Gazi’nin Sessiz Çınarı Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın Bilim, Eğitim ve İnsan Yetiştirme Yolculuğu [İz Bırakanlar]
Ankara'nın sabahları kendine özgüdür. Bozkırın insanın içine işleyen ayazı, yalnızca sokakları ve caddeleri değil, aynı zamanda hayatın derinliklerinde saklı hikâyeleri de uyandırır. Güneş henüz ufuk çizgisinden yüzünü göstermeden başlayan hareketlilik, başkentin eğitim kurumlarında bambaşka bir anlam kazanır. Bu telaşın içinde bilgiyle yoğrulmuş bir sessizlik, emekle şekillenmiş bir disiplin ve geleceğe dair büyük bir umut saklıdır. Çünkü Ankara, yalnızca devlet yönetiminin merkezi değil; aynı zamanda Türkiye'nin bilim, eğitim ve teknik kalkınma hafızasının en önemli merkezlerinden biridir. Cumhuriyet'in aydınlanma idealini geleceğe taşıyan eğitim yuvaları, her sabah yeni nesillerin hayallerine ve ülkenin yarınlarına yön veren sessiz fakat güçlü bir hazırlığın merkezinde yer almaktadır.
Çünkü Ankara, yalnızca devlet yönetiminin merkezi değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin bilim, eğitim, teknik kalkınma ve yükseköğretim hafızasının en önemli merkezlerinden biridir. Cumhuriyet’in aydınlanma idealini geleceğe taşıyan eğitim kurumları, her sabah yeni nesillerin hayallerine ve ülkenin yarınlarına yön veren sessiz fakat güçlü bir hazırlığın merkezinde yer alır.
Bu büyük hafızanın en önemli duraklarından biri hiç şüphesiz Gazi Üniversitesi’dir. Cumhuriyet’in eğitim seferberliğinin köklü kurumlarından biri olan Gazi Üniversitesi; eğitim, teknik eğitim, mühendislik ve uygulamalı bilimler alanında yetiştirdiği insan kaynağıyla Türkiye’nin sanayileşme sürecine önemli katkılar sunmuştur.
Bugün Teknoloji Fakültesi olarak yoluna devam eden, geçmişte ise Teknik Eğitim Fakültesi adıyla hizmet veren bu köklü yapı; yalnızca diploma veren bir yükseköğretim kurumu olmamış, aynı zamanda üretim kültürünü, meslek ahlakını, bilimsel düşünceyi ve teknik disiplini nesilden nesile aktaran bir medeniyet ocağı işlevi görmüştür.
Kurumsal Hafızanın Sessiz Fakat Güçlü İsimlerinden Biri
Gazi Üniversitesi koridorlarından geçen binlerce öğrenci arasından mühendisler, teknik öğretmenler, akademisyenler, araştırmacılar, sanayiciler ve yöneticiler yetişmiştir. Ancak bazı isimler vardır ki, onların etkisi yalnızca görev yaptıkları dönemle sınırlı kalmaz. Bu kişiler, kurumsal hafızanın ayrılmaz bir parçası hâline gelir; yetiştirdikleri öğrenciler, yön verdikleri çalışmalar ve geride bıraktıkları değerler aracılığıyla etkilerini yıllar boyunca sürdürmeye devam ederler. Prof. Dr. Duran Altıparmak da bu seçkin akademisyenler arasında müstesna bir yere sahiptir.
20 Temmuz 2022 tarihinde aktif akademik görevinden emeklilik nedeniyle ayrılan Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın akademik hayatı, yalnızca bir öğretim üyesinin kişisel kariyeri olarak değerlendirilemez. Onun yaşam hikâyesi, aynı zamanda Türkiye’nin teknik eğitimden uygulamalı mühendislik eğitimine uzanan dönüşümünün; üniversite-sanayi iş birliği anlayışının, otomotiv teknolojilerindeki bilimsel birikimin ve mühendislik kültürünün gelişim sürecinin de anlamlı bir parçasını oluşturmaktadır.
Böylesine derin izler bırakan bir akademisyenin karakterini ve yaşam felsefesini anlayabilmek için, onun köklerine de bakmak gerekir. Akdeniz’in masmavi sularıyla buluşan, altın sarısı kumsalları, bereketli toprakları ve huzur veren doğal güzellikleriyle öne çıkan Karataş, yalnızca bir coğrafi mekân değil; aynı zamanda insan karakterini şekillendiren güçlü bir yaşam okuludur. Tarihin derin izlerini taşıyan Magarsus Antik Kenti ile doğanın eşsiz dengesini yansıtan Akyatan Gölü, Tuzla Gölü ve Ağyatan Gölü ile Karataş; sabrı, direnci, üretkenliği ve doğayla uyum içinde yaşamayı öğreten özel bir atmosfer sunar.
İşte böylesine köklü bir kültürel ve doğal mirasın içinde dünyaya gelen Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın karakterinin temel taşlarında da Karataş’ın izlerini görmek mümkündür. Akdeniz’in dinginliğini, Çukurova’nın bereketini ve sahil insanının çalışkanlığını kişiliğinde harmanlayan Altıparmak, yaşamı boyunca bilimi, eğitimi ve insan yetiştirmeyi kendisine rehber edinmiştir. Karataş’ın engin ufku nasıl denizle birleşiyorsa, Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın bilim yolculuğu da yerelden evrensele uzanan güçlü bir vizyonun temsilcisi olmuştur.
Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın akademik yaşamı, Cumhuriyet döneminin teknik eğitim anlayışıyla şekillenen ve Türkiye’nin mesleki-teknik eğitim geleneği içerisinde olgunlaşan örnek bir bilim insanı profili ortaya koymaktadır. Onun hayat çizgisi incelendiğinde, teknik eğitimin yalnızca bilgi ve beceri kazandıran bir süreç olarak değil; aynı zamanda ülkenin sanayileşmesine, üretim kültürüne ve nitelikli insan gücü yetiştirilmesine hizmet eden stratejik bir alan olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.
Zorlu Yıllardan Bilim Yolculuğuna Uzanan Bir Hayat Çizgisi
Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın hayatında yalnızca akademik başarılar değil, Türkiye’nin yakın dönem toplumsal şartlarının izleri de bulunmaktadır. Aktarılan bilgilere göre, 1977 yılında Adana’da yaşadığı evin teröristler tarafından basılması üzerine bir süre köyüne sığınmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde köy evinde Ali Karaalioğlu, Prof. Dr. Yakup İçingür, merhum Mahmut Altıparmak ve Prof. Dr. Sahir Salman’ın kardeşiyle birlikte kalmıştır.
Bu tür hayat tecrübeleri, insanın karakterinde derin izler bırakır. Prof. Dr. Altıparmak’ın ilerleyen yıllarda ortaya koyduğu disiplinli, sakin, çalışkan ve sorumluluk merkezli akademik duruşun arka planında yalnızca eğitim hayatı değil; aynı zamanda zorluklar karşısında direnç geliştiren bir hayat tecrübesi de bulunmaktadır.
Onun hikâyesinde dikkat çeken temel özelliklerden biri, yaşanan zorlukların kişisel bir kırgınlığa değil; daha güçlü bir çalışma ahlakına, daha derin bir sorumluluk bilincine ve ülkesine hizmet etme iradesine dönüşmüş olmasıdır.
Gazi’de Başlayan Akademik Temel
Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın yükseköğretim serüveni, 1974 yılında Yüksek Teknik Öğretmen Okulu Otomotiv Öğretmenliği Bölümü’nde başlamıştır. 1974-1979 yılları arasında sürdürdüğü lisans eğitimi, onun mesleki ve teknik eğitim alanındaki akademik altyapısını oluşturmuş; gelecekteki bilimsel çalışmalarına sağlam bir temel hazırlamıştır.
Lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 12 Kasım 1979 tarihinde kamu görevine başlamış ve aynı tarihte kurum bünyesinde göreve atanmıştır. Bu süreçte edindiği kuramsal bilgi birikimi ile uygulamalı eğitim deneyimi; ilerleyen yıllarda makine eğitimi, otomotiv teknolojileri, taşıt sistemleri ve uygulamalı mühendislik alanlarında gerçekleştireceği akademik çalışmaların temelini oluşturmuştur.
Teknik Eğitim Fakültelerinin Türkiye’nin sanayileşme ve mesleki eğitim politikalarındaki önemli yeri dikkate alındığında, Altıparmak’ın yetiştiği akademik ortamın onun bilimsel kimliğinin ve mesleki vizyonunun şekillenmesinde belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir.
Yüksek Lisansla Derinleşen Bilimsel Disiplin
Lisans eğitiminin ardından akademik gelişimini sürdüren Prof. Dr. Altıparmak, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Makine Eğitimi Anabilim Dalı’nda tezli yüksek lisans eğitimine başlamış ve 1985-1988 yılları arasında bu programı başarıyla tamamlamıştır.
Yüksek lisans dönemi, onun teknik eğitim kökenli bilgi birikimini bilimsel araştırma yöntemleriyle bütünleştirdiği önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Bu süreçte yalnızca alan bilgisini derinleştirmemiş; aynı zamanda araştırma planlama, veri toplama, analiz yapma, sonuç üretme ve bilimsel değerlendirme becerilerini de geliştirmiştir.
Böylece teknik eğitim alanında edindiği uygulama merkezli yaklaşım, akademik araştırma disiplini ile desteklenerek daha güçlü bir bilimsel zemine kavuşmuştur. Bu zemin, ilerleyen yıllarda onun hem araştırmacı hem eğitimci hem de yönetici kimliğinde belirleyici olmuştur.
Heriot-Watt University Doktora Süreci ve Uluslararası Bilim Kültürü
Prof. Dr. Altıparmak’ın akademik kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri doktora eğitimi olmuştur. 1989 yılında Birleşik Krallık’ta bulunan Heriot-Watt University bünyesinde başladığı doktora çalışmalarını 1993 yılında Makina Mühendisliği alanında tamamlamıştır.
Bu dönem, yalnızca bir akademik derece elde etme süreci olarak değerlendirilmemelidir. Aynı zamanda farklı bir bilimsel kültürün tanınması, uluslararası araştırma ortamlarının deneyimlenmesi ve mühendislik bilimlerinin evrensel yaklaşımıyla doğrudan temas kurulması bakımından da son derece önemlidir.
Doktora eğitimi süresince deneysel mühendislik uygulamaları, mekanik sistemler, taşıt teknolojileri ve uygulamalı araştırma yöntemleri konusunda önemli bir birikim edinmiştir. Uluslararası araştırma kültürüyle tanışması; bilimsel çalışmalarda sistematik düşünme, disiplinlerarası yaklaşım geliştirme ve araştırma sonuçlarını evrensel ölçekte değerlendirme becerilerinin güçlenmesine katkı sağlamıştır.
Bu deneyim, ilerleyen yıllarda gerçekleştireceği akademik çalışmaların niteliğini artırmış ve onun bilimsel bakış açısına uluslararası bir perspektif kazandırmıştır.
Bilgiyi Ülkesinin Hizmetine Sunan Bir Akademisyen
Prof. Dr. Duran Altıparmak’ı yalnızca aldığı akademik derecelerle tanımlamak eksik bir değerlendirme olur. Onun kariyerinde dikkat çeken temel özelliklerden biri, elde ettiği bilgi ve deneyimi ülkesinin hizmetine sunma konusundaki kararlılığıdır.
Akademik gelişimini yurt dışında sürdürmüş olmasına rağmen, birikimini Türkiye’nin teknik eğitim sisteminin gelişimine katkı sağlayacak şekilde değerlendirmeyi tercih etmiştir. Bu yaklaşım, onun bilimsel üretkenliğinin yanında güçlü bir eğitim misyonuna da sahip olduğunu göstermektedir.
Bu yönüyle Prof. Dr. Altıparmak, bilimsel kariyerini bireysel yükseliş alanı olarak değil; toplumsal faydaya, nitelikli insan yetiştirmeye ve kurumsal gelişime katkı sağlayan bir sorumluluk alanı olarak görmüştür.
Öğretmenlikten Profesörlüğe Uzanan Eğitimci Kimliği
Prof. Dr. Altıparmak’ın mesleki yaşamının üniversite ortamında değil, ortaöğretim düzeyindeki mesleki ve teknik eğitim kurumlarında başlamış olması dikkat çekici bir özelliktir. Trabzon Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Motor Bölümü’nde öğretmen olarak görev yapması, onun eğitim anlayışının şekillenmesinde belirleyici rol oynamıştır.
Öğretmenlik yıllarında öğrencilerle doğrudan çalışma fırsatı bulmuş; mesleki eğitimin sahadaki ihtiyaçlarını yakından gözlemlemiş ve teknik bilgi ile uygulama arasındaki ilişkinin önemini bizzat deneyimlemiştir.
Bu deneyim, ilerleyen yıllarda akademisyen olarak benimsediği eğitim yaklaşımının da temelini oluşturmuştur. Çünkü teknik eğitimin başarısının yalnızca teorik bilgi aktarımıyla değil, uygulama becerilerinin geliştirilmesiyle mümkün olacağı düşüncesi, onun akademik çalışmalarında ve eğitim faaliyetlerinde belirgin biçimde hissedilmektedir.
Öğretmenlikten akademisyenliğe uzanan bu süreç, Prof. Dr. Altıparmak’ın eğitim sisteminin farklı kademelerini yakından tanımasına ve mesleki-teknik eğitimin sorunlarına bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmasına olanak sağlamıştır.
Araştırma Görevliliğinden Profesörlüğe: Sabır, Emek ve Disiplin
Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın akademik kariyeri, 18 Mart 1985 tarihinde Gazi Üniversitesi bünyesinde araştırma görevlisi olarak başlamış; zaman içinde yardımcı doçentlik, doçentlik ve profesörlük basamaklarına uzanmıştır
Bu süreç yalnızca akademik yükselme basamaklarının tamamlanmasından ibaret değildir. Aynı zamanda sabrın, emeğin, üretmenin ve bilimsel disiplinin hikâyesidir. Onun kariyerinde dikkat çeken en önemli özelliklerden biri, yetiştiği kuruma bağlılığını sürdürmesi ve kurumsal hafızanın korunmasına verdiği önemdir.
Gazi Üniversitesi gibi köklü kurumlarda akademik süreklilik, yalnızca idari yapıların devamıyla değil; geçmişten gelen birikimi geleceğe taşıyan hocaların varlığıyla mümkündür. Prof. Dr. Altıparmak, bu anlamda Gazi’nin teknik eğitim hafızasında özel bir yere sahiptir.
Teknik Eğitimi Ahlaki Sorumlulukla Birleştiren Anlayış
Modern dünyada mühendislik çoğu zaman teknik hesaplar, bilgisayar programları, karmaşık sistemler ve dijital teknolojilerle ilişkilendirilmektedir. Oysa Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın yaklaşımında teknik eğitim bundan çok daha geniş bir anlam taşır.
Onun düşüncesinde teknik eğitim; insan hayatına dokunan, toplumsal sorumluluk taşıyan ve ahlaki temeller üzerine kurulması gereken bir meslek alanıdır. Bu nedenle öğrencilerine yalnızca teknik bilgi aktarmakla yetinmemiştir. Sorumluluk bilinci, üretim kültürü, meslek etiği, disiplin, çalışma ahlakı ve toplumsal fayda anlayışı da onun eğitim yaklaşımının ayrılmaz parçaları olmuştur.
Çünkü ona göre bilgi, insanı yüceltmediği sürece eksik kalmaktadır. Teknik yeterlilik, ahlaki bir zemine oturmadığında toplum için risk hâline gelebilmektedir. İşte bu nedenle laboratuvarlarda geçirilen uzun saatler yalnızca deney yapmak anlamına gelmemiş; aynı zamanda karakter inşa eden bir eğitim sürecine dönüşmüştür.
Otomotiv Mühendisliğinde Güvenlik, Verimlilik ve Sürdürülebilirlik Odaklı Çalışmalar
Prof. Dr. Altıparmak’ın bilimsel çalışmaları incelendiğinde, otomotiv mühendisliğinin kritik alanlarında yoğunlaştığı görülmektedir. Taşıt güvenliği, fren sistemleri, ABS ve ESP teknolojileri, süspansiyon sistemleri, amortisör tasarımları, alternatif yakıtlar, enerji verimliliği ve biyodizel uygulamaları bu alanların başında gelmektedir.
Özellikle fren performansı üzerine yaptığı çalışmalar, taşıt güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bir aracın hızlanmasından çok, güvenli biçimde durabilmesi hayati bir meseledir. Bu nedenle fren sistemleri üzerine yürüttüğü araştırmalar yalnızca mühendislik problemi değil; doğrudan insan hayatıyla ilgili bir sorumluluk alanı olarak değerlendirilmelidir.
Benzer şekilde manyetoreolojik sıvılı yarı aktif süspansiyon sistemleri üzerine yürüttüğü çalışmalar da otomotiv teknolojilerindeki yenilikçi yaklaşımların önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Alternatif yakıtlar konusundaki araştırmaları ise enerji bağımsızlığı, kaynak çeşitliliği ve sürdürülebilirlik açısından dikkat çekici bir vizyon ortaya koymaktadır.
Bitkisel yağlardan elde edilen biyodizel uygulamaları üzerine yaptığı çalışmalar, Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi ve çevreyle daha uyumlu yakıt alternatiflerini değerlendirmesi bakımından da anlamlı katkılar sunmuştur.
Akademik Liderlik ve Kurumsal Yönetim Sorumluluğu
Prof. Dr. Duran Altıparmak, yalnızca bilimsel çalışmalar yürüten bir akademisyen değil; aynı zamanda yükseköğretim kurumlarının yönetim süreçlerine önemli katkılar sunan bir eğitim yöneticisi olmuştur.
Bu kapsamda, 30 Aralık 2003- 30 Aralık 2006 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmüş; fakültenin eğitim, araştırma ve idari faaliyetlerinin geliştirilmesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir.
Ardından, 10 Eylül 2008- 5 Ağustos 2012 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak görev yapmış ve üniversitenin akademik, idari ve stratejik yönetim süreçlerine katkı sağlamıştır.
Akademik liderlik anlayışı, kurumsal deneyimi ve eğitim alanındaki birikimiyle üniversite yönetiminde etkili görevler üstlenen Prof. Dr. Altıparmak, uzun yıllara yayılan hizmetlerinin ardından 20 Temmuz 2022 tarihinde emekliye ayrılmıştır. Yönetici kimliğiyle de iz bırakan Altıparmak, Gazi Üniversitesinin gelişimine katkı sunan önemli akademisyen ve eğitim yöneticileri arasında yer almaktadır.
Teknik Eğitimden Teknoloji Fakültesine Uzanan Dönüşümün Tanığı
Bir üniversiteyi güçlü kılan yalnızca yayın sayıları değildir. Kurumsal kültür, akademik vizyon, eğitim kalitesi ve yetişen insan kaynağı da en az bilimsel üretim kadar önemlidir. Prof. Dr. Altıparmak’ın yöneticilik anlayışında bu denge açık biçimde görülmektedir.
Özellikle teknik eğitim fakültelerinden teknoloji fakültelerine geçiş sürecinde sahip olduğu deneyim, uygulamalı mühendislik eğitiminin kurumsallaşmasına önemli katkılar sağlamıştır. Türkiye’de teknik öğretmen yetiştirme geleneğinden mühendislik uygulamalarına uzanan bu dönüşüm, yalnızca yapısal bir değişim değil; aynı zamanda eğitim felsefesi, müfredat, laboratuvar kültürü, sanayi bağlantısı ve mezun profili açısından da stratejik bir değişimi ifade etmektedir.
Prof. Dr. Altıparmak, bu sürecin hem tanığı hem de taşıyıcı isimlerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Projeler, Danışmanlıklar ve Toplumsal Katkı
Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın akademik ve mesleki faaliyetleri yalnızca üniversite derslikleri ve laboratuvarlarıyla sınırlı kalmamıştır. Teknik Eğitim Vakfı bünyesinde yürütülen Adana ve Osmaniye merkezli Avrupa Birliği projelerinde danışman olarak görev almış; bu projelerin geliştirilmesine ve uygulanmasına katkıda bulunmuştur.
Bu yönüyle Prof. Dr. Altıparmak, teknik eğitimin yalnızca akademik bir alan değil; aynı zamanda bölgesel kalkınmaya, mesleki yeterliliklerin gelişmesine ve toplumsal kapasitenin artırılmasına katkı sağlayan bir saha çalışması olduğunu da göstermiştir.
Akademik çalışmaları, yetiştirdiği öğrenciler, yürüttüğü projeler ve mesleki eğitim alanına yaptığı katkılar dikkate alındığında, Prof. Dr. Duran Altıparmak; teknik eğitim ve mühendislik eğitimi alanlarında yetişen kuşaklar için örnek teşkil eden saygın ve seçkin akademisyenlerden biri olarak değerlendirilebilir.
Yetiştirdiği İnsanlarla Yaşayan Bir Akademik Miras
Bir akademisyenin gerçek başarısı çoğu zaman yalnızca yayın listelerinde, unvanlarda veya görevlerde görülmez. Asıl başarı, yetiştirdiği öğrencilerin hayatlarında ve mesleklerinde bıraktığı izlerde ortaya çıkar.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan teknik öğretmenler, mühendisler, akademisyenler, araştırmacılar ve sanayi uzmanları arasında Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın öğrencileri bulunmaktadır. Onların başarılarında yalnızca teknik bilgi değil; hocadan alınan çalışma disiplini, meslek ahlakı ve sorumluluk anlayışı da etkili olmuştur.
Çünkü gerçek eğitim, bilgiyi aktarmanın ötesinde bir karakter inşa sürecidir. Bu nedenle onun ardında bıraktığı en büyük miras, yalnızca yayınlar ya da projeler değil; yetiştirdiği insanlardır.
Jübile Programı: Bir Hocaya Duyulan Vefanın Sessiz Tanıklığı
20 Temmuz 2022 tarihinde emekli olduktan sonra Kasım 2022’de Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü tarafından düzenlenen jübile programı, sıradan bir emeklilik töreni olmamıştır.
Bu program, kırk beş yılı aşan bir emeğin, bir bilim insanına duyulan vefanın ve akademik birikime gösterilen saygının ifadesi olmuştur. Salonda bulunan öğrenciler, mezunlar, akademisyenler ve meslektaşlar aslında yalnızca bir kişinin değil, bir dönemin tanıklığını yapmıştır.
O gün hissedilen duygu yalnızca vedanın hüznü değil; aynı zamanda geride bırakılan büyük bir emeğe duyulan minnet olarak hafızalara kaydedilmiştir.
Türkiye’nin Teknik Eğitim Hafızasında Kalıcı Bir İsim
Bugün Türkiye’nin bilim, teknoloji ve üretim alanındaki gelişimi konuşulurken çoğu zaman büyük projelerden, yatırımlardan, teknolojik dönüşümlerden ve dijitalleşmeden söz edilmektedir. Oysa bütün bu dönüşümlerin merkezinde insan vardır.
İnsan yetiştirmeden teknoloji üretmek mümkün değildir. Nitelikli mühendis, sorumluluk sahibi akademisyen, sahayı bilen teknik uzman ve meslek ahlakını benimsemiş insan kaynağı olmadan kalkınma hedeflerinin kalıcı başarıya ulaşması da mümkün değildir.
İşte Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın hayatı bize tam da bunu hatırlatmaktadır. Onun hikâyesi; teknik eğitimin, uygulamalı mühendisliğin, bilimsel disiplinin ve insan yetiştirme idealinin ortak hikâyesidir.
Gerçek başarıyı makamlarla değil, geride bırakılan izlerle ölçenler için Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın akademik hayatı anlamlı bir örnek olmaya devam edecektir. Çünkü bazı insanlar emekli olurlar; fakat yetiştirdikleri insanlar sayesinde eserleri yaşamaya devam eder. Ve bazı hocalar vardır ki onlar yalnızca ders anlatmazlar; bir nesil yetiştirirler.

Sonuç ve Değerlendirme
Bazı hayatlar vardır; yalnızca yaşandıkları döneme değil, kendilerinden sonraki nesillere de yön verirler. Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın akademik ve mesleki serüveni de bu nitelikte bir hayat hikâyesidir.
Onun kırk yılı aşan eğitim, araştırma ve yöneticilik tecrübesine bakıldığında, karşımıza yalnızca başarılı bir akademisyen değil; aynı zamanda bilgiyi sorumlulukla birleştiren, eğitimi karakter inşasının temel unsuru olarak gören ve mühendisliği bir medeniyet görevi olarak değerlendiren örnek bir bilim insanı çıkmaktadır.
Gazi Üniversitesinin köklü teknik eğitim geleneği içerisinde yetişen ve aynı gelenek içerisinde sayısız öğrenci yetiştiren Prof. Dr. Altıparmak, Türkiye’nin teknik yükseköğretim tarihine adını yalnızca bilimsel çalışmalarıyla değil, insan yetiştirme konusundaki hassasiyetiyle de yazdırmıştır.
Çünkü üniversitelerin gerçek gücü, sahip oldukları binalarda veya teknolojik altyapılarda değil; öğrencilerine ilham veren, onları geleceğe hazırlayan ve hayatlarına yön veren akademisyenlerinde saklıdır.
Onun çalışmaları otomotiv mühendisliği, taşıt güvenliği, fren sistemleri, süspansiyon teknolojileri, alternatif yakıtlar ve enerji verimliliği gibi stratejik alanlarda önemli katkılar ortaya koymuştur. Ancak geriye dönüp bakıldığında görülmektedir ki, bu çalışmaların da ötesinde en büyük başarısı; bilgiyle ahlakı, bilimle vicdanı ve teknik yeterlilikle insani değerleri bir araya getirebilmiş olmasıdır.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan mühendisler, öğretmenler, araştırmacılar ve sanayi yöneticileri arasında onun öğrencilerine rastlamak mümkündür. Her biri, bir yönüyle hocasının emeğini ve izini taşımaktadır. Bu durum, gerçek akademik başarının yalnızca yayınlarla değil, yetiştirilen insanlarla ölçülmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
Modern dünyanın hızla değişen teknolojik dönüşümleri içerisinde üniversitelerin ve akademisyenlerin rolü her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Böyle bir dönemde Prof. Dr. Duran Altıparmak’ın hayatı, genç akademisyenlere ve geleceğin mühendislerine önemli bir mesaj vermektedir: Bilim üretmek kadar insan yetiştirmek, teknik bilgi kadar ahlaki sorumluluk taşımak ve mesleki başarı kadar toplumsal faydayı gözetmek de büyük bir görevdir.
Sonuç olarak Prof. Dr. Duran Altıparmak, yalnızca Gazi Üniversitesinin değil, Türkiye’nin teknik eğitim ve uygulamalı mühendislik tarihinin önemli isimlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Ardında bıraktığı eserler, yürüttüğü projeler ve yayınladığı çalışmalar elbette kıymetlidir; ancak onu kalıcı kılan asıl miras, yetiştirdiği insanlar ve onların taşıdığı değerlerdir.
Çünkü bazı akademisyenler bilgi öğretir, bazıları meslek kazandırır; çok azı ise bir neslin düşünce dünyasını şekillendirir. Prof. Dr. Duran Altıparmak, işte bu nadir isimlerden biridir.
Onun hikâyesi, bilimin insanla, emeğin ahlakla ve eğitimin medeniyet tasavvuruyla buluştuğunda nasıl kalıcı bir değer üretebildiğinin güçlü bir örneği olarak yaşamaya devam edecektir.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM- Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP – www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP