ANKARA 2030 – AKILLI BELEDİYECİLİK BÖLÜM 9/1 – Göç, Uyum ve Mahalle Temelli Sosyal Hizmet: Ankara için Sosyal Bütünleşme ve Ortak Yaşam Modeli
Bu bölüm, okuyucunun takibini kolaylaştırmak ve başlığın hakkını verecek düzeyde derinlemesine bir politika çerçevesi sunmak amacıyla iki parça halinde yayımlanmaktadır. Birinci parça (9/1), göçün Ankara ölçeğinde ne anlama geldiğini, dünyadaki başkentlerin hangi yönetişim derslerini ürettiğini ve mahalle ölçeğinin neden belirleyici olduğunu ortaya koyar. İkinci parça (9/2) ise, Ankara için önerilen “Mahalle Temelli Sosyal Bütünleşme Modeli”ni bileşenleri, kurumsal mimarisi, finansman ve ölçümleme mekanizmalarıyla birlikte uygulanabilir bir yol haritasına dönüştürür.
UN-Habitat, IOM ve Eurocities raporları; göçü yalnızca yönetilecek bir “sorun” değil, yerel düzeyde tasarlanacak bir ortak yaşam ve kalkınma politikası olarak ele alan şehirlerin daha dirençli ve daha adil bir gelecek kurduğunu gösteriyor. Ankara 2030 vizyonu, göç ve uyumu bu perspektifle yeniden düşünmek zorunda [1-3].
1. Göç ve Şehir: 21. Yüzyılın Temel Testi
Bugünün dünyasında göç, şehirlerin demografisini, ekonomisini ve sosyal dokusunu dönüştüren en güçlü dinamiklerden biridir. İç göç ve uluslararası göç aynı anda büyürken; zorunlu yer değiştirmeler, iklim kaynaklı hareketlilik ve savaşların tetiklediği göç dalgaları kent yönetimlerinin gündemini kalıcı biçimde değiştiriyor. Bu nedenle göç; barınma, istihdam, eğitim, sağlık, sosyal uyum, yerel demokrasi ve kent güvenliği gibi alanlarda bütünleşik bir kamu yönetimi sınavıdır.
Bu sınavın kritik noktası şudur: Şehir, göçü ‘geçici bir olağanüstülük’ olarak mı görür; yoksa ‘kalıcı bir yönetim alanı’ olarak mı kurumsallaştırır? Dünya örnekleri, ikinci yolu seçenlerin hem sosyal gerilimleri azalttığını hem de ekonomik canlılığı artırdığını göstermektedir.
Bir başkentin bu sınavı doğru yönetebilmesi, aynı anda üç perspektifi birlikte kurmasına bağlıdır: (i) hak temelli yaklaşım (insan onuru, temel hizmetlere erişim), (ii) kamu düzeni ve toplumsal barış (gerilimleri büyütmeden önleyici yönetim), (iii) kalkınma kapasitesi (insan sermayesi ve ekonomik katılım). Akıllı belediyecilik tam da bu üç perspektifi, veri temelli ve sürdürülebilir bir hizmet mimarisine dönüştürme becerisidir.
2. Ankara: İç Göç, Dış Göç ve Çok Katmanlı Hareketlilik
Ankara, Türkiye’nin idari başkenti olmanın ötesinde; üniversiteler, kamu kurumları, organize sanayi bölgeleri ve hizmet sektörünün oluşturduğu çekim gücüyle çok katmanlı bir hareketlilik yaşamaktadır. İş ve eğitim amaçlı iç göç, uluslararası koruma altındaki nüfus, öğrenci ve nitelikli uzman hareketliliği aynı şehir ölçeğinde kesişmektedir.
Bu karmaşıklık, göç ve uyum politikasının tek bir başlık altında – örneğin yalnızca sosyal yardım veya yalnızca güvenlik – ele alınmasını işlevsiz kılar. Ankara için doğru çerçeve; mahalle ölçeğinde sosyal bütünleşme, ekonomik katılım, eğitim sürekliliği ve güvenli kent algısını aynı anda yönetebilen bütüncül bir yaklaşımdır.
Ankara’nın ilçe ölçeği, politikanın ‘tek tip’ olamayacağını da gösterir. Üniversite yoğunluklu merkez ilçelerle, sanayi ve lojistik eksenli ilçeler; yeni yerleşim alanlarıyla, eski mahalle dokusunu taşıyan bölgeler aynı ihtiyaç setine sahip değildir. Bu nedenle Ankara 2030’un göç ve uyum yaklaşımı, ‘ortak standart + yerel esneklik’ ilkesini birlikte işletmek zorundadır.
3. Dünya Şehirlerinden Çıkarılabilecek Dersler
3.1. Eurocities ve Integrating Cities: Uyum Yerelde Başlar [3]
Eurocities’in göç ve entegrasyon yaklaşımı, entegrasyonun ulusal metinlerle sınırlı olmadığını; asıl belirleyicinin şehirlerin uygulama kapasitesi olduğunu vurgular. Kentler hem hizmet sunucudur, hem politika tasarımcısıdır, hem de sosyal temasın gerçekleştiği kamusal alanın yöneticisidir. Dolayısıyla uyum, ‘ilçelerin ve mahallelerin gündelik hayatı’ içinde, hizmete dönüşmüş bir kamu yönetimi pratiği olarak inşa edilir [3].
Ankara için bu ders nettir: Uyum, sadece ‘dağıtılan yardım’ ya da ‘yapılan denetim’ değildir; okul-ebeveyn ilişkisi, komşuluk düzeni, işyeri kültürü ve kamusal alan kullanımı üzerinden üretilen bir birlikte yaşama kapasitesidir.
3.2. UN-Habitat: Kapsayıcı Kentler ve Göç [1]
UN-Habitat, göçün kente getirdiği ekonomik ve kültürel potansiyeli vurgularken; plansızlığın ayrışma, yoksulluk ve güvenlik risklerini büyüteceğine dikkat çeker. Başarılı örneklerin ortak özelliği; göç ve uyumun, şehir planlaması, konut, istihdam ve sosyal hizmetlerle bütünleşik biçimde ele alınmasıdır [1].
Bu bütünleşik bakış, Ankara’da özellikle barınma ve kiralık konut piyasası, kayıt dışı çalışma, eğitim sürekliliği ve mahalle ölçeğinde sosyal hizmet erişimi gibi alanların birbirine bağlı görülmesini zorunlu kılar. Birinde yaşanan aksama, diğerlerinde zincirleme etki doğurur.
3.3. Seul ve Osaka: Uyumun Ölçülmesi ve Programlaştırılması [7 - 8]
Doğu Asya örnekleri, uyum çalışmalarının ‘proje’ düzeyinde kalmayıp ‘program’ mantığıyla kurumsallaştırılmasını öğreticidir. Seul’de kapsayıcılık göstergeleri üzerinden risklerin erken tespiti ve önleyici sosyal politika uygulamaları, mahalle ölçeğinde somut sonuç üreten bir yaklaşım sunar [7].
Ankara için çıkarım şudur: Uyum politikası ‘iyi niyet beyanı’ olmaktan çıkmalı; ölçülebilir hedeflere, düzenli raporlamaya ve kurumsal iş süreçlerine bağlanmalıdır.
4. Riskler ve Fırsatlar: Ankara İçin Gerçekçi Bir Fotoğraf
Göç dinamikleri Ankara’da hem risk hem de fırsat üretir. Risklerin yönetilmediği, fırsatların ise politika araçlarına dönüştürülmediği senaryoda şehir; mekânsal ayrışma, güvencesiz emek, eğitimde kopuş ve gerilim üreten kent güvenliği algısıyla karşı karşıya kalır. Öte yandan doğru kurgu; insan sermayesini çeşitlendirebilir, yeni ekonomik ağlar yaratabilir, gençlik dinamizmi ve kültürel zenginliği şehir markasına dönüştürebilir.
4.1. Başlıca Risk Alanları
· Mekânsal ayrışma ve gettolaşma: Belirli mahallelerde yoğunlaşma, sosyal temasın azalması ve ‘biz-onlar’ dilinin güçlenmesi.
· Kayıt dışı ve güvencesiz istihdam: Düşük ücret, kötü çalışma koşulları, yerel emek piyasasında gerilim ve yoksulluk döngüsü.
· Eğitimde kopuş: Dil, adaptasyon veya ekonomik nedenlerle çocukların eğitim sürekliliğinin bozulması; orta-uzun vadede yeni kırılganlıklar.
· Kent güvenliği algısı: Veri temelli olmayan genellemelerin ve önyargıların gerilim üretmesi; sosyal uyumun zayıflaması.
4.2. Başlıca Fırsat Alanları
· Çok katmanlı insan sermayesi: Öğrencilerden teknik ara elemanlara, akademisyenlerden girişimcilere uzanan geniş bir kapasite.
· Yeni ekonomik ağlar: Girişimcilik, ticaret ve hizmet sektöründe yerel ve uluslararası bağlantıların büyümesi.
· Gençlik ve dinamizm: Demografik canlılık ve yenilikçi toplumsal hareketlilik.
· Kültürel zenginlik: kültür-sanat, gastronomi ve yaratıcı endüstriler için çoğulcu şehir kimliği.
Stratejik soru, bu risk ve fırsatları ‘kendiliğinden’ bırakmak mıdır; yoksa kamu yönetiminin araçlarıyla yönlendirmek midir? Ankara 2030, ikinci yolu seçmek zorundadır; çünkü başkentlerde sosyal uyumun zayıflaması yalnızca yerel bir sorun üretmez, ülke ölçeğine yayılan bir siyasal ve toplumsal maliyet doğurur.
5. Neden Mahalle Ölçeği? Uyumun Gerçek Sahnesi
Uyumun gerçek sahnesi mahalledir. Çünkü sosyal temas; okul yolunda, parkta, pazar yerinde, toplu taşımada, apartman yönetiminde ve yerel hizmete erişim sırasında gerçekleşir. Bu nedenle göç ve uyum politikaları, yalnızca merkezî strateji belgeleriyle değil; mahalle ölçeğinde görülebilen, erişilebilen ve ölçülebilen hizmet ağlarıyla anlam kazanır.
Ankara 2030 vizyonu açısından doğru çerçeve; il düzeyinde strateji, ilçe düzeyinde program ve mahalle düzeyinde hizmet/ilişki ağları şeklinde üç katmanlı bir mimaridir. Bu mimari kurulduğunda, sosyal gerilimlerin önleyici yönetimi mümkün olur; şehir, farklı yaşam deneyimlerini ‘ortak yaşam’ etrafında buluşturabilir.
5.1. Mahalle Ölçeğinde Dört Kritik Temas Noktası
· Hizmete erişim: Sosyal yardım/sosyal hizmet, sağlık, eğitim ve danışmanlık hizmetlerine erişimin kolaylığı.
· Kamusal alan kullanımı: Park, spor alanı, kütüphane, semt pazarı ve ulaşım gibi ortak alanlarda karşılaşma sıklığı.
· Okul ve aile ekosistemi: Öğretmen-veli ilişkisi, rehberlik, devamsızlık ve okul sonrası destek.
· İşyeri ve emek piyasası: Kayıt dışılık, çalışma koşulları ve yerel istihdam gerilimleri.
Mahalle ölçeğinde iyi tasarlanmış bir model, bu temas noktalarını “önleyici sosyal politika” mantığıyla birbirine bağlar. Böylece sorunlar büyümeden tespit edilir; kaynak israfı azalır; toplumsal barış güçlenir.
6. İlke Seti: Ankara 2030 Uyum Politikasının 10 Kuralı
1. Hak temelli yaklaşım: temel hizmetlere erişimde eşitlik ve insan onuru.
2. Veri temelli planlama: mahalle ölçeğinde risk haritaları ve gösterge takibi.
3. Önleyici politika: kriz olduktan sonra değil, risk belirince müdahale.
4. Tek kapı - tek dosya: vaka yönetimi ve yönlendirmede bütünleşik sistem.
5. Ortak standart + yerel esneklik: merkezde çerçeve, sahada uyarlama.
6. Eğitim sürekliliği: çocukların okulda kalması en kritik eşik.
7. Ekonomik katılım: kayıt dışılığı azaltan, beceri kazandıran programlar.
8. Kamusal alanda birlikte yaşam: temas ve güveni artıran mekanlar.
9. Katılımcılık: mahalle meclisleri ve düzenli geri bildirim.
10. Şeffaflık ve hesap verebilirlik: düzenli raporlama ve bağımsız değerlendirme.
9/1 Kapanış: 9/2’de Ne Var?
Bu birinci parçada, göçün Ankara ölçeğinde neden stratejik bir yönetişim alanı olduğu, dünya şehirlerinin hangi temel dersleri verdiği, mahalle ölçeğinin belirleyiciliği ve Ankara 2030 için ilke seti ortaya kondu. İkinci parçada (Bölüm 9/2) ise Ankara için somut ve uygulanabilir bir model önerisi geliştirilecektir: Mahalle Sosyal Uyum ve Hizmet Merkezleri tasarımı, eğitim-istihdam köprüleri, katılımcı mahalle yönetişimi, Büyükşehir-ilçe-üniversite-STK koordinasyon mimarisi, finansman ve veri yönetişimi, performans göstergeleri ve pilot uygulama yol haritası ayrıntılandırılacaktır.
Kaynaklar:
· UN-Habitat – World Cities Report ve urban migration yayınları [1]
· IOM – Migration Governance Indicators (MGI) ve ülke profilleri [2]
· Eurocities – Integrating Cities Process ve entegrasyon araçları [3]
· Seoul Metropolitan Government – kapsayıcılık ve çok kültürlülük politika dokümanları [7]
· TÜİK – iç göç istatistikleri (son yayınlar) [6]
· UNHCR – zorunlu yer değiştirme raporları ve ülke notları [5]
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP