YAZARLAR

08 Haziran 2026 Pazartesi, 00:00

Kabulleniş mi, Umut mu? “Olan Hayırdır” ile “Olanda Hayır Vardır” Arasında İnsan

Gündelik hayatın hengâmesi içinde dilimize yerleşmiş bazı ifadeler vardır ki, yalnızca birer söz kalıbı olmaktan öte, bir dünya görüşünü, hatta bir varoluş biçimini taşır. “Olan hayırdır” ve “olanda hayır vardır” da bu ifadelerden ikisidir. İlk bakışta birbirine çok benzeyen bu iki cümle, aslında insanın hayata bakışındaki ince ama derin bir ayrımı gözler önüne serer.

Olan hayırdır” dediğimizde, yaşanan hadisenin bizzat kendisine yönelik bir tasdikte bulunuruz. Burada insan, olup biteni olduğu gibi kabul eder ve onun zaten doğru, yerinde ve hikmetli olduğuna inanır. Bu yaklaşım, güçlü bir teslimiyet duygusunu içinde barındırır. Kişi, olayların ardındaki ilahî düzeni sorgulamaktan ziyade, ona rıza göstermeyi tercih eder. Bu rıza hâli, insanı gereksiz iç çatışmalardan koruyan bir sükûnet de sağlar.

Buna karşılık “olanda hayır vardır” ifadesi, daha farklı bir ruh hâline işaret eder. Burada yaşanan olayın ilk anda hayır gibi görünmeyebileceği kabul edilir. Hatta çoğu zaman acı, kayıp ya da hayal kırıklığı söz konusudur. Ancak insan, bu olumsuzlukların içinde veya sonucunda bir iyiliğin filizleneceğine dair inancını korur. Bu, bir bakıma zamanla olgunlaşan bir anlam arayışıdır. Sabır, umut ve tefekkür bu ifadenin temel unsurlarıdır.

Her iki yaklaşım da insanı karamsarlığa düşmekten alıkoyar; ancak yöntemleri farklıdır. İlki, kesin bir kabullenişle huzur bulurken; ikincisi, süreç içinde anlam keşfetmeye yönelir. Birinde “şimdi ve burada”nın tasdiki, diğerinde ise “henüz görünmeyen”in ümidi vardır.

Modern insan için bu iki ifade arasında kurulan denge son derece kıymetlidir. Zira ne her yaşananı anında anlamlandırmak mümkündür ne de her acıyı hemen bir hikmete bağlamak kolaydır. Bazen “olan hayırdır” diyerek kalbi yatıştırmak gerekir; bazen de “olanda hayır vardır” diyerek zamana ve sürece alan tanımak…

Neticede mesele, hangi ifadeyi kullandığımızdan ziyade, hangi bilinç hâlini taşıdığımızdır. Dilimizden dökülen sözler, kalbimizin ve zihnimizin aynasıdır. Ve belki de asıl soru şudur: Biz, olanı kabullenmeye mi daha yakınız, yoksa olanda hayır aramaya mı?

Sonuç ve Değerlendirme

Olan hayırdır” ve “olanda hayır vardır” ifadeleri, yüzeyde benzer görünmelerine rağmen, insanın olaylar karşısındaki iç tutumunu farklı yönlerden şekillendiren iki ayrı yaklaşımı temsil eder. İlki, mevcut durumu doğrudan kabullenerek zihinsel bir sükûnet sağlamayı hedeflerken; ikincisi, yaşananların içinde saklı olan anlamı ve iyiliği zamanla keşfetmeye yönelik bir sabır ve umut çağrısıdır.

Günümüz dünyasında birey, belirsizlikler, ani değişimler ve çoğu zaman kontrol edemediği gelişmeler karşısında bu iki bakış açısına da ihtiyaç duyar. Katı bir kabulleniş, kimi zaman insanı pasifliğe sürükleyebilirken; sürekli bir anlam arayışı da yorucu bir zihinsel çabaya dönüşebilir. Bu nedenle, dengeli bir yaklaşım geliştirmek önemlidir. İnsan, hem anı olduğu gibi kabul edebilmeli hem de zamanın getireceği muhtemel iyiliklere kapı aralayabilmelidir.

Sonuç olarak, bu iki ifade birer alternatiften ziyade, birbirini tamamlayan düşünce biçimleri olarak ele alınmalıdır. Hayatın akışı içinde kimi zaman teslimiyet, kimi zaman umut ön plana çıkar. Asıl olgunluk ise, hangi durumda hangi yaklaşımın daha yapıcı olacağını sezebilmekte yatar.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Ayhan ERDEM-Köşe Yazarı                                                         
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP – 
www.gazeteankara.com.tr 
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”

 

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)