Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk için eğitim yalnızca bireysel gelişimin değil, aynı zamanda toplumsal ilerlemenin ve devletin geleceğinin temelidir. Bu yaklaşımın en açık ifadelerinden biri, onun bilim ve akla verdiği merkezi rolü ortaya koyan şu sözünde görülür: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” Bu ifade, Cumhuriyet’in eğitim politikasının yalnızca pedagojik bir tercih olmadığını; aynı zamanda bir medeniyet tercihi olduğunu göstermektedir. Atatürk’e göre modern bir toplumun gelişmesi, bilimsel düşüncenin rehberliğinde gerçekleşebilir.
Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rüştü Güntürkün’ün savunma sanayiinin yalnızca askerî bir alan değil; bağımsızlık, güvenlik ve kalkınmanın stratejik temeli olduğunu vurgulayan yazısını, Gazete Ankara’da yayımlanmasını beklemeden kendi köşemde misafir etmekten büyük memnuniyet duyuyorum.
Gazi Üniversitesi’nin 100. yılına yaklaşırken, “Gazi” adının yalnızca bir tarihsel unvan değil; bir zihniyet mirası olduğunu hatırlamak gerekir. Bu mirasın merkezinde ise Atatürk’ün eğitim üzerinden inşa etmeyi hedeflediği insan modeli bulunmaktadır.
Sanayide verimlilik artışı değerlidir; ancak katma değer sıçraması, verimliliğin teknoloji, yetkinlik ve pazar gücüyle buluştuğu noktada gerçekleşir. Ankara 2030 perspektifinde asıl mesele; OSB’lerin üretim disipliniyle KOBİ’lerin çevikliğini, üniversitelerin bilgi üretimiyle aynı hedef dilinde bir araya getirebilmektir. Bu yazı, teknik proje ayrıntılarına boğulmadan, uluslararası ölçekte anlaşılabilir bir rekabet çerçevesi sunar.
Gazi Üniversitesi’nin 100. yılına doğru ilerlerken, adını doğrudan “Gazi” unvanından alan bir yükseköğretim kurumunun mensubu olarak şu soruyu yeniden sormak gerekir:
Türkiye’de üretim kapasitesi ve operasyonel verimlilik birçok sektörde gelişirken, aynı hızda bir katma değer sıçraması her zaman gerçekleşmiyor. Bunun nedeni çoğu zaman “daha çok çalışmamak” değil; üretim kapasitesini rekabet kapasitesine çevirecek teknoloji, yetkinlik, standart, tedarik güvenliği ve pazar mekanizmalarının aynı anda kurulmamış olmasıdır. Ankara 2030 perspektifi, sanayide dönüşümü “daha çok üretmek”ten ziyade “daha akıllı rekabet etmek” üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.
Sanayinin en büyük ihtiyacı makine değil, nitelikli insan. Gazi Üniversitesi’nin 100 yıllık akademik birikimi ile ASO’nun güçlü kurumsal yapıları aynı vizyonda buluşursa; lise, ön lisans, lisans, lisansüstü ve sertifikalı programlarla Türkiye’ye örnek olacak bir “Üretim İş Gücü Geliştirme Modeli” Ankara’dan doğabilir.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın “öğrencilerin eğitim süreçlerini gerçek iş ortamlarıyla bütünleştiren, istihdamla doğrudan bağlantı kuran yükseköğretim anlayışını kurumsallaştırıyoruz” yaklaşımı; Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle birlikte, kısa ve verimliliği sınırlı stajlar yerine en az bir dönemlik uygulamalı eğitimi yükseköğretimde yeni bir standarda dönüştürüyor.
Kamu kurumlarında “puanlama” ve “performans” adıyla yürütülen şeffaf olmayan uygulamalar, kamu görevlisinde güveni aşındırır; Türkiye’nin ikinci yüzyılında bu yaklaşım kesin biçimde geride bırakılmalıdır.
Geçen gün dar bir WhatsApp grubunda paylaşılan kısa bir metin, uzun zamandır zihnimin bir köşesinde duran bir soruyu yeniden canlandırdı: “Bir hakkın kazanılmasına vesile olan kurumsal emeği, o haktan yararlananlar ne kadar hatırlıyor?”
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.