HABERLER

G[A]
22 Ekim 2026 08:00 | Son Güncelleme: 06 Kasım 2026 08:43

Yapay Zekâ Çağında Geleceğin Eğitimi: Daha Hızlı Değil, Daha Güçlü Zihinler

Ankara Üniversitesi TÖMER Müdürü Prof. Dr. Timur Gültekin, Gazete Ankara Dijital Haber Portalı'na verdiği özel söyleşinin üçüncü ve son bölümünde, yapay zekânın öğrenme süreçlerine etkisini, geleceğin eğitim anlayışını ve toplumsal okuma kültürünün önemini değerlendirdi. “Yapay zekâ okumanın önemini azaltmayacak; nitelikli okumayı daha da önemli hâle getirecek” diyen Gültekin, teknolojinin insanın muhakeme gücünün yerine geçmemesi gerektiğini vurguladı.

22 Ekim 2026 Perşembe | Gazete Ankara Özel Söyleşi – 3. ve Son Bölüm

Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Eğitim Haberleri- Yapay zekâ teknolojilerinin eğitimden akademik araştırmalara, kamu yönetiminden gündelik yaşama kadar geniş bir alanda etkisini artırdığı günümüzde, insanın öğrenme ve düşünme becerilerinin geleceği daha fazla tartışılıyor.

Uzun metinleri özetleyebilen, bilgileri sınıflandırabilen ve farklı kaynaklardan analizler üretebilen yapay zekâ sistemleri, öğrenme süreçlerinde önemli kolaylıklar sunarken yeni sorumlulukları da beraberinde getiriyor.

Bu gelişmeler, eğitim açısından temel bir soruyu gündeme taşıyor: Teknoloji bilgiye erişimi kolaylaştırırken insanın anlama, sorgulama ve bağımsız düşünme becerileri nasıl korunacak ve geliştirilecek?

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı'nın Ankara Üniversitesi TÖMER Müdürü Prof. Dr. Timur Gültekin ile gerçekleştirdiği üç bölümlük özel söyleşi, bu sorunun farklı boyutlarını ele alıyor.

İlk bölümde OKUMAKS – Anlayarak Hızlı Okuma Programı ve okuma becerilerinin geliştirilmesi üzerinde durulurken, ikinci bölümde dijitalleşme, dikkat yönetimi, bilgi kirliliği ve eleştirel okumanın önemi değerlendirilmişti.

Özel söyleşinin üçüncü ve son bölümünde ise Gültekin, okuma becerileriyle yeniden bağ kurmanın öneminden hareketle yapay zekânın eğitimde kullanımını, kişiselleştirilmiş öğrenme yaklaşımlarını, Ankara'nın okuma kültürü bakımından sahip olduğu imkânları ve geleceğin eğitim anlayışını değerlendiriyor.

Gültekin'in açıklamaları, geleceğin eğitiminde yalnızca bilgiyi tüketen değil; bilgiyi anlayan, sorgulayan, değerlendiren ve gerektiğinde yeni bilgi üretebilen bireyler yetiştirmenin önemini öne çıkarıyor.



GAZETE ANKARA SORUYOR, PROF. DR. TİMUR GÜLTEKİN YANITLIYOR

“Asıl başarı, insanın okumayla yeniden bağ kurmasıdır”

GA – Gazete Ankara: Sizi “doğru yoldayız” diye düşündüren kursiyer dönüşümlerinde neye bakıyorsunuz?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Elbette sayısal gelişmeler önemlidir.

Ancak benim için çok daha değerli bir değişim var:

Bir insanın “Ben okumayı sevmiyordum” derken birkaç hafta sonra kendi isteğiyle kitap okumaya başlaması.

Bir öğrencinin artık uzun paragraf gördüğünde korkmaması.

Bir yetişkinin yıllardır yarım bıraktığı kitaplara yeniden dönmesi.

Çünkü bizim nihai amacımız insanları bir yarışa sokmak değil.

İnsanın okumayla kurduğu ilişkiyi güçlendirmek.

Eğer kişi “Ben yapamıyorum” düşüncesinden “Ben bunu yönetebilirim” noktasına geliyorsa önemli bir eşik aşılmış demektir.

“Yapay zekâ okumanın önemini azaltmayacak; nitelikli okumayı daha da önemli hâle getirecek”

GA – Gazete Ankara: Yapay zekâ artık uzun metinleri özetleyebiliyor. Böyle bir çağda insanın okuma becerisini geliştirmesine hâlâ ihtiyaç var mı?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Bence tam tersine, daha fazla ihtiyaç var.

Çünkü yapay zekâ size bir metnin özetini sunabilir; fakat o özetin doğru olup olmadığını değerlendirecek olan yine insandır.

Size bir analiz verebilir; fakat o analizin mantığını sorgulayacak olan yine sizsiniz.

Yapay zekâ büyük bir yardımcı olabilir. Ancak insanın muhakeme kapasitesinin yerine geçmemelidir.

Üniversite öğrencilerinin yapay zekâyı özellikle fikir oluşturma, metni yapılandırma ve revizyon süreçlerinde kullandığını gösteren güncel çalışmalar var. Ancak akademik okuryazarlık açısından bu alan hâlâ gelişmekte olan bir araştırma sahasıdır.

Ben geleceğin okuryazarlığını şöyle tarif ediyorum:

Okuyabilmek + anlayabilmek + sorgulayabilmek + yapay zekâyı doğru kullanabilmek.

Bu dört beceri birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olacaktır.

“Yapay zekâ eğitmenin yerini almak yerine eğitimi kişiselleştirebilir”

GA – Gazete Ankara: OKUMAKS benzeri programlarda yapay zekâ gelecekte nasıl kullanılabilir?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Burada çok önemli imkânlar görüyorum.

Örneğin sistem bir öğrencinin hangi metin türünde zorlandığını anlayabilir.

Hangi kelimelerde yavaşladığını, hangi seviyede anlamanın düştüğünü, ne zaman dikkat kaybı yaşadığını analiz edebilir.

Buna göre kişiye özel metinler ve egzersizler önerebilir.

Bu bize çok daha güçlü bir kişiselleştirilmiş eğitim modeli sağlayabilir.

Fakat teknoloji burada amaç olmamalıdır.

Teknoloji araçtır; merkezde insan vardır.

Yapay zekâ eğitmene veri ve öneri sunabilir ama öğrencinin motivasyonu, öğrenme psikolojisi ve insan ilişkisi eğitim sürecinin vazgeçilmez parçalarıdır.

“Ankara bir okuma ve öğrenme şehri olabilecek çok güçlü bir altyapıya sahip”

GA – Gazete Ankara: Gazete Ankara’nın TÖMER ve OKUMAKS ile iş birliği Ankara başta olmak üzere Türkiye'de nasıl bir farkındalık oluşturabilir?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Ankara bu konuda çok özel bir şehir.

Üniversiteleri, kütüphaneleri, kamu kurumları, araştırma merkezleri, öğrencileri, akademisyenleri ve kültürel kurumlarıyla büyük bir bilgi üretim kapasitesine sahip.

Dolayısıyla Ankara’da okuma kültürü konusunda yapılacak çalışmaların yalnızca bir kursun tanıtımı şeklinde görülmemesi gerektiğine inanıyorum.

Gazete Ankara gibi yerel kamuoyuna doğrudan ulaşabilen bir yayın organının bu konuyu gündemde tutması önemlidir.

Belki ilerleyen dönemde;

okullarda, üniversitelerde, kütüphanelerde, kamu kurumlarında, meslek kuruluşlarında ve farklı yaş gruplarında okuma farkındalığını artıran çalışmalar yapılabilir.

Ben bunun yalnızca TÖMER'in veya bir kurumun projesi değil, daha geniş bir toplumsal okuma kültürü meselesi olarak ele alınmasını değerli buluyorum.

“Geleceğin eğitimi daha kişisel, daha ölçülebilir ve daha sürdürülebilir olacak”

GA – Gazete Ankara: OKUMAKS’ın geleceğini nerede görüyorsunuz?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Gelecekte bu tür eğitimlerin üç yönde gelişeceğini düşünüyorum.

Birincisi kişiselleştirme.

Herkese aynı egzersizi vermek yerine bireyin seviyesine göre içerik üretilecek.

İkincisi ölçülebilirlik.

Eğitimin gerçekten hangi beceriyi ne kadar geliştirdiğini daha ayrıntılı biçimde görebileceğiz.

Üçüncüsü süreklilik.

Bir kurs bittikten sonra eğitim tamamen sona ermeyecek. Dijital platformlar bireyin gelişimini sürdürmesine imkân verecek.

OKUMAKS’ın mevcut yapısında kurs sonrasında bir yıl boyunca dijital programa erişim sağlanması bu süreklilik anlayışının önemli bir örneğidir.

Bunun akademik araştırmalar, üniversite-sanayi iş birlikleri ve eğitim teknolojileriyle desteklenmesi hâlinde Türkiye açısından önemli bir model ortaya çıkabilir.

“Tek hedef daha hızlı okumak olmamalı”

GA – Gazete Ankara: Bu noktada kamuoyunda yanlış bir algının oluşmaması adına hangi hususu özellikle vurgulamak istersiniz?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Şunu özellikle söylemek isterim:

Her şeyi hızlı okumak zorunda değiliz.

Bazı metinler yavaş okunmalıdır.

Bir şiiri, felsefi bir metni, karmaşık bir bilimsel makaleyi veya önemli bir hukuk metnini gerektiğinde tekrar tekrar okumak son derece doğaldır.

Bizim hedefimiz insanları sürekli hızlandırmak değil.

Hedefimiz, okuma davranışlarının kontrolünü okuyucuya vermektir.

Ne zaman hızlı okuyacağını ne zaman duracağını, ne zaman tekrar okuyacağını bilen birey iyi okuyucudur.

Bu ayrımı çok önemsiyorum.

“Çocuklarımıza daha çok bilgi değil, bilgiyi yönetme becerisi kazandırmalıyız”

GA – Gazete Ankara: Bütün bu gelişmeler eğitim sistemine nasıl yansıtılmalı?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Dünyanın karşı karşıya olduğu çok önemli bir dönüşüm var.

Geçmişte eğitim büyük ölçüde bilgiye ulaşma üzerine kuruluydu.

Bugün bilgi elimizde.

Hatta ihtiyacımızdan çok daha fazlası var.

Bu nedenle geleceğin eğitiminde esas soru değişiyor.

“Çocuk ne kadar bilgi biliyor?” sorusunun yanına artık şu soruları koymalıyız:

Bilgiyi bulabiliyor mu?

Okuyup anlayabiliyor mu?

Doğruluğunu sorgulayabiliyor mu?

Başka bilgilerle ilişkilendirebiliyor mu?

Yeni bir problem karşısında kullanabiliyor mu?

Bana göre geleceğin eğitimi bu beceriler üzerine kurulacaktır.

“Okuma bir yarış değil, zihinsel bağımsızlık becerisidir”

GA – Gazete Ankara: Son olarak “Ben çok yavaş okuyorum, zamanım yetmiyor” diyen Gazete Ankara okuyucularına ne söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Timur Gültekin – Öncelikle kimse okuma hızından dolayı kendisini yetersiz hissetmemeli.

Okuma geliştirilebilir bir beceridir.

Ama başlangıç noktası “Ben dakikada kaç kelime okuyorum?” sorusu olmamalıdır.

Önce şu soruyu sormalıyız:

Ben nasıl okuyorum?

Okurken dikkatim dağılıyor mu?

Kelime kelime mi ilerliyorum?

Okuduğumu anlayabiliyor muyum?

Bir metnin ana fikrini yakalayabiliyor muyum?

Hangi metinlerde zorlanıyorum?

İlk adım, insanın kendi okuma davranışının farkına varmasıdır.

Daha sonra doğru yöntem, düzenli egzersiz ve sabırla gelişim sağlanabilir.

Ama benim Gazete Ankara okuyucularına asıl mesajım şudur:

Okumayı yalnızca hız meselesi olarak görmeyin.

Okuma; düşünmenin, sorgulamanın ve insanın zihinsel bağımsızlığının temel araçlarından biridir.

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin; doğru soruyu sorabilen, okuduğunu anlayabilen, bilgi kaynaklarını karşılaştırabilen ve kendi hükmünü verebilen insan her zaman güçlü olacaktır.

Bizim esas hedefimiz de daha hızlı gözler değil;

daha dikkatli, daha sorgulayıcı ve daha güçlü zihinler yetiştirmektir.

 

GAZETE ANKARA'DAN: OKUMA KÜLTÜRÜNDEN GELECEĞİN EĞİTİMİNE

Ankara Üniversitesi TÖMER Müdürü Prof. Dr. Timur Gültekin ile gerçekleştirdiğimiz üç bölümlük özel söyleşi, okuma becerilerinin geliştirilmesiyle başlayan tartışmayı, eğitim sisteminin geleceğine ve insanın bilgi karşısındaki sorumluluğuna kadar taşımış oldu.

Söyleşide ele alınan konular, yalnızca bir eğitim programının uygulamalarıyla sınırlı kalmadı. Bilginin artan üretim hızı, dijitalleşme, dikkat yönetimi, eleştirel okuma, ölçme ve değerlendirme, yapay zekâ destekli öğrenme ve toplumsal okuma kültürü gibi birbirini tamamlayan başlıklar, geleceğin eğitim anlayışı bakımından değerlendirildi.

Gültekin'in açıklamalarında özellikle üç yaklaşım dikkat çekiyor:

Birincisi, öğrenmenin niteliği. Okuma hızının artırılması tek başına başarı göstergesi olarak görülmemeli; okuduğunu anlama, bilgiyi değerlendirme ve farklı metin türlerine uyum sağlayabilme becerileriyle birlikte ele alınmalı.

İkincisi, teknolojinin konumu. Yapay zekâ ve dijital eğitim araçları, öğrenme süreçlerini destekleyen ve bireysel ihtiyaçlara göre şekillendiren imkânlar sunabilir. Ancak eleştirel düşünme, bilimsel sorgulama, insan ilişkileri ve bağımsız muhakeme eğitimin merkezinde kalmalı.

Üçüncüsü, toplumsal okuma kültürü. Okuma alışkanlıklarının geliştirilmesi yalnızca okulların ve üniversitelerin sorumluluğunda değil; ailelerin, kütüphanelerin, kamu kurumlarının, meslek kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve medya kuruluşlarının da katkı sunabileceği geniş kapsamlı bir toplumsal mesele olarak görülmeli.

Ankara'dan Türkiye'ye uzanan bir okuma kültürü yaklaşımı

Türkiye'nin başkenti Ankara; üniversiteleri, araştırma merkezleri, kütüphaneleri, kamu kurumları ve kültür kuruluşlarıyla okuma kültürünün geliştirilmesi bakımından önemli imkânlara sahip bulunuyor.

Bu birikimin eğitim kurumları ve toplumsal paydaşlar arasında kurulabilecek iş birlikleriyle değerlendirilmesi, farklı yaş gruplarının okuma ve öğrenme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar açısından yeni fırsatlar oluşturabilir.

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı olarak gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide, okuma kültürünün geliştirilmesini yalnızca bireysel bir kazanım olarak değil; doğru bilgiye erişen, bilgiyi sorgulayan, bilimsel düşünmeyi önemseyen ve öğrenmeyi yaşam boyu sürdüren bir toplumun gelişimi bakımından da ele almayı amaçladık.

Prof. Dr. Timur Gültekin'in okuyucularımıza yönelttiği son mesaj, üç bölümlük söyleşinin de ortak düşüncesini ortaya koyuyor:

“Bizim esas hedefimiz de daha hızlı gözler değil; daha dikkatli, daha sorgulayıcı ve daha güçlü zihinler yetiştirmektir.”

GAZETE ANKARA ÖZEL SÖYLEŞİSİ TAMAMLANDI

Üç gün boyunca yayımlanan bu söyleşide Prof. Dr. Timur Gültekin'e yöneltilen toplam 20 soru ve verilen cevaplar, özgün içerikleri korunarak okuyucularımızla buluşturuldu.

1. Bölüm – 20 Ekim 2026: Hızlı Okumak Yetmiyor: TÖMER Müdürü Prof. Dr. Timur Gültekin OKUMAKS’ı Anlattı

2. Bölüm – 21 Ekim 2026: Dijital Çağda Okuma Kültürü: Dikkat, Anlama ve Eleştirel Düşünme Neden Önemli?

3. Bölüm – 22 Ekim 2026: Yapay Zekâ Çağında Geleceğin Eğitimi: Daha Hızlı Değil, Daha Güçlü Zihinler

Kaynaklar ve resmî bağlantılar

Ankara Üniversitesi TÖMER – Resmî İnternet Sitesi: https://tomer.ankara.edu.tr/

Ankara Üniversitesi TÖMER – OKUMAKS Programı: https://tomer.ankara.edu.tr/okumaks-hizli-okuma/

OKUMAKS – Resmî Platform: https://okumaks.com/

Ankara Üniversitesi TÖMER – Yönetim: https://tomer.ankara.edu.tr/yonetim/

Ankara Üniversitesi TÖMER – Kurumsal Tarihçe: https://tomer.ankara.edu.tr/hakkimizda/

 

Söyleşi: Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
Türkiye'nin kalbi Ankara'nın sesi

 

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı EĞİTİM

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)