Bu bölüm, okuyucunun takibini kolaylaştırmak ve başlığın hakkını verecek düzeyde derinlemesine bir politika çerçevesi sunmak amacıyla iki parça halinde yayımlanmaktadır. Birinci parça (9/1), göçün Ankara ölçeğinde ne anlama geldiğini, dünyadaki başkentlerin hangi yönetişim derslerini ürettiğini ve mahalle ölçeğinin neden belirleyici olduğunu ortaya koyar. İkinci parça (9/2) ise, Ankara için önerilen “Mahalle Temelli Sosyal Bütünleşme Modeli”ni bileşenleri, kurumsal mimarisi, finansman ve ölçümleme mekanizmalarıyla birlikte uygulanabilir bir yol haritasına dönüştürür.
“Alan dışı yönetici” tartışması, aslında iki haklı ihtiyacın çakışmasıdır: Kurumların yönetim kapasitesi ve kurumların alan derinliği. Soruyu kişiler üzerinden değil; rol tasarımı, risk yönetimi ve şeffaf yetkinlik kriterleri üzerinden sormadığımız sürece, her atama ya “keyfilik” ya da “tekelcilik” suçlamaları arasında sıkışır.
Mesleki ve teknik eğitim, Türkiye’de çoğu zaman “okul türleri” üzerinden tartışıldı. Oysa bugün tartışılan esas mesele şudur: Türkiye, üretim kapasitesini ve rekabetçiliğini hangi insan kaynağı mimarisi ile büyütecek? Bu nedenle Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, 2025-2026’da liseye yeni kayıt yaptıran öğrencilerin yaklaşık %43’ünün mesleki ve teknik eğitimi tercih ettiğine ilişkin vurgusu, bir “oran” olmanın ötesinde bir eşik göstergesidir. Bu oranı anlamlı kılan; yalnızca niceliksel büyüme değil, mesleki eğitimin toplumsal algı ve beklenti dünyasında daha görünür ve daha “gelecek kurucu” bir konuma taşınıyor olmasıdır.
Neden 2050? 2050 yılı; küresel demografi, teknoloji, ekonomi ve güvenlik projeksiyonlarının kesiştiği kritik bir eşiği temsil ediyor.Birçok uluslararası rapor (OECD “Future of Education 2040”, UNESCO “Education Reimagined 2050”, World Bank “Human Capital 2050 Outlook”) 2050’ye doğru eğitimin yalnızca pedagojik bir mesele olmaktan çıkıp; bir toplum mühendisliği, ekonomik rekabet ve ulusal güvenlik boyutu kazandığını vurguluyor. Dolayısıyla “Türkiye’nin 2050 Eğitim Vizyonu” sorusu; yalnızca eğitim politikası değil, bir devlet vizyonu meselesidir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşlı dostu şehir kriterleri, UNICEF’in çocuk dostu şehir çerçevesi ve Viyana’nın toplumsal cinsiyet duyarlı planlama uygulamaları; kapsayıcı şehirlerin yalnızca güvenli değil, daha üretken olduğunu göstermektedir. Ankara 2030’un toplumsal boyutu, bu üç eksenin bütünleştiği yerde kurulacaktır.
Eğitim artık sadece eğitim değildir: Küresel rekabetin en kritik boyutu Küresel ölçekte devletler arasındaki rekabet artık yalnızca askeri veya ekonomik kapasiteyle sınırlı değildir. İçinde bulunduğumuz çağda eğitim diplomasisi, ülkelerin yumuşak güç stratejilerinin merkezinde yer almaya başlamıştır. Uluslararası öğrenci hareketliliği, akademik iş birlikleri, öğretmen değişim programları, burs mekanizmaları ve kültürel projeler; devletlerin küresel görünürlüğünü artırdığı gibi, uzun vadeli stratejik ilişki ağları da kurmaktadır.
OECD, Housing Europe ve Seul Büyükşehir Belediyesi raporları gösteriyor ki; sosyal konut politikası yalnızca barınma çözümü değil, şehirde mekânsal eşitliğin, ekonomik canlılığın ve sosyal barışın temel belirleyicisidir. Ankara’nın 2030 vizyonunda sosyal konut, stratejik bir kent politikası hâline dönüşmelidir.
Sanayi dönüşürken insan gücü neden yeniden düşünülmeli? Sanayi devrimleri yalnızca makineleri değil, insanı da dönüştürür. Bugün robotik, yapay zekâ ve otomasyonun belirlediği yeni sanayi çağında ülkelerin kaderini belirleyen temel unsur, nitelikli insan kaynağıdır. Bu nedenle mesleki ve teknik eğitim, çağdaş kalkınma politikalarının merkezinde yer almaktadır. Artık mesele sadece üretmek değil; doğru becerilerle, doğru zamanda, doğru üretimi yapabilmektir.
Geleceğin başkentleri yalnızca büyüyen değil, doğayla uyumlu biçimde dönüşen şehirlerdir. İklim krizi çağında akıllı belediyecilik; çevreyi koruyan, kaynakları yöneten ve yaşam kalitesini sürdürülebilir kılan bir kamu aklı inşa etmeyi zorunlu kılmaktadır.
Bilgi aktaran üniversiteden değer üreten üniversiteye Üniversiteler artık yalnızca bilginin öğretildiği mekânlar değildir. İçinde bulunduğumuz çağda üniversite; bilginin üretildiği, dönüştürüldüğü ve toplumsal değere evrildiği stratejik bir merkez hâline gelmiştir. Bu nedenle üniversitelerin geleceği üzerine yapılan her tartışma, aynı zamanda bir kalkınma, rekabet gücü ve hatta egemenlik tartışmasıdır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.