okunmaması gerektiğini belirterek teşkilatın giderek daha fazla uzmanlaşmış ve operasyonel işbirliği alanlarına yöneldiğini vurguladı. Afet ve acil durum yönetimi, adalet, içişleri, savunma sanayii, merkez bankaları, yeşil finans, mali istihbarat, fikrî mülkiyet, bilim ve teknoloji, teknoparklar ve adli bilimler son yıllarda oluşturulan mekanizmalar arasında bulunuyor.

Ömüraliyev'in mesajındaki şu ifade, TDT'nin yeni dönem hedefini özetliyor:

“Birlikte düşünme, birlikte planlama ve birlikte hareket etme kabiliyetimiz giderek güçlenmektedir.” 



TÜRKİYE'DEN 3 EKİM MESAJI: 13. ZİRVEYE DOĞRU

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da bugün yayımladığı 188 sayılı açıklamayla 3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü'nü kutladı.

Bakanlık açıklamasında TDT'nin ortak tarih, dil ve kardeşlik bağlarından güç alarak dayanışmayı kurumsallaştıran önemli bir platforma dönüştüğü belirtilirken, Türkiye'nin 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.

Açıklamada Türkiye'nin yaklaşımı şöyle ifade edildi:

“Türkiye, Türk dünyasının beşeri, ekonomik ve stratejik potansiyelini ortak refaha dönüştürme [...] hedefiyle çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir.” 

Dolayısıyla 2026'daki 3 Ekim kutlaması, yalnızca tarihi bir yıl dönümü değil; ay sonunda Türkiye'de gerçekleştirilecek zirve öncesinde Türk dünyasının gelecek dönemdeki çalışma gündeminin de habercisi niteliği taşıyor.


İLETİŞİM BAŞKANI DURAN: “AYNI GELECEK İDEALİ”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da bugün yayımladığı mesajında ortak tarih, dil ve kültür birikiminin aynı gelecek idealinde buluşmasına vurgu yaptı.

Duran, İsmail Gaspıralı'nın “Dilde, fikirde, işte birlik” yaklaşımının günümüzde Türk devletleri arasında siyasi, ekonomik ve kültürel işbirliğini geliştiren kurumsal bir zemine dönüştüğünü belirtti.

Duran mesajını şu değerlendirmeyle tamamladı:

“Türk dünyasının dayanışmasının daha da güçlenmesini; Türk Devletleri Teşkilatı'nın bölgemizde ve dünyada barışa, istikrara ve refaha katkısının artarak sürmesini diliyorum.”



KÜRŞAD ZORLU: İŞBİRLİĞİ GÜÇLENDİKÇE ORTAK TEHDİTLERİN ETKİSİ AZALACAK

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu da 3 Ekim dolayısıyla yaptığı paylaşımda Türk devletleri arasındaki işbirliğinin güvenlik, ekonomi ve refah boyutuna dikkat çekti.

Zorlu, “Türk dünyası işbirliği güçlendikçe ortak tehditlerimiz zayıflayacak; barış, refah ve huzur eksenli politikalar dünyaya örnek teşkil edecektir” ifadelerini kullandı. Ayrıca iktisadi bütünleşmeden savunma sanayiine kadar çeşitli alanlarda işbirliğinin geliştirilmesini Türkiye'nin öncelikleri arasında gösterdi.


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN TDT İÇİN ORTAYA KOYDUĞU ÇERÇEVE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TDT'nin yönüne ilişkin en kapsamlı yakın dönem değerlendirmelerinden biri, 7 Ekim 2025'te Azerbaycan'ın Gebele kentindeki 12. Zirvede yapıldı.

Erdoğan burada teşkilatın yalnızca üyeleri arasında çalışan kapalı bir yapı olmaması, uluslararası gelişmeler karşısında ortak tutum geliştirebilmesi ve üçüncü ülkeler ile kuruluşlarla diyaloğunu artırması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca terörizm, yasa dışı göç, siber tehditler ve iklim değişikliği gibi sınamalarda ortak hareket kabiliyetinin geliştirilmesine vurgu yaptı.

Zirvede ayrıca TDT+ formatının kurulmasına ilişkin karar kabul edildi. Söz konusu format, teşkilatın üçüncü ülkeler ve uluslararası yapılarla kurumsal ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından yeni bir mekanizma oluşturuyor.

EKONOMİK BÜYÜKLÜK: 2,4 TRİLYON DOLARI AŞAN BİR COĞRAFYA

TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev'in 1 Ekim 2026'da Bakü'deki CAMCA Bölgesel Forumu'nda açıkladığı verilere göre, TDT üyeleri ve gözlemciler birlikte değerlendirildiğinde Türk dünyası:

180 milyondan fazla nüfusa,
2,4 trilyon doların üzerinde toplam ekonomik büyüklüğe,
yaklaşık 1,27 trilyon dolarlık dış ticaret hacmine
sahip bulunuyor.

Bu veriler, Türk dünyası kavramının yalnızca tarih ve kültür ekseninde değil; ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma ve teknoloji açısından da ekonomik bir ölçeğe sahip olduğunu gösteriyor.

Ancak ekonomik büyüklük tek başına ekonomik bütünleşme anlamına gelmiyor. Önümüzdeki dönemde esas belirleyici unsur; ülkeler arasındaki ticaretin artırılması, gümrük ve lojistik süreçlerinin uyumlaştırılması, yatırım akışının kolaylaştırılması ve özel sektörün ortak projelerde daha fazla rol üstlenmesi olacak.

ORTA KORİDOR TÜRK DÜNYASININ STRATEJİK DAMARI

Türk devletlerinin önündeki en somut ortak çalışma alanlarından biri Trans-Hazar Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru.

TDT, ulaştırma bağlantısallığını teşkilatın stratejik önceliklerinden biri olarak tanımlıyor. Hedef; taşımacılık önündeki engellerin kaldırılması, politikaların uyumlaştırılması, multimodal ulaşımın geliştirilmesi ve işlemlerin dijitalleştirilmesi.

TDT'nin Nisan 2026'da Bişkek'te yapılan ulaştırma bakanları toplantısında e-Permit uygulamasındaki ilerleme değerlendirilirken e-CMR sistemine geçişin hızlandırılması kararlaştırıldı.

Ömüraliyev'in 1 Ekim'de açıkladığı verilere göre Orta Koridor'daki yük hacmi dört yılda yaklaşık sekiz kat artarak 2025'te 4,7 milyon tona ulaştı.

Bu gelişmeler, işbirliğinin günlük hayata dokunan kısmının burada başladığını gösteriyor: daha hızlı lojistik, daha düşük işlem maliyeti, genişleyen pazarlar ve Asya ile Avrupa arasında alternatif ticaret güzergâhları.

GA UZMAN GÖRÜŞÜ

Türk dünyasında asıl eşik: “Birlik söyleminden birlikte üretme kapasitesine”

GA Araştırma ve Analiz biriminin güncel resmî veriler üzerinden yaptığı değerlendirmeye göre Türk Devletleri Teşkilatının gelecekteki ağırlığını belirleyecek temel unsur, kültürel yakınlığın kurumsal ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürülebilme kapasitesi olacak.

Ortak tarih, dil ve kültür Türk devletleri açısından güçlü bir toplumsal zemin oluşturuyor. Ancak uluslararası sistemde kalıcı kurumsal kapasite; aynı zamanda ortak projeler, ticari bağlar, bilimsel üretim, teknoloji ortaklıkları, ulaştırma ağları, enerji güvenliği, eğitim hareketliliği ve insanlar arasındaki doğrudan temaslarla inşa ediliyor.

Bu nedenle TDT açısından önümüzdeki dönemin kritik göstergeleri yalnızca zirve ve toplantı sayıları değil; mekanizmaların ortaya çıkardığı somut çıktı ve vatandaş düzeyindeki sonuçlar olacak.

Nitekim TDT Genel Sekreteri de bugünkü mesajında bu noktaya doğrudan işaret ederek işbirliğinin, vatandaşların “görebileceği ve günlük yaşamlarında hissedebileceği sonuçlar” üretmesi gerektiğini vurguluyor.

GA'nın değerlendirmesinde beş alan özellikle öne çıkıyor:

  1. Ekonomik bütünleşme: Ticaretin kolaylaştırılması ve Türk Yatırım Fonu gibi yapıların somut yatırımlara dönüşmesi.
  2. Orta Koridor: Asya-Avrupa ticaretinde rekabetçi ve güvenilir lojistik altyapının kurulması.
  3. Bilim, teknoloji ve yapay zekâ: Üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoloji şirketleri arasında ortak üretim kapasitesinin artırılması.
  4. İnsan kaynağı ve eğitim: Öğrenci, akademisyen ve gençler arasındaki hareketliliğin kalıcı kurumsal ağlara dönüştürülmesi.
  5. Ortak dayanıklılık: Afet yönetimi, iklim değişikliği, siber güvenlik ve enerji arzı gibi sınır aşan sorunlara birlikte çözüm üretilmesi.

Bu açıdan bakıldığında 3 Ekim, yalnızca geçmişte atılmış bir imzanın yıl dönümü değil; ortak tarih bilincinin ortak gelecek sorumluluğuna dönüştürülmesi gerektiğini hatırlatan bir gün niteliği taşıyor.

2040 VİZYONU: YENİ NESİLLER İÇİN NASIL BİR TÜRK DÜNYASI?

TDT'nin uzun vadeli yol haritasını Türk Dünyası 2040 Vizyonu oluşturuyor. Genel Sekreter Ömüraliyev, bugünkü mesajında önümüzdeki dönemin görevinin bu vizyonu daha güçlü biçimde uygulamaya geçirmek olduğunu belirtti. Ekonomik ve fiziki bağlantısallığın geliştirilmesi, teknolojik dönüşüm, toplumsal dayanıklılık, refah ve genç kuşaklara yatırım bu çerçevenin ana başlıkları arasında bulunuyor.

Bu noktada belki de 3 Ekim'in toplumsal bilinç açısından en önemli anlamı ortaya çıkıyor:

Türk dünyası yalnızca geçmişi paylaşan toplumların adı değil; ortak geleceğin hangi bilgi, üretim ve işbirliği modeliyle kurulacağı sorusunun da adıdır.

Birlik kavramının sürdürülebilirliği; hamasetten çok kurumlara, temenniden çok projeye, sembollerden çok insana ve üretime yatırım yapılmasına bağlıdır.

3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü bu nedenle yalnız devletler arası diplomatik bir yıl dönümü değil; gençlerin birbirini tanıması, üniversitelerin ortak bilim üretmesi, iş dünyasının ortak yatırım yapması ve toplumların birbirlerinin kültürel birikimini daha yakından öğrenmesi açısından da değerlendirilmesi gereken bir fırsattır.

Türkiye'nin 29-30 Ekim 2026'da ev sahipliği yapacağı 13. TDT Zirvesi, bugün yapılan açıklamalardaki hedeflerin hangi somut karar ve projelere dönüşeceğini göstermesi bakımından önümüzdeki önemli diplomatik aşama olacak.

3 Ekim Türk Devletleri İşbirliği Günü kutlanırken asıl soru artık “Bizi birbirimize bağlayan nedir?” sorusunun ötesine geçiyor:
“Bu ortaklığı gelecek kuşaklar için nasıl bilgiye, üretime, refaha ve kalıcı işbirliğine dönüştüreceğiz?”

Bu sorunun cevabı, Türk dünyasının önümüzdeki on yıllardaki kurumsal gelişiminin de anahtarını oluşturacak.

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı DÜNYA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)