YAZARLAR

06 Mart 2026 Cuma, 05:51

Ah Şu Kadınlar

Yıllardır kadınlarla yürüdüğüm sahne yolculuğunun bir ürünü olan “Ah Şu Kadınlar”, kaleme alıp sahneye taşıdığım skeçlerle kadınların hayatın içindeki renkli, güçlü ve bazen düşündüren hallerini mizahın zarif diliyle anlatan bir tiyatro çalışmasıdır.

Kadınlarla Omuz Omuza Geçen Yıllar

Değerli Gazete Ankara Dijital Haber Portalı okuyucularımız,

Yıllardır kadınlarla birlikte; dramada, münazaralarda, tiyatro sahnesinde, dernek çalışmalarında bulundum. Onlarla üretim ve hizmet alanlarında omuz omuza yürüdüm. Her bir çalışmada; emeğin, cesaretin ve dayanışmanın nasıl bir dönüşüm gücü taşıdığına tanıklık ettim.

Türk milletinin bağrından çıkan millî kadın kahramanlarımızın hayatlarını, fedakârlıklarını ve destansı mücadelelerini kaleme aldım. Onların yalnızca tarih sayfalarında kalmaması için hikâyelerini sahneye taşıdım; tiyatronun büyüsüyle yeniden canlandırdım, izleyiciyle buluşturdum.


“Ah Şu Kadınlar” Tiyatro Çalışması

Kadınların birbirinden farklı, derin ve renkli hallerini “Ah Şu Kadınlar” adlı skeçlerden oluşan bir tiyatro çalışmasıyla sahneye taşımaya gayret ettim. Gündelik hayatın içinden süzülen duyguları; kimi zaman bir tebessümle, kimi zaman ince bir sitemle perdeye yansıttık.

Ortalama 10 yıl kısa adı etiSEM olan Etimesgut Belediyesi Sürekli Eğitim ve Uygulama Merkezi bünyesinde Drama kursiyerlerimizle birlikte, kadının toplumsal ve sosyal hayattaki yerini mizahın zarif diliyle harmanladık. Amacımız yalnızca güldürmek değil; kahkahaların arasına saklanan hakikatleri görünür kılmak, izleyiciyi hem eğlendirmek hem de düşündürmekti.

Etimesgut’ta Korkut Ata Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelediğimiz eserler büyük ilgi ve beğeniyle karşılandı. Çünkü seyirciler, anlatılan hikâyelerde yalnızca bir karakteri değil; kendilerinden, çevrelerinden, hayatın içinden tanıdık birilerini gördüler. Her alkışta, paylaşılan bir duygunun ve ortak bir hafızanın yankısı vardı.


Toplumsal Gerçeklerin Sahneye Yansıması

“Ah Şu Kadınları” kaleme alırken söze biraz eskilerden başladım. Çocuğu olmayan kadının toplum içindeki yerini, sanki eksikmiş, yarımmış gibi görülen hâlini; bu eksikliğe çare diye sunulan ve çoğu zaman kader gibi kabullendirilen durumunu ve sırf bu yüzden hak etmiş gibi görülen kumalık müessesesini işledim.

Erkek evlat hayaliyle yanıp tutuşan bir babanın, beklediği üçüzlerin üçünün de kız olduğunu öğrendiği an geçirdiği baygınlık hem güldürdü hem düşündürdü.

Günlük hayatın içinde aynı hadiseyi gelini söz konusu olduğunda başka, kızı söz konusu olduğunda bambaşka yorumlayan ninelerimiz vardı. Adalet terazisi, iş kendi evladına gelince şaşan; gelin olunca ağırlaşan bir vicdan hâli…

İzledikleri dizilerin etkisinde kalan ninelerimizin değerlendirdikleri konular, gerçekleri herkesin yüzüne çarpıyordu. Bir de bütün ömürleri boyunca ev taksiti, araba taksiti ödemeye çalışan, “çocukları okutalım, evlendirelim” derken kendileri için hiçbir şey yapamadıklarını ömürlerinin sonunda fark eden ninelerimiz vardı.

Hayatı hep başkaları için yaşayan, hep başkalarını mutlu etmek için yaşayan kadınları, izleyicilere gülümseterek anlattık.


Gündelik Hayatın Komik Ama Düşündüren Halleri

“Dedikodu Seli” adlı skeçte, “asla kimseye söylemem” dedikleri şeyleri kulaktan kulağa nasıl ilettiklerini gördük.

Falcıya gidip olmadık sözlere inanıp korunma muskaları yaptıranları, okunmuş sulara dünyanın parasını ödeyerek sahtekârlardan medet umanların komik hallerini işledik.

Kız isteme merasiminde, kız tarafının bitmek bilmeyen isteklerine karşı oğlan tarafının verdiği tepki ve sonunda çıkan kavga görülmeye değerdi.

Okuma hakkı verilmeyen bir kadının karşılaştığı zor durumları, miras yoluyla bulduğu para yüzünden kendisine verilen değerlerin nasıl değiştiğini gösterdik.

İyi niyetleri yüzünden dolandırılan hatta eşleri tarafından aldatılan kadınların içine düştükleri durumları da işledik.

Kaynana gelin arasındaki gerilimler ve bazen çok bilmişlikleri, bazen saflıklarıyla kadınların her yönünü ele aldığımız tiyatro oyunumuz çok yönlü bir anlatıma sahiptir.


Kadın: Toplumun En Güçlü Yapı Taşı

Kadınlarımız; anne şefkatiyle sarıp sarmalayan, eş olarak omuz veren, evlat olarak her zaman her türlü fedakârlığı yapmış, toplumumuzun en önemli yapı taşlarıdır.

Fedakârlıkları sessizdir, çoğu zaman duyulmaz. Vefaları yüreklerde iz bırakır. İncedir, naziktir, kırılgandır. Türlü türlü halleri vardır.

Ancak söz konusu vatan olduğunda o ince yürek çeliğe, oka, mermiye dönüşür. Erkeğinin yanında, arkasında bazen de en önde yerini alır.

Onları görüp küçümseyen düşmanlara gereken cevabı harp sahasında, karargâh revirlerinde, cephane taşımacılığında ve istiklal yolunda vermiştir.

Şerife Bacı’nın donarak koruduğu mermilerde,
Tayyar Rahmiye’nin düşmana meydan okuyan cesaretinde,
Kılavuz Hatice’nin düşmana yanlış yol gösteren dirayetinde,
Nene Hatun’un Aziziye’deki şahlanışında,
Kara Fatma’nın cephedeki kararlılığında bu milletin kadın yüzü saklıdır.

Ve daha nice adı bilinmeyen kadınlarımız da aynı destanın adsız kahramanlarıdır.

İnanıyorum ki bir milletin hafızası, kadınlarının cesaretiyle güçlenir; geleceği ise onların azmiyle şekillenir.


Velhasıl

Velhasıl, siz bakmayın bizim günlük hallerimize; gerektiğinde devlet yıkar, devlet kurarız biz! Gerektiğinde yedi başlı ejder oluruz biz!

Dolayısıyla bir kadın olarak bu anlamlı günde, bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten duygularımla kutluyorum.

Kadınların yalnızca bir gün değil, her gün değer gördüğü; hayallerinin sınırlandırılmadığı; emeğinin görünür, sözünün kıymetli olduğu bir dünya dileğiyle…


Cuma Mesajı

Yazımızın yayımlandığı bu mübarek Cuma gününün, gönüllerimize huzur, kalplerimize merhamet ve hayatımıza bereket getirmesini diliyorum. Duaların kabul olduğu bu güzel günün; birlik, kardeşlik ve iyilik duygularımızı güçlendirmesine vesile olmasını temenni ediyorum.

Selam ve Saygılarımla.

Özlem İCİK
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
oicik@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)