YAZARLAR

20 Eylül 2026 Pazar, 00:00

Ankara’nın Üniversiteleri: Türkiye’nin Araştırma ve Bilim Haritasının Merkezinde Bir Başkent

Türkiye’nin yükseköğretim haritasına dikkatle bakıldığında Ankara’nın yalnızca başkent kimliğiyle değil, aynı zamanda ülkenin bilim, araştırma, teknoloji ve akademik üretim merkezlerinden biri olarak da özel bir konuma sahip olduğu görülür.

Ankara’nın bu niteliğini ortaya koyan en önemli göstergelerden biri araştırma üniversiteleri performansıdır. Verilen 2026 Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması esas alındığında Ankara’dan beş üniversitenin ana listede yer alması dikkat çekmektedir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi farklı akademik profilleriyle Ankara’nın araştırma ekosisteminin temel aktörlerini oluşturmaktadır. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin aday-izleme grubunda bulunması da bu yapıya yeni bir boyut eklemektedir.

Burada önemli olan yalnızca üniversitelerin sayısı değildir. Asıl dikkat çekici husus, Ankara’daki araştırma üniversitelerinin birbirinin aynı bir akademik modele sahip olmamasıdır. Bir başka ifadeyle Ankara, tek tip bir üniversite yapısından ziyade mühendislikten tıbba, temel bilimlerden sosyal bilimlere, eğitimden teknolojiye kadar uzanan geniş bir araştırma ekosistemine sahiptir.

Yükseköğretim Kurulunun araştırma üniversitelerine ilişkin yaklaşımı da araştırma faaliyetlerini yalnızca yayın sayısıyla açıklamamaktadır. Araştırma kapasitesi, araştırma kalitesi ve etkileşim ve iş birliği gibi boyutlar üniversitelerin araştırma performansının değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla bir üniversitenin araştırma gücünü anlamak için yalnızca kaç makale yayımladığına bakmak yeterli değildir.

Ankara’nın Araştırma Performansındaki Referans Noktası

Ankara’nın araştırma üniversiteleri söz konusu olduğunda ilk akla gelen kurum hiç kuşkusuz Orta Doğu Teknik Üniversitesidir.

Verilen 2026 performans sıralamasında ODTÜ 66,89 puanla Türkiye genelinde üçüncü sırada gösterilmektedir. Bu sonuç, Ankara’nın araştırma ekosistemindeki en yüksek konumun ODTÜ’ye ait olduğunu ortaya koymaktadır.

ODTÜ’nün uluslararası görünürlüğü de bu tabloyu destekleyen göstergelerden biridir. YÖK’ün yayımladığı uluslararası sıralama verilerinde ODTÜ, Times Higher Education 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralaması'nda 351-400 bandında yer alırken, mühendislik alanındaki THE sıralamasında 251-300 bandında gösterilmiştir. Eğitim bilimlerinde ise ODTÜ dünya sıralamasında 89. sırada yer almıştır.

Bu veriler ODTÜ’nün araştırma profilinin yalnızca tek bir disiplinle sınırlı olmadığını göstermektedir.

ODTÜ’nün araştırma kimliğinin temelinde;

  • Mühendislik ve teknoloji,
  • Temel bilimler,
  • Bilgisayar ve bilişim,
  • Eğitim bilimleri,
  • Yaşam bilimleri,
  • Sosyal bilimler,
  • Uluslararası akademik iş birlikleri

gibi birbirini tamamlayan alanlar bulunmaktadır.

Dolayısıyla ODTÜ açısından ortaya çıkan tabloyu yalnızca “Türkiye üçüncüsü” şeklinde ifade etmek eksik kalır. Asıl önemli nokta, üniversitenin uzun yıllara yayılan araştırma kültürü, lisansüstü eğitim kapasitesi, uluslararası akademik bağlantıları ve farklı bilim alanlarında oluşturduğu kurumsal birikimdir.

Bu nedenle Ankara’nın araştırma üniversitesi kimliği açısından ODTÜ, doğal bir referans noktası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilkent: Vakıf Üniversitesi Modeli İçinde Araştırma Yoğunluğu

Ankara’nın araştırma ekosistemindeki ikinci önemli aktör İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesidir.

Verilen sıralamada Türkiye genelinde yedinci sırada bulunan Bilkent, Ankara’daki devlet üniversitelerinden farklı olarak vakıf üniversitesi modeli içerisinde yoğun araştırma faaliyetleri gerçekleştiren bir kurumdur.

Bilkent’in uluslararası görünürlüğü de dikkat çekicidir. YÖK tarafından aktarılan THE 2026 sonuçlarında Bilkent 601-800 bandında yer almıştır. Mühendislik alanındaki THE sıralamasında ise 401-500 bandında bulunmaktadır.

Bilkent’in Ankara açısından önemi burada ortaya çıkmaktadır.

Ankara’nın araştırma ekosistemi yalnızca büyük devlet üniversitelerinden oluşmamaktadır. Bilkent, seçici öğrenci yapısı, uluslararasılaşma düzeyi, lisansüstü eğitim ve araştırma faaliyetleriyle vakıf üniversitesi modelinin araştırma odaklı örneklerinden birini oluşturmaktadır.

Bu açıdan Ankara’daki iki önemli araştırma aktörü farklı özellikler taşımaktadır:

ODTÜ, özellikle mühendislik, temel bilimler ve teknoloji ekseninde güçlü bir araştırma geleneğini temsil ederken;  Bilkent, uluslararasılaşmış ve araştırma yoğun vakıf üniversitesi modelinin Ankara’daki önemli temsilcilerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Bu iki kurumun varlığı, Ankara’nın araştırma ekosistemine hem devlet hem de vakıf üniversitesi perspektifinden çeşitlilik kazandırmaktadır.

Ankara Üniversitesi: Disiplin Çeşitliliğinin Gücü

Ankara Üniversitesi ise araştırma üniversitesi profilini daha geniş bir disiplin yelpazesi üzerinden ortaya koymaktadır.

Verilen performans verilerinde Ankara Üniversitesinin 10. sıradan 8. sıraya yükseldiği belirtilmektedir. Bu değişim, özellikle geniş akademik yapılanmaya sahip bir üniversite açısından ayrıca önem taşımaktadır.

Çünkü Ankara Üniversitesini yalnızca mühendislik veya teknoloji ekseninde değerlendirmek mümkün değildir.

Üniversitenin araştırma kapasitesi;

  • Sağlık ve tıp,
  • Hukuk,
  • Sosyal bilimler,
  • Temel bilimler,
  • Ziraat ve yaşam bilimleri,
  • Beşeri bilimler

gibi çok sayıda alana yayılmaktadır.

YÖK'ün uluslararası sıralama verileri de Ankara Üniversitesinin farklı alanlarda görünürlüğe sahip olduğunu göstermektedir. YÖK'ün yayımladığı verilere göre Ankara Üniversitesi QS Yaşam Bilimleri ve Tıp alanında öne çıkan Türk üniversiteleri arasında yer almakta; sanat ve beşeri bilimler ile sosyal bilimler gibi alanlarda da uluslararası sıralamalarda temsil edilmektedir. Yok

Bu nedenle Ankara Üniversitesinin araştırma gücünü tek bir genel sıralama üzerinden okumak doğru değildir.

Burada üniversitenin en önemli avantajlarından biri, farklı bilim alanlarının aynı akademik çatı altında bulunmasıdır. Bu çeşitlilik, disiplinler arası araştırmalar açısından da önemli bir potansiyel yaratmaktadır.

Hacettepe: Sağlık ve Yaşam Bilimlerinin Güçlü Merkezi

Ankara araştırma ekosisteminin bir başka temel sütunu Hacettepe Üniversitesidir.  Verilen araştırma üniversiteleri sıralamasında 10. sırada bulunan Hacettepe'nin konumu, özellikle sağlık bilimleri açısından genel sıralamanın ötesinde değerlendirilmelidir.

Çünkü Hacettepe'nin akademik kimliğinin en belirgin unsurlarından biri tıp, sağlık bilimleri ve yaşam bilimlerindeki güçlü araştırma altyapısıdır.

YÖK'ün üniversite izleme raporlarında Hacettepe Üniversitesi, QS Yaşam Bilimleri ve Tıp alan sıralamasında Türkiye'deki öne çıkan üniversiteler arasında gösterilmektedir.

Bu durum bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Bir üniversitenin genel araştırma sırası, o üniversitenin bütün bilim alanlarında aynı düzeyde bulunduğu anlamına gelmez.

Örneğin Hacettepe'nin araştırma performansı değerlendirilirken tıp, eczacılık, sağlık bilimleri ve yaşam bilimlerindeki akademik üretim ve araştırma altyapısı ayrıca ele alınmalıdır.

Dolayısıyla Hacettepe, Ankara'nın araştırma ekosisteminde özellikle sağlık ve yaşam bilimleri boyutunu temsil eden temel kurumlardan biridir.

Gazi Üniversitesi: Mühendislikten Eğitime Uzanan Geniş Yapı

Gazi Üniversitesi de Ankara'nın araştırma haritasında önemli bir yere sahiptir.

Verilen sıralamada 12. sırada bulunan Gazi'nin araştırma yapısı, Ankara'daki diğer büyük üniversitelerden bazı yönleriyle ayrılmaktadır.

Gazi'nin akademik yapılanmasında mühendislik, eğitim, sağlık ve çeşitli uygulamalı bilimler önemli yer tutmaktadır.

YÖK'ün uluslararası alan sıralamalarına ilişkin verileri de Gazi'nin farklı bilim alanlarında uluslararası görünürlüğe sahip olduğunu göstermektedir. Özellikle yaşam bilimleri ve tıp ile sanat ve beşeri bilimler gibi alanlarda Gazi Üniversitesi çeşitli uluslararası sıralamalarda yer almaktadır.

Bu nedenle Gazi'yi yalnızca genel araştırma sıralamasındaki 12. basamak üzerinden değerlendirmek de yeterli değildir.

Gazi'nin güçlü yönlerinden biri, eğitim ve uygulamalı bilimler ile mühendislik ve sağlık alanlarını aynı geniş akademik yapı içerisinde buluşturmasıdır.

TOBB ETÜ: Üniversite-Sanayi İlişkisinin Farklı Modeli

Ankara'nın araştırma ekosistemindeki dikkat çekici kurumlardan biri de TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesidir.

Verilen listede aday-izleme grubunda yer aldığı belirtilen TOBB ETÜ'nün modeli, Ankara'daki diğer üniversitelerden bazı önemli yönleriyle ayrılmaktadır.

Üniversitenin temel özelliklerinden biri üniversite-sanayi ilişkisine ve uygulamalı eğitim anlayışına verdiği önemdir. YÖK'ün farklı uluslararası sıralama verilerinde de TOBB ETÜ'nün uluslararası ölçekte yer aldığı görülmektedir. Örneğin YÖK'ün genç üniversiteler sıralamasına ilişkin duyurusunda TOBB ETÜ 301-350 bandında gösterilmiştir.  

Burada önemli bir metodolojik ayrım yapmak gerekir.

Bir üniversitenin aday veya izleme grubunda bulunması, gelecekte kesinlikle ana araştırma üniversiteleri listesine gireceği anlamına gelmez. Böyle bir sonuç ancak ilgili performans göstergeleri ve sonraki değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla TOBB ETÜ açısından bugün söylenebilecek husus, üniversitenin araştırma ve üniversite-sanayi bağlantıları bakımından Ankara'nın dikkat çeken kurumlarından biri olduğudur.

Ankara'nın Asıl Gücü: Üniversitelerin Çeşitliliği

Ankara'nın yükseköğretim sistemini yalnızca tek tek üniversitelerin sıralamasından ibaret görmek eksik bir değerlendirme olur.

Başkentte farklı misyonlara sahip çok sayıda üniversite bulunmaktadır. Araştırma üniversitesi performansı bakımından öne çıkan beş kurumun yanında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi, TED Üniversitesi, Ufuk Üniversitesi, Ankara Bilim Üniversitesi, Ankara Medipol Üniversitesi, Lokman Hekim Üniversitesi ve OSTİM Teknik Üniversitesi gibi farklı akademik profillere sahip kurumlar da bulunmaktadır.

Ancak burada özellikle altı çizilmesi gereken bir husus vardır: Bir üniversitenin araştırma üniversiteleri listesinde bulunmaması, o üniversitenin eğitim kalitesinin düşük olduğu anlamına gelmez!

Araştırma üniversitesi performans göstergeleri esas olarak araştırma, geliştirme, bilimsel üretim, araştırma kapasitesi ve ilgili akademik performans boyutlarını ölçmeye yöneliktir.

Bir öğrencinin üniversite tercihi açısından ise başka göstergeler de önem taşır.

Bölümün niteliği, akademik kadro, eğitim dili, mezunların istihdam durumu, staj olanakları, sektör bağlantıları, öğrenci başına düşen kaynaklar, uluslararası değişim olanakları ve öğrencinin tercih ettiği alandaki akademik başarı bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Dolayısıyla “Araştırma Üniversitesi” kavramı ile “öğrenci için en uygun üniversite” kavramlarını birbirinin yerine kullanmak doğru değildir.

Uluslararası Sıralamalar Ankara'nın Tablosunu Nasıl Tamamlıyor?

Araştırma üniversitesi performans göstergelerinin yanında uluslararası sıralamalar da Ankara'nın akademik profilini anlamak için yardımcı bir perspektif sunmaktadır.

YÖK'ün THE 2026 sonuçlarına göre ODTÜ 351-400, Bilkent 601-800, Hacettepe 801-1000 bandında yer almıştır.

Bunun yanında YÖK'ün farklı yıllara ilişkin QS verileri Ankara'daki ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi gibi kurumların uluslararası sıralamalarda düzenli biçimde temsil edildiğini göstermektedir.

Daha da önemlisi, alan sıralamaları üniversitelerin güçlü olduğu bilim dallarını genel sıralamalardan daha ayrıntılı biçimde görmemize imkân vermektedir.

Örneğin YÖK'ün THE alan bazlı verilerinde ODTÜ eğitim bilimlerinde dünya 89'uncusu, mühendislikte 251-300 bandında yer almıştır. Bilkent de mühendislik alanında 401-500 bandında bulunmaktadır.

Bu veriler, üniversite değerlendirmesinde “genel sıra” ile “alan performansı”nın birbirinden ayrılması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Ankara'nın Araştırma Haritası Nasıl Okunmalı?

Bütün bu göstergeler bir arada değerlendirildiğinde Ankara'nın araştırma ekosisteminde farklı rollerin ortaya çıktığı görülmektedir.

ODTÜ, mühendislik, teknoloji ve temel bilimler başta olmak üzere güçlü araştırma geleneğiyle öne çıkmaktadır.

Bilkent, vakıf üniversitesi modeli içerisinde araştırma yoğunluğu, uluslararasılaşma ve bilimsel üretim kapasitesiyle farklı bir profil sunmaktadır.

Ankara Üniversitesi, geniş disiplin çeşitliliği sayesinde çok alanlı bir araştırma üniversitesi görünümündedir.

Hacettepe, özellikle sağlık, tıp ve yaşam bilimleri ekseninde Ankara'nın bilimsel kapasitesinin önemli bir bölümünü taşımaktadır.

Gazi Üniversitesi, mühendislik, eğitim, sağlık ve uygulamalı bilimleri bir araya getiren geniş araştırma yapısıyla dikkat çekmektedir.

TOBB ETÜ ise üniversite-sanayi etkileşimi ve uygulamalı eğitim modeli bakımından farklılaşmaktadır.

Böyle bakıldığında Ankara'nın avantajı yalnızca “kaç tane araştırma üniversitesi var?” sorusunun cevabında değildir.

Asıl avantaj, farklı araştırma geleneklerine ve uzmanlık alanlarına sahip kurumların aynı şehirde yoğunlaşmasıdır.  Ankara yalnızca üniversiteler şehri değil, bir araştırma ekosistemidir

2026 araştırma üniversiteleri performans verileri üzerinden bakıldığında Ankara, Türkiye'nin bilimsel ve teknolojik kapasitesinin önemli merkezlerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır.

Beş üniversitenin ana araştırma üniversiteleri grubunda bulunması, buna ek olarak TOBB ETÜ'nün aday-izleme grubunda yer alması, başkentin yükseköğretim yapısının araştırma açısından dikkate değer bir yoğunluğa sahip olduğunu göstermektedir.

Ancak Ankara'nın akademik gücünü yalnızca sıralama tablolarına indirgemek de doğru değildir.

ODTÜ'nün mühendislik ve teknoloji kapasitesi, Bilkent'in araştırma yoğun vakıf üniversitesi modeli, Ankara Üniversitesinin disiplin çeşitliliği, Hacettepe'nin sağlık ve yaşam bilimleri alanındaki birikimi, Gazi'nin uygulamalı bilimler ve eğitim alanlarındaki geniş yapısı ve TOBB ETÜ'nün üniversite-sanayi bağlantıları bir arada düşünüldüğünde, karşımıza birbirini tamamlayan bir akademik ekosistem çıkmaktadır.

Bu nedenle Ankara'nın yükseköğretim gücünü değerlendirirken tek bir “en iyi üniversite” arayışından ziyade, hangi üniversitenin hangi bilim alanında, hangi araştırma kapasitesiyle ve hangi akademik misyonla öne çıktığı sorusuna odaklanmak daha anlamlıdır.

Çünkü üniversiteler yalnızca sıralama tablolarındaki rakamlardan ibaret değildir.

Bir üniversitenin gerçek akademik değeri; bilimsel üretiminden yetiştirdiği insan kaynağına, uluslararası bağlantılarından laboratuvarlarına, sanayi iş birliklerinden topluma sunduğu katkıya kadar çok daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir.

Ankara'nın bugünkü tablosu ise bu açıdan oldukça belirgindir: Başkent, Türkiye'nin yalnızca yönetim merkezi değil; aynı zamanda üniversiteleri, araştırma altyapısı, nitelikli insan kaynağı, bilimsel üretimi ve üniversite-sanayi bağlantılarıyla önemli bir bilim ve teknoloji merkezidir.

Araştırma üniversiteleri açısından ortaya çıkan tablo, Ankara'nın sahip olduğu bu akademik birikimin tek bir kurumun başarısından değil, farklı uzmanlıklara sahip üniversitelerin oluşturduğu geniş ve çok katmanlı bir ekosistemden kaynaklandığını göstermektedir.

Sonuç ve Değerlendirme

2026 yılı araştırma üniversiteleri performans verileri, Ankara’nın Türkiye’nin yükseköğretim, bilim, araştırma ve geliştirme ekosistemindeki merkezi konumunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Başkentte ODTÜ, Bilkent Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi gibi farklı akademik geleneklere ve uzmanlık alanlarına sahip beş üniversitenin araştırma üniversiteleri ana listesinde yer alması, Ankara’nın araştırma kapasitesinin yalnızca tek bir kurumun başarısına dayanmadığını göstermektedir. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin aday ve izleme grubunda bulunması da bu yapının geliş en ve çeşitlenen bir niteliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu üniversitelerin her biri Ankara’nın akademik ekosistemine farklı bir katkı sunmaktadır. ODTÜ, mühendislik, temel bilimler, teknoloji ve yenilikçilik alanlarındaki güçlü araştırma geleneğiyle Ankara’nın uluslararası araştırma görünürlüğünde önemli bir rol üstlenmektedir. Bilkent Üniversitesi, vakıf üniversitesi modeli içerisinde yoğun araştırma faaliyetleri, uluslararasılaşma ve nitelikli akademik üretim bakımından farklılaşmaktadır. Ankara Üniversitesi, çok geniş disiplin yelpazesi sayesinde sağlık, hukuk, sosyal bilimler, temel bilimler, ziraat ve beşeri bilimleri kapsayan çok yönlü bir araştırma yapısına sahiptir. Hacettepe Üniversitesi, özellikle tıp, sağlık ve yaşam bilimlerindeki güçlü akademik ve araştırma altyapısıyla Ankara'nın bilimsel kapasitesinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Gazi Üniversitesi ise mühendislik, eğitim, sağlık ve uygulamalı bilimleri bir araya getiren geniş araştırma yapısıyla bu ek osistemin tamamlayıcı unsurlarından biridir.

Ankara’nın araştırma gücünü değerlendirirken yalnızca genel üniversite sıralamalarına bakmak yeterli değildir. Üniversitelerin hangi bilim alanlarında uzmanlaştığı, araştırma altyapıları, lisansüstü eğitim kapasiteleri, uluslararası akademik bağlantıları, bilimsel yayın ve proje üretimleri, kamu ve özel sektörle gerçekleştirdikleri iş birlikleri de dikkate alınmalıdır. Nitekim araştırma üniversitesi göstergeleri, doğrudan lisans eğitimindeki bütün kalite unsurlarını ölçen bir sistem değildir. Bu nedenle araştırma performansı ile eğitim kalitesini birbirinin yerine koy mak doğru bir değerlendirme olmayacaktır.

Ankara'nın sahip olduğu önemli avantajlardan biri de devlet ve vakıf üniversitelerinin aynı akademik ekosistem içerisinde bulunmasıdır. ODTÜ ve Bilkent'in teknoloji ve araştırma odaklı yapıları, Hacettepe'nin sağlık ve yaşam bilimlerindeki uzmanlığı, Ankara Üniversitesinin disiplin çeşitliliği, Gazi Üniversitesinin uygulamalı araştırma kapasitesi ve TOBB ETÜ'nün üniversite-sanayi etkileşimine dayalı modeli birlikte düşünüldüğünde, ortaya çok katmanlı bir araştırma ortamı çıkmaktadır.

Sonuç olarak Ankara, araştırma üniversiteleri açısından Türkiye'nin en yoğun ve çeşitlenmiş akademik merkezlerinden biridir. Ancak bu tabloyu değerlendirirken üniversiteleri yalnızca sıralamadaki yerlerine göre birbirleriyle yarıştırmak yerine, her kurumun bilimsel misyonunu, güçlü olduğu alanları ve Türkiye'nin bilgi üretimine yaptığı katkıyı ayrı ayrı ele almak daha sağlıklı olacaktır. Çünkü bir üniversitenin değeri yalnızca genel sıralamadaki konumuyla değil; ürettiği bilim, yetiştirdiği insan kaynağı, geliştirdiği teknolojiler, gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası iş birlikleri ve topluma sağladığı katkıyla birlikte ortaya çıkmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında Ankara'nın asıl gücü, tek bir üniversitenin öne çıkmasından ziyade farklı uzmanlık alanlarına sahip güçlü üniversitelerin aynı şehirde oluşturduğu bütüncül araştırma ekosistemidir. Başkent, bu akademik birikimi daha güçlü üniversite-sanayi iş birlikleri, disiplinler arası araştırmalar, uluslararası ortaklıklar ve yenilikçi projelerle destekleyeb ildiği ölçüde Türkiye'nin bilim, teknoloji ve yüksek katma değerli üretim kapasitesine daha büyük katkı sağlayabilecek bir merkez olma niteliğini sürdürecektir.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”

 

 

 

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)